Yıldız, “Kimse bunun farkında değil. Kalıcı uyum politikaları konusunda geç kalındı. Suriyeli göçmenlerin eğitim sistemimize büyük etkisi var. 31 Mart’ta yapılan son yerel seçimlerde  muhalefet partilerinin seçim başarısında sığınmacılara karşı biriken öfkenin de etkili olduğu göz ardı edilmemelidir.Vatandaşlık verilmesi halinde Suriyeli sığınmacıların yüzde 82’si Türkiye’de kalacağını ifade ediyor” dedi.

Başta Gaziantep olmak üzere Güneydoğu Anadolu ve Ege Bölgesi’nde uzun yıllardır göç araştırması yapan Sosyal ve Siyasal Araştırmalar Derneği Başkanı Özkan Yıldız, anket sonuçlarını yorumladı, dikkat çeken tespitlerde bulundu.

TÜRKİYE NÜFUSUNA BİR NÜFUS DAHA EKLENDİ

Resmi kaynaklara göre bugün Türkiye’de 3,5 milyon civarında Suriyeli sığınmacı olduğunu belirten Yıldız, ““2011 yılında başlayan sığınmacı dalgası ile Türkiye nüfusuna adeta yeni bir ülke nüfusu eklendi. 13. yılını dolduran süreçte Suriyelilerin ülkemizde gettolaşarak içine kapanması, kentlerde izole hayat sürmeleri, okul sisteminde yer alamayan öğrenci sayıları, geleceğinin belirsizliği, kamuoyunun, siyasetin ve medyanın merkezi konusunu oluşturmaktadır. Gelecek planları nedir?.. Bunların üzerinde yeterince durulmadı” dedi.

8  MİLYON SURİYELİ ÜLKESİNİN DIŞINDA YAŞIYOR

Ülkemizde büyük bir Suriyeliler diasporası oluştuğunu belirten Yıldız, “Bu bir gerçeklik. Her ne kadar ‘diaspora’ kavramının etimolojik kökeni ‘sürgün’ ve ‘dağılma’ Birleşmiş Milletler ‘Uluslararası Göçmen Raporu 2015’ başlıklı raporunda, anavatanları dışında yaşayanları ‘diaspora’ olarak ifade etmiş ve aynı raporda diaspora büyüklükleri açısından ülke sıralamasına şu şekilde yer vermiştir; 16 milyon Hintli, 12 milyon Meksikalı, 11 milyon Rus, 10 milyon Çinli, 7 milyon Bangladeşli, 6 milyon Pakistanlı ve Ukraynalı, 5 milyon Filipinli, Suriyeli, Afgan ve İngiliz, 4 milyon Polonyalı, Kazak, Alman ve Endonezyalı, 3 milyon Romen, Mısırlı, Türk ve Amerikalı anavatanları dışında farklı ülkelerde hayatlarını devam ettirmektedir. Tabi bu veri, 2015 yılına ait. Uluslararası kuruluşlar 8 milyonun üstünde Suriyeli’nin ülkesinin dışında yaşadığını tahmin etmektedir.”


EĞİTİMSİZLER BİZE GELDİ

Özkan Yıldız, araştırma ve anket sonuçlarıyla ilgili şunları dile getirdi: “Türkiye’de, yeni bir Suriyeliler diasporası farklı bir sosyolojik katman oluşturmuş durumdadır. Suriyeliler, sırasıyla Halep, Deyrizor, İdlip, Hama, Rakka, Kobani gibi Kuzey Suriye kentlerinin ağırlıklı olarak kırsalından gelmiştir. Bu kentlerden gelenlerin de sosyo-ekonomik ve kültürel yönden düşük statüde oldukları dikkat çekmektedir. Türkiye’ye gelmeden önce de gelir, eğitim ve konut özellikleri açısından düşük konumda oldukları dikkat çekmektedir. Türkiye’de ‘marjinal sektörde’ iş tutan, düşük ücretlerle geçinen, literatürde ‘çalışan yoksullar’ olarak tabir edilen ekonomik ve kültürel açıdan gettolaşma ve beraberinde sosyal dışlanma riski taşıyan Suriyeli grubun kentlerin çeperinde ve kırsalında belirginleşmeye başladığı görülmektedir. Bu durum gelecek açısından önemli risk oluşturmaktadır.

