Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Göç Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Halil Yılmaz’ın 32 Suriyeliyle yaptığı görüşmeler, geri dönüş konusunda dikkat çeken bir tablo ortaya koydu. Araştırmaya göre, yıllardır Gaziantep’te yaşayan Suriyeliler için geri dönüş artık yalnızca “gitmek ya da kalmak” şeklinde değerlendirilen bir karar değil. Kentte kurulan yaşam, çocukların Türkiye’de büyümesi, hukuki statü, ekonomik koşullar ve geri döndükten sonra yeniden Türkiye’ye gelememe endişesi kararları doğrudan etkiliyor.
Araştırmada, Gaziantep’te uzun yıllardır yaşayan Suriyelilerin geri dönüşe nasıl yaklaştığı mercek altına alındı. Kentte kurulan yaşam ve sosyal bağların yanı sıra hukuki statü, ekonomik koşullar, aile yapısı ve Türkiye ile Suriye arasındaki hareketlilik imkanlarının geri dönüş kararlarında nasıl etkili olduğu incelendi. Çalışmada özellikle yıllar içinde Gaziantep’te oluşan aidiyetin ve genç kuşakların Türkiye’de kurduğu yaşamın, geri dönüş düşüncesini daha karmaşık hale getirdiği görüldü.
32 Suriyeliyle yüz yüze görüşüldü
Araştırma kapsamında Gaziantep’te yaşayan 32 Suriyeliyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirildi. Katılımcıların 20’sini çifte vatandaşlığa sahip kişiler, 12’sini ise geçici koruma kapsamındaki Suriyeliler oluşturdu. Yaklaşık bir saat süren görüşmelerde katılımcılara kentteki yaşamları, hukuki durumları, ekonomik koşullar, güvenlik, kamusal alanda yaşadıkları deneyimler ve gelecek planları soruldu.
Yıllar geçtikçe Gaziantep “ev” oldu
Çalışmada en dikkat çeken sonuçlardan biri, savaşın ardından Gaziantep’e gelen Suriyelilerin başlangıçta Türkiye’deki yaşamlarını geçici görmesine rağmen aradan geçen yıllarla birlikte bu düşüncenin değişmesi oldu.
Katılımcıların anlatımları, Gaziantep’te geçen 10 yılı aşkın sürede aile, iş, mahalle ve sosyal çevre üzerinden güçlü bağların oluştuğunu gösterdi. Bir katılımcının, “Aslında roller tersine döndü. Artık orası göç edilecek yer, burası ise evimiz oldu” sözleri araştırmaya yansıyan dikkat çekici ifadeler arasında yer aldı.
Ancak Suriye’de 8 Aralık 2024 sonrasında yaşanan siyasi değişimle birlikte bu düşüncenin yeniden sorgulanmaya başladığı görüldü. Daha önce Türkiye’de kalıcı bir hayat kurmayı planlayan bazı katılımcılar, gelişmelerin ardından Suriye’ye dönüş ihtimalini yeniden değerlendirmeye başladı.
Gençler Suriye’ye dönmeye daha mesafeli
Araştırmada kuşaklar arasındaki fark da dikkat çekti. Görüşmelere göre, ailelerin yaşça büyük üyeleri Suriye’ye dönüşe daha sıcak bakarken, Türkiye’de büyüyen gençlerin geri dönüşe daha mesafeli olduğu ortaya çıktı.
Gaziantep’te büyüyen bazı çocuk ve gençlerin Türkçeyi Arapçadan daha iyi konuştuğu, eğitimlerini Türkiye’de sürdürdüğü ve geleceklerini de burada kurduğu belirlendi. Katılımcılardan biri torunlarının Türkçesinin Arapçalarından daha iyi olduğunu söylerken, bir başka katılımcı çocuğunun hayallerini ve hedeflerini Türkçe kurduğunu anlattı. Araştırmaya göre bu durum, bazı gençler açısından Suriye’ye “geri dönmenin” aslında hiç yaşamadıkları veya çok az tanıdıkları bir ülkeye gitmek anlamına gelmesine yol açıyor.
Dönüşten çok geri dönememekten korkuyorlar
Çalışmanın öne çıkan sonuçlarından biri de geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin yaşadığı hukuki belirsizlik oldu. Bazı katılımcıların Suriye’ye gitmekten çok, Türkiye’den ayrıldıktan sonra yeniden dönememe ihtimalinden endişe duyduğu belirlendi.
