Yıl boyunca artan ticari temaslar, sahada kurulan sürekli diyalog mekanizmaları ve ihracatçıların değişen koşullara hızla uyum sağlayabilen yapısı, bu artışta belirleyici rol oynadı. İller bazında Suriye’ye en fazla ihracat 653 milyon dolar ile Gaziantep’ten yapılırken, kentin ihracatı geçen yıla göre yüzde 35,7 arttı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Suriye’ye ihracatı 2025’te 967,8 milyon dolar olurken, bölgenin toplam içindeki payı yüzde 37,7 olarak gerçekleşti; bölgeden en fazla ihracat yapan sektör 400,9 milyon dolarla hububat oldu.
TİM Suriye Masası Başkanı ve Güneydoğu Anadolu Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, ortaya çıkan tablonun tekil gelişmelerin değil, yıl geneline yayılan ve sahada kararlılıkla sürdürülen sistematik bir çalışmanın sonucu olduğuna dikkat çekerek, “2025 yılı, Türkiye-Suriye ticari ilişkilerinin daha öngörülebilir, daha kurumsal ve daha sürdürülebilir bir zemine oturduğu bir yıl oldu. Yıl boyunca ihracatçılarımızın sahadan ilettiği ihtiyaçları kamu otoriteleriyle eş zamanlı olarak ele aldık; temas, çözüm ve sonuç üretme refleksini sürekli canlı tuttuk. Ulaştığımız 2,6 milyar dolarlık ihracat seviyesi, bu yaklaşımın somut bir çıktısıdır” dedi.
YATIRIMLAR GÜVEN OLUŞTURDU
Suriye ile ticarette 2025 yılı verilerini değerlendirirken, ihracattaki artışın arkasında yalnızca kısa vadeli ticari hareketlilik değil, ilişkilerin derinleşmesi ve yatırımların oluşturduğu güven zemininin bulunduğunu vurgulayan TİM Suriye Masası Başkanı Celal Kadooğlu şu değerlendirmeyi yaptı: “Bölgede yatırımlar arttıkça karşılıklı güven ve öngörülebilirlik güçleniyor; bu da ticari ilişkilerin hem hacmine hem de niteliğine doğrudan yansıyor. Yatırım, ticareti takip eden bir sonuç değil; ticaretin kalıcı hale gelmesini sağlayan temel unsurdur. 2025 yılı boyunca Suriye ile gelişen temaslar, bu ilişkinin daha kurumsal bir yapıya evrildiğini açık biçimde gösterdi.”
ÇEŞİTLİLİK ARTACAK
Orta Doğu’da güçlenen istikrar ortamının Türkiye-Suriye ticaretini daha geniş bir çerçeveye taşıdığına dikkat çeken Kadooğlu, bölgesel perspektifi şu sözlerle tamamladı: “Orta Doğu’da istikrarın güçlenmesi, ekonomik ilişkilerin daha sağlıklı ve uzun vadeli bir zemine oturmasını sağlıyor. Suriye’nin yeniden bölgesel ticaret ağlarına entegre olması; Türkiye açısından yalnızca ikili ticareti büyüten bir gelişme değil, aynı zamanda Orta Doğu, Afrika ve Körfez pazarlarına uzanan daha geniş bir ticaret hattının güçlenmesi anlamına geliyor. Türkiye, üretim kapasitesi, tedarik zinciri gücü ve coğrafi konumuyla bu yeni dönemin doğal merkez ülkelerinden biri. Türkiye ile Suriye arasındaki ticaret daha dengeli, daha öngörülebilir ve uzun vadeli bir yapıya doğru ilerlediğinden; 2026 yılında da istikrar, yatırım ve ticaret arasındaki ilişkinin güçlenmesini, ihracatımızın nitelik ve çeşitlilik açısından daha da derinleşmesini bekliyoruz.”