OKUR YAZAR OLMAYANLARIN DURUMLARI PARLAK DEĞİL

Konuya eğitim açısından baktığımızda yine çarpıcı rakamlarla karşılaşıyoruz. Türkiye’ye gelen Suriyelilerin ve özellikle çocukların eğitim durumları parlak değil. Araştırmamızda katılımcıların yüzde 48’i ilkokul ve altı düzeyde eğitime sahip. Okuryazar olmayanların oranı çok yüksek. Her iki Suriyeli’den birisi çocuk ve genç. Hane başına düşen kişi sayısı Türkiye ortalamasının üstünde. Hanede ortalama 5-7 kişi yaşayanların oranı (yüzde 40,8) ilk sırada geliyor. 8-10 kişi yaşayan hanelerin oranı ise yüzde 17,2… Herhangi bir işte çalışmadığını belirten Suriyelilerin oranı yüzde 32,7 olmakla birlikte katılımcıların yüzde 53,7’si çalışmasına engel bir nedenin olmadığını ifade ediyor.”

Haydi sofraya noktaları atıyor Haydi sofraya noktaları atıyor

SURİYELİLER ÇOK AZ ÜCRET ALIYOR
“Suriyelilerin Türkiye ortalamasının çok altında ücret aldığı görülmekte. Ankete katılan Suriyeliler’den büyük çoğunluğu (yüzde 78,6) devlet veya resmi kurumlardan yardım almakta. Her iki katılımcıdan birisi aldığı resmi yardımı yeterli bulmuyor. Geçinmek için daha fazla yardım verilmesi gerektiğini belirtenlerin oranı yüzde 30 civarında. Türkiyeli komşularından yardım görmediğini söyleyenlerin oranı yüzde 46,3… Çalışmayan ama devletten aldığı düzenli sosyal yardımlarla geçinen bağımlı bir nüfus gerçeğiyle karşı karşıyayız.”

KADINLARIN YÜZDE 40’I HİÇ EĞİTİM ALMAMIŞ

“Genel verilere bakıldığında Türkiye’deki göçmen kadınların yüzde 40’ı hiç eğitim almamış, yüzde 13’ü ortaokul ve yüzde 37’si ilkokul mezunu. Eğitimi olmayan veya ilkokulu bitirmemiş göçmen kadınların doğurganlık hızı 5,8 iken lise veya uzun süreli eğitim görenlerinki yüzde 4,1’dir. Ülkemizde bulunan bir milyon 651 bin 627 göçmen kadının 820 bin 495’i üreme çağındaki Suriyeli kadın ve genç kızlardır. Bu oranlar Türkiye’de 1970’lerde görülen oranlara eş değerdedir.”

EĞİTİM SİSTEMİ OLUMSUZ ETKİLENİYOR

“Suriyeli hanelerde okul çağında olan çocuk oranı yüzde 71,2…‘Çocuklarımın hiçbiri okula gitmiyor’ ifadesini kullanan katılımcıların oranı yüzde 37,7’dir. Suriyeli çocuklar, sosyokültürel nedenlerden dolayı erken yaşta okuldan kopuyor. Geleneksel değerler sistemi, toplumsal cinsiyet algısı, dini inançların etkisi, karma eğitime karşı olma, kızların eğitiminden beklentinin düşük olması öne çıkan faktörler. Ayrıca ailelerin yoksulluk ve kalabalık olmasından ötürü çocukları çalıştırmak ve emeğinden yararlanmak istemesi çocukların okullaşmasını engelleyen bir diğer faktör. Okul çağında yer alan nüfusun çok yüksek olması ciddi sorunları da beraberinde getiriyor. Türkiye’de ortalama 20 öğrenciye bir öğretmen düşüyor. Bu hesaplamaya göre Türkiye’deki Suriyeli çocuklar için 40 bin öğretmen ihtiyacı var demektir. Yine aynı şekilde bin 500 okul, 30 bin derslik gerekmektedir. Bunların gerçekleşmesi mümkün değil. Türk eğitim sisteminin bu durumdan olumsuz etkileneceği bir gerçek. Huzurlu ve barışık bir ortak gelecek için işe buradan başlanması kaçınılmaz. ”

