Meriç'ten mutlusu yok
Meriç'ten mutlusu yok
İçeriği Görüntüle

Önergede, Bakanlığın kamu kaynaklarıyla yürüttüğü "Sendikalı Ol" kampanyasına da yer verildi. İşçilerin sendikalaşmasının önündeki engellerin sosyal medya kampanyalarıyla değil; işkolu barajları, uzun ve etkisiz yetki süreçleri, sendikal nedenle işten çıkarmalar, grev hakkına yönelik yasaklar ve toplu iş sözleşmesi hakkını fiilen kullanılamaz hâle getiren politikalarla bizzat yaratıldığı ifade edildi. Bayhan ve Karaca, bu tablonun tesadüf olmadığını belirterek, Bakanlığın kamu spotlarında işçileri sendikalara üye olmaya çağırırken, uyguladığı politikalarla sendikal örgütlenmenin önündeki yapısal engelleri koruduğunu ifade etti. Önergede, Atalarımızın "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" sözü hatırlatılarak, Bakanlığın işçi sınıfına yönelik gerçek tutumunun kamu spotlarında değil, açıkladığı yetki verileri ve çalışma yaşamında izlediği politikalarla ortaya çıktığı vurgulandı.

İŞ SÖZLEŞME YETKİSİ

Milletvekilleri, işkolu barajlarının yüzlerce sendikanın toplu iş sözleşmesi yetkisi almasını engellediğini, uzun yetki süreçlerinin ve sendikal nedenle işten çıkarmaların örgütlenme hakkını fiilen kullanılamaz hâle getirdiğini belirtti. Son olarak Bağımsız Maden-İş Sendikası başta olmak üzere çeşitli sendikaların işkolu istatistikleri ve yetki süreçlerine ilişkin hukuka aykırılık ve keyfî uygulama iddiaları da önergede Bakanlığa yöneltilen sorular arasında yer aldı. Önergede ayrıca, Emek Partisinin "Barajsız Sendika, Yasaksız Grev, Güvenceli İş" kampanyası kapsamında işçiler, sendikalar, akademisyenler ve hukukçuların katkısıyla hazırlanan Sendikal Haklar Kanun Teklifi de hatırlatıldı. İşkolu barajlarının kaldırılması, grev hakkı önündeki engellerin kaldırılması, sendikal nedenle işten çıkarmalara karşı etkin iş güvencesi sağlanması ve toplu pazarlık hakkının güçlendirilmesini öngören teklifin neden Meclis gündemine alınmadığı ve Bakanlığın bu doğrultuda neden herhangi bir yasal düzenleme hazırlamadığı soruldu.