Çapan, facia gemisinde yaşadığı dehşet anlarını anlattı, mürettebatın bilinçsiz davranışlarının süreci daha da zorlaştırdığını ifade etti. Çapan, o anlarda tam bir panik hali yaşandığını vurgularken eşi Büşra Çapan ise uzun süre haber alamadıkları için çok korktuklarını ancak yaşadığını öğrenince rahat nefes aldıklarını ifade etti.
Olay gününü geminin hareket etmesinden kısa bir süre su almaya başladığını anlatan Serdar Çapan, "O gün saat 12'ye 5 kala hareket etti gemi. Hareket ettikten 15-20 dakika sonra içeride insanlar panik yaşamaya başladı. Birkaç defa gemi suya sert bir şekilde çarptı. Üçüncü veya dördüncü çarpışmadan sonra gemi yavaşladı ve sola doğru bir kavis almaya başladı. O andan itibaren gemi tamamen durdu. Ben üst kattaydım. Aşağıda bulunan insanların sesleri geliyordu. Gemi su alıyordu ve insanlar panik halindeydi. Ben üst katta kendimi bir şekilde dışarı attım ancak aşağıdaki insanların çoğu içeride kaldı ve suyun içine girdiler. Mürettebat bana göre tamamen bilinçsizdi. O an sadece kendi derdine düşüyorsun. Dua ediyorum. Çocuklarım ve eşim yanımda değildi. Tek başıma olmam beni bir tık rahatlattı. Orada, belki acil durum kapısıydı, bilmiyorum, bir demir kapı vardı. Gemi sola doğru yattığında kapı sağ tarafta, üstte kalmıştı. Orada geminin hafif bir açıklığını gördüm. İlk gittiğimde kapı kapalıydı. Bir amca kapının önünde duruyordu ve sırtını kapıya vermişti. Ben de oranın kapalı kaldığını düşündüm" dedi.
HERKES PANİK HALİNDEYDİ
Olay sırasında can kayıpları yaşandığını ve herkesin bir panik halinde olduğunu vurgulayan Çapan, "Kayıpları olan insanlar vardı. Camdan baktığımızda hala içeride, canını kurtarmak, eşini, çoluğunu, çocuğunu kurtarmak için çabalayan insanlar vardı. Camı kırıp çıkarabildiğimiz insanları çıkardık. Birkaç insanı dışarı çıkarmak bile ayrı bir dertti. Onları cam kesmesin diye uğraşıyorduk. Yani yaşadığımız şey tam anlamıyla bir can pazarıydı. İnsanların panik hali. Herkes korkmuştu. Benim ellerim ve ayaklarım tamamen uyuştu. Gemiden dışarı çıktığımda, üst tarafa çıktığım ilk 10 dakika ne yapacağımı anlayamadım. Sadece eşime ve aileme haber verebildim. 'Ben iyiyim, merak etmeyin. Bende bir problem yok' dedim. Ancak o 10 dakikadan sonra ne yapacağımı hiçbir şekilde bilmiyordum. Gemide bilinçli olan sadece bir kişinin insanları yönlendirmesi bile belki kaygımızı bu kadar artırmayacaktı. Sadece bir kişinin yönlendirmesi gerekiyordu" ifadelerine yer verdi.
CANSIZ BEDENLER SU ÜSTÜNE ÇIKTI
Olay anında cansız bedenlerin denizde yüzdüğünü gördüğünü ifade eden Çapan, "Sadece ben değil, birçok insan orada oturup kaldı. Ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Bize en yakın ve en hızlı gelen gemilerin hangileri olduğunu bilmiyorum. Ancak biz minimum 40 dakika orada suyla boğuştuk. Gemiler gelse ve yanaşsa bile ilk etapta gemi enkazına yaklaşmaları mümkün değildi. Çünkü insanların çoğu suya dökülmüştü. Geminin bazı bölümlerinde birçok insan mahsur kalmıştı. Aralarda birçok çocuk kalmıştı. Daha sonrasında o çocukların suyun yüzeyine çıktığını gördüm. Bilmiyorum. Birçoğunu gördüm. Muhtemelen iki-üç kişi gördü. Sonrasında kurtulduk. En son gemi tamamen batmaya başladığında, 'Bir şekilde suyun içine girer, kurtuluruz ya da ölürüz' diye düşünüyordum. Sonunda o pencereden, kırabildiğimiz bir pencereden Azize isimli bir kardeşimizi çıkardık. Azize baygın yatıyordu. Sırt üstü yatıyordu. Onu yan çevirdim, sırtına vurdum. Nefes aldığını gördükten sonra biraz kendine gelmesini bekledim”




