Takunyanın ortaya çıkış serüveninden bahseden Mehmet Başaran, "Takunyacılığı 50 yıldan beri yapıyorum. 1700'lü yıllarda ortaya çıkan takunya mesleği dünyanın ilk sanat mesleklerinden bir tanesi. 700 yıl öncesinde insanlar ayakkabı terlik olmadığından dolayı ağaç kabuklarını yontarak, kamışlardanyüz yaparak, bıkçıyla kendi ayaklarına göre takunya yapmaktalardı. Son zamanlarda günümüzde Osmanlı döneminin kültürüne geldi. Osmanlı kültüründe ise takunyalar zenginin kişiliğini simgeliyordu. Kadınların giydiklerine takunya deniyordu. Kralların giydiklerine habbap deniyordu" dedi.

SON TEMSİLCİSİ

Unutulmaya yüz tutmuş takunyacılık mesleğinin son temsilcisi olduğunu söyleyen Başaran, "Şu anda Gaziantep'te mesleğin son temsilcisi benim. Unutulmaya yüz tutmuş meslekler arasında gücümüzün, ömrümüzün yettiği yere kadar da mesleğimizi yaşatmaya çalışıyoruz. Yerimiz Gaziantep Yaşayan Müze Gümrük Hanı'nda. Buraya gelen yerli ve yabancı misafirlerimizin oldukça ilgisini çekiyor. Bazı yabancı misafirlerimize ve yurt dışına da gönderebiliyoruz" ifadelerini kullandı.

Tarımda Gaziantep modeli
Tarımda Gaziantep modeli
İçeriği Görüntüle

AYAK SAĞLIĞI BAKIMINDAN ETKİLİ

Takunyanın hangi ağaçtan üretildiğini söyleyen ve ayak sağlık açısından önemli yer taşıdığını vurgulayan Başaran, "Takunyalar, genel olarak hamamlarda ve camilerde kullanılıyor. Hamamlarda ve camilerde kullanılan takunyalarımızın ağaç şekilleri farklı. Kadınların giydikleri takunyaların ağaçları farklı, erkeklerin giydikleri farklı. Erkeklerin giydikleri takunyalar suya dayanıklı olabilmesi için çınar ağacından ve tut ağacından yapılır. Bayanların giydikleri de ceviz ağacı ve gürgen kayın ağacından olur. Sağlık konusunda takunyalar, ayaktaki nemi, ıslaklığı alıyor ve vücutta mikrop bakteri üretmiyor. Aynı zamanda da topuk yarılmasına, topuk dikenine de çok iyi geldiğini söylenir" diye konuştu.