1. YAZARLAR

  2. ALİ YILMAZ

  3. Tansiyon Yükseldi!
ALİ YILMAZ

ALİ YILMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

Tansiyon Yükseldi!

A+A-

Ekonomide görülen durgunluğun ardından korona salgını hükümeti yeni önlemler almaya yöneltti.

Ekonomi kurmaylarının değiştirilmesi ardından ekonomi politikalarında değişiklik yapıldı.  Ve ısrarla sürdürülen faizi aşağıda tutma kararlılığından vazgeçilerek piyasaların beklentileri istikametinde karar verildi. 

“Acı reçete” ise yolda…

Bu yeterli gelecek mi?

Tabi ki, “Hayır…”  İleri teknoloji ile üretime geçilmesi ve ihracatın artırılması gerekir. Başka bir ifadeyle, tüketim çılgınlığından vazgeçilmesi ve devleti yönetenler başta olmak üzere tasarrufa gidilmesi… İşsizliğin azalması ve yeni üretim tesislerinin kurulması için yeni iç ve dış yatırımlar gereklidir. 

Bu yatırımlar; hukuk güvenliği sağlanmadan yapılmaz. İşin uzmanları böyle söylüyor. 

Bu konuda ikna edilen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “ekonomi, demokrasi ve hukuk seferberliği” mesajı vermesinin ardından ortalık alevlendi.

 

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) üyesi Bülent Arınc’ın katıldığı bir TV programında, “Osman Kavala ve "Selahattin Demirtaş serbest bırakılmalıdır” çıkışı…

Ve Selahattin Demirtaş’ın, ”Devran” kitabı…“Ne olur, onu alıp okuyun.  O kitap Kürtler ve Kürtlerin yaşadığı travmalar üzerine kafalarda çok şeyleri değiştirecektir” söylemi, siyasette tansiyonu yükseltti. 

Hemen ardından bir başka YİK Üyesi Cemil Çiçek de dikkat çeken açıklamalarda bulundu. “Bize topyekûn bir tevbe-i nasuh lazım." Başka bir ifadeyle; “Reform kelimesi çok aşındı, kimse bir şey beklemesin” demek istedi.

“Tevbe-i nasuh”, nedir? İslam kaynaklarına göre, içtenlik ve kararlılıkla yapılan tövbeye, denilmektedir. Halka daha önceleri bu konuda defalarca açıklama yapıldığından, yargı reformu beklenen heyecanı yaratmıyor. Çiçek’in ifadesi ile “Bize yargı reformundan önce insan ve ahlâk reformu lâzım. Biz 459 yıldan beri yargının düzeltilmesini konuşuyoruz.” 

 

Alaattin Çakıcı’nın Kemal Kılıçtaroğlu’nu mafya yöntemlerini çağrıştıran bir şekilde tehdit etmesi… 

Devlet Bahçeli’nin ise buna karşı çıkması beklenirken, organize suç örgütü liderinin yanında yer alması ve desteklemesi farklı tartışmaları beraberinde getirdi.

Yine, “At izi it izine karıştı.”

Siyaset nezaket ve hoşgörü içerisinde yapılması gereken bir iştir. Bir siyasi parti genel başkanına, kendisini tasvip edin etmeyin, bu üslupla hakaret edilmesi, kabul edilir bir durum değildir. Bunun savunulması ve gerekçe aranması kabul edilemez.

MHP’li Semih Yalçın, “MHP bir dava partisidir ve bu hususiyetini dünya durdukça koruyacaktır. MHP; ucuz ve gündelik siyaset uğruna dünyasını ve ahretini yıkmayacağı gibi, ilke ve değerlerine daima sahip çıkacaktır” dedi.

Hoppala…  MHP, unuttuğu davasını hatırladı.

Bizim oralarda bir laf vardır: “Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü.”

