Gaziantep Üniversitesi 6 Şubat depremiyle ilgili çok önemli bir çalıştaya imza attı. Mühendislik Fakültesi tarafından Deprem Bölgesi Zirvesi’nde önemli mesajlar verildi. Vali Kemal Çeber, imar plan değişikliklerine atıfta bulunarak, “Meclis Kararlarının yüzde 90’ının imar plan değişiklikleri olduğunu görüyoruz, olmamalı. Depremde bir çocuk ailesini kaybettiği zaman onlara ailesinin neden öldüğünü anlatamayız” dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, depremi unutmamalıyız ve unutturmamalıyız. Bunun içinde Nurdağı’nda Deprem Anma ve Eğitim Müzesi’ni hayata geçiriyoruz” dedi. GAÜN Rektörü Prof. Dr. Arif Özaydın ise, depremde üniversite kampüsünün sığınma alanı haline geldiğini belirterek, “Üniversiteler bundan sonra sığınma alanıdır” dedi.  Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür ise çok ciddi uyarıda ve tavsiyelerde bulunarak, Gaziantep’in levha kenarında olmadığını ve Arap platformuna doğru gittiğini belirterek, “Gaziantep o yüzden kurtuldu. Yoksa hapı yutardı. Gaziantep’in düşmanını iyi tanıması gerekir. Kent yönetimi Gaziantep’i yok edecek bütün özellikli fayları bilmek zorunda. Bunun içinde yapılması gereken şey, mikro bölgeleme. Yeniden bir deprem olursa, Gaziantep’i nasıl etkileyeceği, bunun bileşenlerini analiz etmek zorundayız” dedi. Prof. Dr. Miktat Kadıoğlu ise, “‘AFAD’ı yeniden kurmamız gerekiyor, koordinatör kurum haline getirmemiz lazım. Toplum tabanlı afet yönetimine geçmeliyiz. Bütün dünyada arama kurtarma işini itfaiye yapar. İtfaiyesini güçlendirirse arama kurtarma birimi kurmasına gerek yok” dedi.
 

Sevcan kurtarılamadı Sevcan kurtarılamadı

VALİ ÇEBER: ÇÖKÜK BİNAYA AZ HASARLI RAPORU VERİLMİŞ

Zirvede konuşan Gaziantep Valisi Kemal Çeber, en çok uğraştıkları konuların başında hasarlı binaların geldiğini anlattı. Çeber, “En çok karşılaştığımız konu örneği bir noktada 8 bina varsa bunlardan 7’si sağlam 8’incisi hasarlı. 7’si işini iyi yapmış, ama bir tanesi doğru yapmamış. Herkesin işini doğru şekilde yapması gerekiyor. Çökük binaya az hasarlı raporu verilmiş. İnsanlar ufak tefek tadilatlarla evlerinin sağlam olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlar. Vali Yardımcılarımız, Kaymakamlarımız en çok bu durumla karşılaşıyor. Muhtarlarımız dahi iki boya yaparak hasarlı evinin sağlam olduğunu iddia ediyor. Benim çıplak gözle, amatörce incelediğim, hasarlı yapılara sivil sektörlerden binanın az hasarlı olduğuna dair raporlar verildiğini görüyorum” dedi.

İMAR PLANLARI BİR KEZ YAPILIR
 
Belediyelerdeki imar plan değişikliklerine değinen Vali Çeber şunları dile getirdi: ”Ben eski mülkiye müfettişiyim. Mülkiyet Müfettişleri, Büyükşehir, İl ve İlçe Belediyelerini denetler. İlk öğretilen şey, belediyelere gittiğiniz zaman en az görmeniz gereken karar İmar Plan Değişiklikleridir. İmar Plan değişikliği görmeyeceksiniz, çünkü imar planları değiştirilmemek üzere yapılır. Bir kez yapılır, adam gibi yapılır ve bir daha değişmez. Mülkiyet Müfettişleri belediyelere gittiği zaman halen Meclis Kararlarının yüzde 90’ının imar plan değişiklikleri olduğunu görüyoruz. Olmamalı. Depremde bir çocuk ailesi kaybettiği zaman onlara ailesinin neden öldüğünü anlatamayız.”
 
