Oysa 7 yıl boyunca Dijitürk’te maç yorumlamış, ulusal gazetelerde spor köşeleri yazmış, televizyon ve radyolara bağlanmış üstelik her deplasmana gitmiş bir kişi olarak ani kararla maçlara ve deplasmana gitmekten vazgeçmiştim. Sadece geçen sezon bizim Leyla ile Trabzonspor maçına gitmiştik. Ve Son olarak da Kocaelispor deplasmanı kısmet oldu. Aslında aklımda fikrimde yoktu gitmek. Ama yakın dostlarım Fatih Güllüoğlu ile Ramazan Aslan son dakikada bir nevi emrivaki yapıp beni etkileyince, maç günü pat diye Kocaeli’ne gittik. Aslında gelemeyeceğimi söylediğim Kocaelili meslektaş dostlarıma da sürpriz oldu gidişim…Buluştuk hasret giderdik, nostalji yaptık, kısa süreli de olsa gerçekten sohbete doyamadık ve hepsine daha geniş bir zamanda gelme sözü verdim.
KOCAELİ STADI GAZİANTEP STADINDAN ÇOK ÇOK İYİ
Gelelim maça. Sahaya girene kadar çok sıkı kontrolden geçiriliyor insanlar. Bizimki daha da sıkı oldu çünkü protokol tribününe giriş hakikaten çok disiplinli ve kurallar harfiyen uygulanıyor. Önce o bölümde Başkan Memik Yılmaz ile Kocaeli Valisinin sohbetine katıldık, çay içtik sonra da tribüne çıktık. Burada Gaziantep FK yöneticisi İbrahim Dicle ile ilk kez karşılaştık, sohbet ettik telefonlarımızı aldık. Bir kere şunu söylemeliyim, çok sayıda maç yorumladığımız eski Kocaeli stadından sonra böylesine mükemmel bir stadı ilk kez gördüm. Müthiş bir ambiyansı var, çok düzenli ve tribünde her zamanki taraftar sayısının yarısı bile olmayan o taraftarların sesi s aha içinde müthiş etki yaratıyor. Bizim Gaziantep FK taraftarları sol tarafımızda kale arkası köşesinde yer almış. Yaklaşık 300 kişilik taraftarlarımız, Allah var takımlarına müthiş destek verdi.

KALECİ TOBİASZ’IN ŞOK EDEN İLK GOLÜ VE SONRASI
Başkan Memik Yılmaz ilk yarıyı protokolde Vali ve üst düzey yöneticilerle izledi. Sonra yanımıza geldi. Maçın ilk yarısındaki harika futbolu ama şok eden gol kaçırma yarışının ikinci yarıda kesin olarak gerçekleşeceğine inanıyordu. Aslında hemen başlarda birkaç atak umutlandırmıştı. Ama daha sonraki dakikalarda ilk 45 dakikada yarı sahayı geçmeye zorlanan Kocaelispor’un Gaziantep kalesine sık gelmeye başlaması tehlikenin habercisi niteliğindeydi. Adeta gol geliyorum diyordu. Ve gol geldi ama tam evlere şenlik gol oldu. Kalecimiz Tobiasz kimsenin beklemediği şekilde topu adeta kendi kalesine atınca, beraberliğe razı Kocaelispor futbolcularını ve tribünleri canlandırdı, coşturdu. Herkes yine de ilk yarıyı düşünerek nasıl olsa atarız derken ben ilk yarının sonunda “atamayana atarlar” uyarısının gerçek olmasıyla beraber hem öfke hem üzüntüyü bir arada yaşadım. Bizim arkadaşlarda öyle, yani bir takım nasıl bu kadar değişebilir sorusunu soruyorlardı. Kenarda Orhan Hoca çaresizlik içinde hamle üstüne hamle yapıyor ama bu değişimler saha içine yansımıyordu. Topçular o ilk golün etkisinden kurtulamamışken 2. Golün gelmesiyle birlikte adeta maçtan kopmuştu. Üstelik onları uyandıracak, canlandıracak, harekete geçirecek saha içinde futbolcu da yoktu. Yani ciddi bir lider eksikliğini bu maçta çok net gördük. Oysa daha Fenerbahçe maçında o Arda’nın sakatlanan arkadaşını omuzundan tutup formasından çekip oyuna dönmesindeki çabası gözlerimizin önündeydi. O durum da yoktu hiçbirinde…

