2026 yılına ait fay haritası ve bölgede kaydedilen depremler, özellikle merkezde yaşayanların da dikkat etmesi gereken başka bir gerçeği ortaya koyuyor. Fay hattına uzaklık önemli bir ölçüt olsa da zeminin yapısı ve binaların depreme karşı dayanıklılığı, olası bir sarsıntının etkisini doğrudan değiştirebiliyor.
6 Şubat depremlerinde ağır kayıplar veren Gaziantep’te, deprem riski tartışmaları sürüyor. İslahiye ve Nurdağı başta olmak üzere fay sistemlerine yakın bölgeler öne çıkarken, Gaziantep merkez için ise farklı bir tehlikeye dikkat çekiliyor.
Fay hattının doğrudan bir yerleşim alanından geçmemesi, o bölgenin deprem açısından güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Özellikle zeminin jeolojik yapısı, yeraltı su seviyesi, yapı stoku, binanın yaşı ve taşıyıcı sistem özellikleri olası bir depremde ortaya çıkacak tabloyu değiştirebiliyor.
Şahinbey ve Şehitkamil için kritik ayrıntı
Gaziantep nüfusunun büyük bölümünü barındıran Şahinbey ve Şehitkamil’de deprem riskini yalnızca fay hattına olan mesafeyle değerlendirmek yeterli değil. Aynı ilçe içerisinde dahi zemin özellikleri bölgeden bölgeye değişebiliyor. Kaya birimlerin bulunduğu alanlarla gevşek veya alüvyon özellik gösteren zeminlerin deprem dalgalarına vereceği tepki aynı olmayabiliyor.
Bu nedenle “fay hattından uzağım, risk altında değilim” düşüncesi yanıltıcı olabiliyor. Bir yapının deprem karşısındaki durumunu belirleyen unsurlar arasında faylara olan uzaklığın yanı sıra zeminin özellikleri ve yapının mühendislik koşulları da bulunuyor.
Aynı ilçede bile tablo değişebilir
Gaziantep açısından dikkat çeken bir diğer nokta ise deprem tehlikesinin ilçe sınırları üzerinden kesin çizgilerle ayrılamaması. Bir ilçenin tamamını “riskli” ya da “güvenli” olarak nitelendirmek bilimsel açıdan yeterli bir değerlendirme sunmuyor. Aynı ilçede bulunan iki farklı bölgede zemin koşulları değişebildiği gibi yapıların yaşı, kullanılan malzeme, kat sayısı ve taşıyıcı sistemleri de farklılık gösterebiliyor. Bu durum deprem riskinin mahalle hatta yapı ölçeğinde ele alınmasının önemini ortaya koyuyor.
Gaziantep birden fazla fay sisteminin etkisinde
Gaziantep ve çevresindeki deprem tehlikesinin önemli kaynaklarından birini Doğu Anadolu Fay Sistemi oluşturuyor. Bölge aynı zamanda Pazarcık ve Erkenek segmentleri ile Sürgü-Çardak fay sistemlerinin etkisinin hissedilebildiği bir konumda bulunuyor.
6 Şubat 2023'te yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremler de bu sistemlerin Gaziantep üzerindeki etkisini ağır biçimde ortaya koydu. Özellikle Nurdağı ve İslahiye’de meydana gelen yıkım, faylara yakınlığın yanı sıra yapı güvenliğinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı.
Haritadaki çizgi tek başına yeterli değil
Fay haritaları, bölgedeki aktif tektonik yapının anlaşılması açısından önemli bilgiler sunuyor ancak harita üzerindeki fay çizgilerine bakılarak tek başına bir binanın güvenli ya da güvensiz olduğu sonucuna varılamıyor.
Bir binanın deprem güvenliği konusunda değerlendirme yapılabilmesi için zeminin özelliklerinin yanı sıra yapının taşıyıcı sistemi, proje ve uygulama koşulları, malzeme kalitesi ve mevcut performansının birlikte incelenmesi gerekiyor. Bu nedenle vatandaşların yalnızca evlerinin bir fay hattına ne kadar uzakta olduğunu sorgulaması yeterli olmuyor.
Asıl soru: Oturduğumuz bina ne kadar güvenli?
Gaziantep açısından deprem tartışmasının önemli başlıklarından biri de mevcut yapı stokunun durumu. Fayların nereden geçtiği ve hangi bölgelerin daha fazla deprem tehlikesi taşıdığı önemini korurken, olası bir depremde can güvenliği açısından belirleyici konuların başında binaların performansı geliyor. Uzmanların yıllardır üzerinde durduğu zemin etüdü, mühendislik hizmeti, yapı denetimi ve bina performansı bu noktada öne çıkıyor.
Gaziantep için haritanın ortaya koyduğu tablo aslında tek bir soruyu gündeme getiriyor: Faya ne kadar yakınız değil, yaşadığımız bina olası bir depreme ne kadar hazır?