DOĞURGANLIK HIZLARI YÜKSEK

“Genç yaş evliliği Suriyeli kız çocuklarında yüksek oranda. Suriyeli göçmen kadınların genç yaşta evlendikleri, doğurganlıklarının yüksek olduğu farklı kurumların ölçümlerinde de saptanmıştır. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2018 verilerine göre, 25-49 yaşlarındaki Suriyeli göçmen kadınların yüzde 55’i 20 yaş, yüzde 38’i 18 yaş, yüzde 12’si ise 15 yaşından önce evlenmektedir. Araştırmamızda çok eşli evliliklerin oranı da azımsanmayacak boyutta. Ankete katılanların yüzde 9’u 2 eşli, yüzde 2,7’si ise 3 eşlidir. 

DOĞURGANLIK ORANLARI ENDİŞELENDİRİYOR

TÜİK’in son verilerine göre ülkemizde toplam doğurganlık hızının 1,5 çocuk olması, ülke nüfusunun yenilenme düzeyinin altına düştüğünü, doğurganlığın azaldığını, ortalama ömrün uzadığını göstermektedir. Aynı zamanda ülke nüfusunun yaşlı nüfus olma özelliğini sürdürdüğünü anlatmaktadır. Tersine, Suriyelilerin ortalama doğurganlık oranlarının 5-6 çocuk olması, Türkiye’nin demografik yapısını kökten değiştireceğini ortaya koymaktadır. Bu tür demografik dönüşümün gelecekte ekonomik, kültürel, sosyal ve politik doğurguları Türk kamuoyunu haklı olarak endişelendirmektedir.”

SURİYELİLERLE KOMŞULUK YAPMIYORUZ

“Suriyelilerin Türk Toplumuyla entegrasyon sorunu yaşadığını veriler açıkça desteklemektedir. Gerek komşuluk ilişkileri, gerekse de boş zamanı değerlendirme biçimi, sosyalleşme sürecinin başarılmasında önemli ölçütlerdir. Anketimize yanıt veren Suriyeli sığınmacıların yüzde 56’sı, ‘Türk komşularından hiç yardım görmediğini’, yüzde 45’i ‘ilişkileri olan Türk komşularının olmadığını’, yüzde 40’ı ‘Türk komşularıyla bazen sorunlar yaşadığını’, yüzde 37’si ‘sorunlarının çözümünde Türk komşularının yardımcı olmadığını’, yüzde 39’u ise ‘nadiren Türk komşunun yardımcı olduğunu’ ifade etmiştir. Suriyeli sığınmacıların boş zaman aktivitelerine bakıldığında yüzde 5’i boş zamanında ‘Suriyeli arkadaşlarıyla zaman geçirdiğini’, yüzde 29’u ‘hiçbir şey yapmadığını’ ve yüzde 17’si ise ‘alışveriş merkezinde’ zaman geçirdiğini ifade ediyor.”

GERİ DÖNÜŞLERİ NASIL SAĞLANACAK?

“Hem 2013 ve hem de 2022 araştırmasında Suriyeli sığınmacıları geri dönüş eğilimleri sorgulandı. İç savaş başladığında ilk gelen grubun Suriye’de savaşın kısa sürede sonuçlanacağı öngörülmüştü. 2013 anketine katılan her 2 Suriyeli sığınmacıdan biri (yüzde 58) ‘Türkiye’ye gelirken en fazla bir ay kalacağını, savaşın biteceğini ve geri döneceğini’ tahmin etmişti. 9 yıl sonra,  2022 anketindeyse her 2 Suriyeli sığınmacıdan birisi (yüzde 55) yakın zamanda ‘Suriye’de savaşın bitmeyeceğini’ düşünüyor. Ankete katılanların yüzde 40’ı ‘Suriye’nin yakın zamanda kendisi, çocukları ve ailesi için refah ve huzur ortamına kavuşmayacağını’ düşünüyor. ‘Savaş sona erse dahi Türkiye’de kalırım’ diyenler yüzde 43, Suriye’ye dönerim diyenler yüzde 48… Bu iki veriyi politik karar vericilerin ciddiye alması gerekiyor.”

