Oğurlu, alerjik rinit olarak da bilinen saman nezlesi hakkında önemli bilgiler verdi.

Saman Nezlesi Nedir?

Hastaneden yapılan açıklamaya göre, saman nezlesi olarak da adlandırılan alerjik rinit, hapşırma, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, gözde sulanma, burun ve gözde kaşıntı gibi şikayetlere neden oluyor. Uzm. Dr. Özcan Oğurlu, ilkbahar ve yaz aylarında artış gösteren saman nezlesinin bulaşıcı olmadığını, alerjik hastalıkların çoğunun kalıtsal olduğunu ve iç-dış mekanlardaki çeşitli alerjenlerin saman nezlesini tetiklediğini belirtti.

500 yıldır böbrek hastalarına şifa oluyor 500 yıldır böbrek hastalarına şifa oluyor

Astım ve Saman Nezlesi İlişkisi

Oğurlu, astımı olan kişilerde saman nezlesinin daha sık görüldüğünü ve saman nezlesi olanlarda da astımın ortaya çıkma olasılığının arttığını kaydetti. Saman nezlesinin, havada bulunan alerjen adlı küçük parçacıklara karşı vücudun geliştirdiği reaksiyon sonucunda ortaya çıktığını belirtti. "Alerjenleri burnumuzdan soluduğumuzda, eğer alerjik bir hassasiyet varsa, histamin adı verilen bir madde açığa çıkar. Bunun sonucunda da çeşitli belirtiler gözlemlenir," dedi.

Saman Nezlesi ile Soğuk Algınlığı Karıştırılmamalı

Saman nezlesinin hapşırma, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık gibi belirtileri olduğunu aktaran Oğurlu, şu değerlendirmede bulundu: "Soğuk algınlığı bulaşıcı bir hastalıkken, saman nezlesi bulaşıcı değildir. Saman nezlesinde ateş olmaz. Soğuk algınlığında ise kas ve eklem ağrıları görülür. Saman nezlesi, ilkbahar ve yaz aylarında artış gösterirken, soğuk algınlığı daha çok kış aylarında görülür. Polenler, küf mantarları, ev tozu akarları, evcil hayvanların tüyleri ve çeşitli böcekler alerjik nezle bulgularının ortaya çıkmasına sebep olabilir."

Antikor Testleri ile Tanı

Oğurlu, tanı konurken vücudun alerjenlere karşı ürettiği bir antikor olan immünoglobulin E (IgE) ölçümünün yararlı olduğunu belirtti. "Spesifik olarak herhangi bir maddeye karşı vücudun ürettiği IgE seviyesi ölçülerek alerji türü tespit edilebilir. Deri prick testi de yapılabilir. Bu testte, ön kol derisinde oluşturulan küçük deliklere alerjen uygulanır ve gelişen reaksiyon ölçülür. Böylece neye karşı alerjiniz olduğu belirlenebilir," dedi.

Tedavi Yöntemleri

Oğurlu, antihistaminik ilaçların tedavide önemli rol oynadığını vurgulayarak, bu ilaçların tablet ve sprey formlarından yararlanıldığını belirtti. Kortizon içeren burun spreylerinin de tedavide etkili olduğunu ve sistemik yan etkilerinin olmadığını söyledi. "Bu tür ilaçları kullanmaktan endişe etmemeliyiz. Ayrıca, burun akıntısını ve tıkanıklığını giderecek dekonjestan ilaçlar kullanılabilir. Belirli bir alerjene duyarlılık varsa, aşı tedavisi de denilen immunoterapiden yararlanılabilir," dedi.

Korunma Yöntemleri

Bütün hastalıklarda olduğu gibi alerjik hastalıklarda da korunmanın çok önemli olduğunu belirten Oğurlu, "Şikayetler mevsimselse ve belli bir ayda başlıyorsa şikayetler başlar başlamaz, hatta başlamadan önce hekime başvurulması ve tedaviye başlanması ile bulguların ortaya çıkması önlenebilir. Polen sayısının yüksek olduğu ilkbahar ve yaz aylarında arabaların ve evlerin camları kapalı tutulabilir. Elektrikli süpürgelerde ve klimalarda filtreler kullanılabilir. Ev tozu akarlarına karşı korunmak için ev içinde toz çıkarabilecek halı, kilim, battaniye gibi eşyalar daha az kullanılabilir. Yastıklarda ve yataklarda koruyucu kılıflar kullanılabilir. Evcil hayvanlar yatak odalarından uzak tutulabilir," ifadelerini kullandı.

Uzm. Dr. Özcan Oğurlu, bu önlemlerle alerjik hastalıkların etkilerini azaltmanın mümkün olduğunu belirterek, vatandaşların bu uyarılara dikkat etmeleri ve gerektiğinde sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini kaydetti.

Editör: Ebru Kont