Bir katılımcı, Türkiye’den ayrıldıktan sonra geri dönememe ihtimalinin kendisini korkuttuğunu söylerken, bir diğer katılımcı ise Türkiye’de yıllar içinde kurduğu hayatı yeniden oluşturamama ihtimaline dikkat çekti. Çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ise Türkiye ile Suriye arasındaki hareketlilik konusunda kendilerini daha güvende hissettikleri görüldü.
Geri dönüş için üç şart öne çıktı
Suriye’ye dönüş konusunda ekonomi, eğitim ve güvenlik başlıkları da belirleyici oldu. Araştırmaya katılanlardan biri dönüş kararındaki şartlarını, öncelik sırasıyla ekonomi, eğitim ve güvenlik olarak sıraladı. Bazı katılımcılar ise Suriye’deki şartları sosyal medya ve geri dönen yakınları aracılığıyla takip ettiklerini anlattı.
Görüşmeler, dönüşün birçok aile için bir anda gerçekleşecek toplu bir hareket olarak görülmediğini de ortaya koydu. Bazı ailelerde önce bir kişinin Suriye’ye giderek şartları gözlemlediği, ardından diğer aile bireylerinin dönüşünün planlandığı görüldü. Bir katılımcının, “Geldiğimiz gibi döneceğiz. Hepimiz aynı anda gelmedik, dalga dalga geldik. Bu da bir günde olmayacak. Adım adım olması gerekiyor” şeklindeki sözleri bu yaklaşımı ortaya koydu.
Bir ayağı Gaziantep’te, bir ayağı Suriye’de
Araştırmada dikkat çeken bir başka sonuç ise bazı Suriyelilerin iki ülke arasında yeni bir yaşam düzeni kurmaya başlaması oldu. Ailesini Suriye’ye gönderen ancak işi ve gelir kaynağı Gaziantep’te bulunduğu için Türkiye’de yaşamaya devam eden katılımcıların olduğu belirlendi.
Bir katılımcı eşi ve çocuğunun Suriye’de yaşadığını, kendisinin ise Türkiye’de küçük bir ev kiralayarak hafta sonları Suriye’ye gidip geldiğini anlattı. Başka bir örnekte ise Türk vatandaşı olan bir kişinin şirketi Türkiye’de bulunmasına rağmen her gün Suriye’ye gidip geldiği belirtildi.
Ayrımcılık da dönüş kararını etkiliyor
Araştırmada Gaziantep’teki günlük yaşam da geri dönüş kararının önemli parçalarından biri olarak öne çıktı. Katılımcılar okul, hastane, toplu taşıma ve mahalle yaşamında karşılaştıkları ötekileştirme ve ayrımcılık deneyimlerini anlattı.
Çalışmada, Türkçe bilmenin, eğitimli olmanın hatta Türk vatandaşlığına sahip olmanın dahi bazı katılımcıların kendilerini dışlanmış hissetmelerini tamamen ortadan kaldırmadığı görüldü. Bu deneyimlerin Gaziantep’e duyulan aidiyet üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiği sonucuna ulaşıldı.
Gaziantep geri dönüş kararında belirleyici
Yılmaz, araştırmada ortaya çıkan bu tabloyu “kentsel eşik” kavramıyla ele aldı. Buna göre Gaziantep, Suriyeliler açısından artık yalnızca yıllardır yaşadıkları bir kent değil; Suriye’ye dönüp dönmeme kararının da şekillendiği önemli bir merkez haline geldi.
Araştırmanın sonuçları, geri dönüş kararının sadece Suriye’de güvenliğin sağlanması veya ekonomik şartların düzelmesine bağlı olmadığını gösterdi. Gaziantep’te yıllar içinde kurulan hayat, ailelerin ve özellikle genç kuşakların kentle bağı, hukuki statü, çalışma hayatı, toplumsal ilişkiler ve iki ülke arasında gidip gelebilme imkânı da karar üzerinde belirleyici oluyor.
Çalışmaya göre Suriyeliler açısından geri dönüş, tek seferde ve kesin biçimde gerçekleşecek bir göç hareketinden çok; şartlara göre ertelenebilen, aşamalı gerçekleştirilebilen ve Türkiye ile bağların korunmaya çalışıldığı bir sürece dönüşmüş durumda.