SURİYELİLERİN YÜZDE 82’Sİ GİTMEK İSTEMİYOR

“Bir dönem siyaset gündemini meşgul eden konulardan birisi de Suriyeli sığınmacıların Türk hükümetince sınıra yakın “güvenli bölgelerde” inşa edilecek konutlara gidip gitmeyeceğiydi. Her ne hikmetse şu an bu konu hiç gündemde değil ve konuşulmuyor. Anketimize katılanlar içinde “güvenli bölgelere gitmem” diyenlerin oranı yüzde 49, “kararsız” olanların oranı yüzde 22’dir. Dolayısıyla hükümetin gönüllü, güvenli bölgelere dönüş projesi toplumsal bir karşılık bulmuyor. Vatandaşlık verilmesi halinde Suriyeli sığınmacıların yüzde 82’si Türkiye’de kalacağını ifade ediyor. 

KAMPLARDA TUTULMALIYDILAR
Suriye’de iç savaş sona erse ülkemizde yaşayan Suriyelilerin küçük bir kısmı geri dönme isteğinde. Bu durum evrensel ölçekte sosyolojik bir olgudur. Hele ki Suriye’de savaşın yarattığı yıkımların kısa sürede elverişli yaşam koşulları oluşturması mümkün değilse dönüş eğilimi giderek zorlaşır. Elbette barışın gelmesi, Suriyelilerin ülkelerine dönmesi hem kendileri hem de Türkiye ve Suriye devleti için arzu edilir bir durum. Bu reel seçenekler içinde Suriyelilerin hem geçiciliği hem de kalıcılığını öngörecek politik düzenlemelerin yapılması şart. En başında gelen sığınmacılar sınırlarda kurulan kamplarda tutulmuş olsaydı dönüşler görece daha kolay olurdu. Ancak mültecilerin bütün Türkiye’ye yayılmış olması ve yeni bir yaşam kurmaları ülkelerine dönüşü zorlayan en önemli nedendir. ”

YENİ BİR MEVZUATA İHTİYAÇ VAR

Türkiye’nin mülteciler/sığınmacılar için yasal ve hukuki temeli güncellenmiş, evrensel normlarla uyumlu, geri dönüş ve üçüncü ülkelere gönderimi kolaylaştırıp güvence altına alan güncel ve modern bir mevzuata ihtiyacı var. Kararnameler ve yönetmeliklerle durumu kurtarmaya çalışan geçici politik girişimlerden bir an önce vazgeçilmeli. AB ve BM ile işlevsel ve uyumlu çalışan kapsamlı göç politikasının hayata geçirilmesi zorunluluk taşımaktadır.

YEREL SEÇİM SONUÇLARINA YANSIDI

“Suriyeli nüfusun çok büyük kısmı büyük kentlerde yaşıyor. Bu kentlerin ekseriyeti ana muhalefet partisi tarafından yönetiliyor. 31 Mart’ta yapılan son yerel seçimlerde, Adıyaman, Kilis, Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep ve merkez ilçeleri Şehitkamil, Nizip gibi sığınmacı nüfusun yüksek olduğu şehirlerde muhalefet partilerinin seçim başarısında sığınmacılara karşı biriken öfkenin de etkili olduğu göz ardı edilmemelidir. Dolaysıyla bu olgular da göstermektedir ki sorun Türkiye’nin milli sorunuysa merkezi ve yerel iktidarın siyaset üstü yaklaşımla soruna müspet yaklaşıp proaktif çözümler üretme zorunluluğu vardır.

DÖNÜŞLER HIZLANDIRILMALI

Suriyeli sığınmacıların geri dönüşünün çözüm ‘modalitesinin’ ortaya konulması gerekmektedir. Bu, çok aşamalı bir geçiş sürecini zorunlu kılmaktadır. İlk yapılması gereken Suriye rejimi ile diplomatik ve samimi diyaloğun başlatılmasıdır. BM normlarına bağlı kalarak siyasi ilişkiler olgunlaştırmalıdır. Dönüşler bu çerçevede hızlandırılmalıdır.“

Editör: Ebru Kont