Bülent Arınç, MHP yöneticilerinin yine hedefinde…

 

Siyaset kazanı kaynamaya başladı. Ve sürpriz gelişmelere gebe görünüyor. 

Bütün bu gelişmeler tesadüf olamaz. Tesadüf görünenlerin arkasında bir akıl olduğunu düşünenlerdenim.

Erken seçim olur mu? Bana bu gelişmelerden önce sorsanız, “olmaz” derdim. Lakin Meydana gelen gelişmeler erken bir seçimi çağırıyor gibi.

Cumhur ittifakının ünlü isimlerinin eş zamanlı olarak medyada görünmeleri ve kamuoyuna tartışılacak mesajlar vermeleri…

Sizi şaşırtmıyor mu? Bülent Arınç, Cemil Çiçek, Semih Yalçın ve Alaattin Çakıcı… Hayırdır inşallah.
Bunlar özgül ağırlığı olan kişiler… Alaattin Çakıcı ismine itiraz etmeyin! Onun özgül ağırlığını bilen bilir! Bülent Arınç ve Cemil Çiçek, şu anda kurumsal kimliği olan eski siyasetçilerdir. Kimilerine göre, yıpranmış… Ama bu ifade doğru bile olsa, söylediklerinin hepsinin inkârını gerektirmez.

Hukukla, reformla, yargıyla, tutuklamalarla, özgürlüklerle savcılarla, hâkimlerle ilgili söyledikleri dikkate alınmalıdır.  Selahattin Demirtaş’ın yazdığı kitaba çok fazla anlam yüklemesini ise yanlış anlamalara neden olacağı ve farklı mecralara çekilebileceği için doğru bulmadım. Bu benim fikrim.

Bu açıklamaları;  kimileri, “Cumhur İttifakı’na sabotaj…”olarak görürken…  Kimileri, “şimdiye kadar yapılan hatalardan geri dönülmesi, hukukun ve demokrasinin önünün açılması “olarak nitelendiriyor.  “Hükümet yeni bir çözüm sürecine hazırlanıyor” görüşünü dile getirenler az değil. 

CHP yetkilileri, Arınç ve Çiçek’in tavır ve değerlendirmesini doğru bulduğunu ifade etti.

Melih Gökçek bile sahnede…”Cumhurbaşkanı’mın ve AK partimizin fikri bu değil, sen ne biçim AK Partilisin?

“Alaattin Çakıcı’ya karşı Bülent Arınç ortaya sürüldü” diyenler bile var.

 

“Senaryolar, dedikodular, komplolar, konuşmaların arkasında bir şey aramalar, gizli ajandalar, tevatürler, fısıldamalar falan...”

Kimin eli kimin cebinde belli değil.

Dostlar ise beni sıkıştırıyor: Ne var bu işlerin arkasında?”, “Cumhurbaşkanı’nın haberi ve bilgisi olmadan bu beyanlar verilebilir mi? Konuşanlar Cumhurbaşkanına bağlı YİK üyeleri… 

Cumhurbaşkanı ’da bir karşı açıklama geldi. Yapılan açıklamaların; bireysel fikirler olduğunu, Cumhurbaşkanlığını, hükümeti ve AK Partiyi bağlamayacağını ifade etti. 

Cumhur İttifak’ı çatırdıyor mu? Bu açıklamalar dağılmanın önüne geçmek için yapılmış olabilir mi? Sanmıyorum ama olmaz da demem. Gün doğmadan neler doğar. 

Yine de deli taylarım kafamı karıştırdı. Ya herkes kafasına göre takılarak, bireysel fikirlerini açıklıyor. Bu varsayım doğru ise gemi su alıyor. Ya da perde arkasında yazılmış gizemli bir senaryo uygulanıyor. 

Seyircisi halk ve muhalefet…

Hangisi?

Ben bilmem! Bilenlere sorun! Eğer bilenlerden olsaydım, hala bir yerlerde olurdum.

Önceki ve Sonraki Yazılar