Çulcuoğlu, yüksek tansiyon, diyabet (şeker hastalığı), sigara ve aşırı alkol kullanımı, fiziksel hareket eksikliği, kalp ritim bozuklukları ve kalp kapak hastalıklarının inmenin bilinen önemli risk faktörlerinden olduğuna vurgu yaptı. İnme sonrası beyinde oluşan hasarın yerine, şiddetine ve büyüklüğüne göre vücudun sağ ya da sol yarısında kol ve bacaklarda güçsüzlük, duyusal kayıplar, yürüme ve denge bozuklukları, yutma ve konuşma bozuklukları, hafıza kayıpları ve bilişsel fonksiyon kayıplarından komaya kadar gidebilen çeşitli klinik tablolarla karşılaşılabileceğini belirten Çulcuoğlu, şunları kaydetti: “Oluşan hasar sonrası ‘Nöroplastisite’ (beynin uyum sağlama yeteneği) denilen mekanizma sayesinde beyinde yeniden bir yapılanma oluşmakta ve beyin kendini yenileyebilmektedir. Bu nedenle geçirilen inme sonrası ilk altı ay hem yeniden yapılanma hem de iyileşme için çok önemlidir.”ERKEN TEDAVİ ÖNEMLİİnme sonrası beyin dokusunda oluşabilecek kalıcı hasarın önüne geçilebilmesi için inmenin tipi ve hastanın klinik durumu göz önünde bulundurularak en erken dönemde tedaviye başlanması gerektiğine dikkat çeken Çulcuoğlu, şu bilgilere yer verdi: “İnme tedavisinde en etkili yöntem fizik tedavi ve rehabilitasyondur. Fizik tedavi ve rehabilitasyon programlarının temel amacı oluşabilecek deformiteleri engellemek ve kişinin fonksiyonel bağımsızlığını yeniden kazandırarak yaşam kalitesini artırmaktır.” HABER MERKEZİ