MEMİK BAŞKANI KAHREDEN İKİNCİ YARI
Memik Başkan tüm gelişmeleri sessizce izlerken üzüntüsünü içine atmışçasına hiç konuşmadı bu golden sonra. Sonra da belki totem olur diye kalktı tribünden çıktı dolaştı ve bu kez başka yere oturdu. Ama bu futbolcuların o haline ne totem, ne dua ne temenni asla etki etmeyecekti. Çünkü ilk yarıda kedinin fareyle oynadığı gibi rakibini hallaç pamuğu gibi atan takım gitmiş, rakibiyle ikinci yarıda roller değişmişti. Çünkü sıra Kocaeli’ne gelmişti. Ama onlar aşırı motivasyon bir yana gol atmayı becermişti. Bizde ise gol umudu diye sahaya sürülen Serdar’ın az ilerisindeki topa koşacak, rakibini zorlayacak hali yoktu.

ORHAN HOCA MİLLİ ARAYI İYİ DEĞERLENDİRMEK ZORUNDA
Bu maç şunu gösterdi. Kalecimiz Tobiasz iyi ama havaya girmiş. Zaten ilk yarıda o kadar ileri çıktı ki Kocaeli buna uyanamadı, oysa uzaktan bir iki şut çekilse kalemizde golü bulabilirdik. Birde oyuncular sürekli kaleciyle oynayıp geri pas yapmaları her maçta olmaz. Anında cezayı keserler. O golü kendisinin yaratmasının tek nedeni aşırı güven ve biraz da fantastik hamlesiydi. Yediği iki gol de hayatı boyunca unutamayacağı Abena elinden geleni yaptı ama sanki tüm gücünü Fenerbahçe maçında bırakmıştı. Arda da ilk başlarda çok top kaptırdı ama sonra yine ayakta kalanlar arasındaydı. Sağda Perez iyi başlamadı sonra toparlanmaya çalıştı ama bir türlü istikrar sağlayamadı. Solda Kerim’in kumaşı iyi ama henüz gerçek kimliğine ulaşmış değil. Ortada Meleke bu kez hayal kırıklığı uğrattı. Çok top kaptırdı, hele bir de arkadaşları uygunken topu havaya dikip auta atması hiç beklemediğimiz hareketti. Gidado çalışkan ve mücadeleci ama o da sürekli top kaptırdı ikili mücadeleyi kaybetti. Kozlowski ve Soresco tekrar eskiye gönüyor. Bir iki maç yıldızlaş sonra onun keyfini sür havasındalar. Ama bu görüntüler onlara hiç yakışmıyor. Yani tabiri caizse vurdumduymazlık var ikisinde de… Halil bildiğimiz Halil. Ne aşağı ne yukarı, Orhan hoca bence mesaisini başka futbolculara ayırsa iyi olur. Bilmiyorum ama hayatı boyunca bu kadar gol pozisyonunda acaba Kocaeli maçındaki kadar gol kaçırmış mıdır? Maxim için söyleyecek şey, onunda bir maçı diğerini tutmuyor alacaktır… İstikrar sağlamalı diyeceğim ama belirli yaşa gelince sanırım bu işler olmuyor. Bir yıldız ve takım kaptanı bu kadar pas hatası yapmaz, bu kadar çaresizleri oynamaz…
Evet… Milli ara umarım iyi değerlendirilir. Orhan hoca için bence bu maç ders niteliğinde olmalı. Revizyonsa revizyon sistemse sistem… Eldeki futbolcu kalitesi iyi, elbette bazı mevkilerde beklenen verim alınamıyor ama bunu da Orhan hoca aradaki süreçte görmeli. Şans vermediği veya küstürdüğü oyuncuları tekrar gözden geçirmeli, belki de başka mevkilerde denemeli. Ama özellikle takımın Ogün’e ihtiyacı olduğu halde niye tercih etmediğinin izahını yapmalı.