 GAZİANTEP İLE İLGİLİ GÖNLÜM RAHAT
 
6 Şubat depremlerinde 99 sonrası yapılan yapıların ayakta kaldığını gördüklerini dile getiren Vali Çeber, “Son 20-25 yıldır imar planlarına önem verildiğini gördük. 1999 depreminin derli toplu imar kararları konusunu tetiklediğini ve kentte kararların düzenli olduğunu görüyoruz. Gaziantep’in geleceği ile ilgili gönlüm rahat Fatma başkanımız önemli işler yapıyor. Bilinçli, akıllı, mantıklı işleri gördüğüm zaman mutlu oluyorum. 6 Şubat’ta bir çok kabir ziyareti yaptım. Hikayeler dinledim, ağladım, hüzünlendim. Bir çocuğa beni annem babam niye öldü dedirtmemeliyiz. Bunun vebali gerçekten ağır. Konuştuğumuz şeyleri değiştirdiğimiz zaman bu mümkün. Biz asil ve büyük bir milletiz. Ancak eksiklerimiz var. Şehirleri kuranlar, şekillendirilen kişilerin fenne ve modern tekniklere kurallara uygun konutlara ağırlık verirlerse afet olmaz. Üniversitelerde iklim değişikliği enstitüsü kurmamız lazım. Kriz hali oluşmadan krizi önlemeliyiz. Deprem sonrası 1 yılda yapılamaz denen işleri yaptık. Riskin iyi yönetilmesi tehlikenin iyi yönetilmesi, herkesin üzerine düşen görevi layıkıyla yapmalı” şeklinde konuştu.
 

 ŞAHİN: DEPREMİ UNUTTURMAYACAĞIZ

Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, açılışta yaptığı konuşmada depremin bir sonuç olduğunu ve bu yüzden bu doğal afet öncesi koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınması gerektiğini belirtti. Güvenli ve dirençli bir şehir olmanın önemini yaşanan depremle çok daha iyi anladıklarını kaydeden Başkan Fatma Şahin, şunları söyledi: “Deprem sonrası çıkan sonuçları analiz etmeliyiz. Akılımızı kullanmadan yorum yapamayız. Bu durumda böyle mühendislik olmaz denilir. Gaziantep Modeli ile yerelde yaptığımız bu birlikte iş yapma modelini yine bu doğal afete karşı tedbir almak için de kullanmalıyız. Nurdağı’nda Deprem Anma ve Eğitim Müzesi hayata geçiriyoruz. Bu bağlamda ilçenin tam girişinde yer ayırdık. Bu bölgeye giren her vatandaşımız için bilinçlendirmenin yanı sıra simülasyon ve zaman tüneli ile buluşturacağız. Böylelikle ziyaretçiler hangi yapının neden az hasarlı, çok hasarlı veya sapasağlam olduğunu anlayabilecek. Japonya bu örneğini daha önce hayata geçirdi. Biz de bu projenin bir benzerini hayata geçirmek için çalışıyoruz. Bu projede akademisyenlerimizden ve bilim insanlarımızdan bir isteğim var. Bu proje de sizlerin de destekleri bulunmalı. Sizin önerileriniz bizim için çok önemli.”

.   ASLAN: NOTLARIMIZI ALACAĞIZ

Çevre Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürü Banu Aslan da deprem öncesi ve sonrası yapılan çalışmaları anlattı. Aslan, “Hatalarımız, eksikliklerimiz olmuştur ancak soluksuz çalışıyoruz. Yapı denetimde elektronik atama sistemine geçildi. Elektronik beton izleme sistemine geçildi. Bina kimlik sistemi getirildi. 81 ilde uygulanıyor. Hasar tespit yazılımları yapıldı. Bir çok yapı izleme sistemleri, yapı güvenliği sistemleri geliştirildi, bir çok sistemler getirildi. Depremde ise 9 bin 284 kişi ilde aktif çalıştı. 400 akademisyen çalıştı. 200 tane doktora üzeri kişi bize bina tespitlerinde destek verdi. STK ve Odalar destek verdi. Hepsine teşekkür ediyorum. Bu toplantıda notlarımızı alacağız” diye konuştu.
 

.   REKTÖR ÖZAYDIN:ÜNİVERSİTELER SIĞINMA ALANIDIR
 
Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Özaydın, 6 Şubat depreminde üniversitenin birer sığınma alanı gibi hizmet verdiğini belirterek, “Üniversiteler artık birer sığınma alanıdır” dedi. 6 Şubat gecesini anlatan Özaydın, “Ben Maraşlıyım, depremde yeğenimi aile fertleriyle kaybettim. Depremden ders çıkarmak için bu zirveyi yapıyoruz. Depremde arabaya binerek yurtlara gittim. 7 bin öğrenciyi bilim merkezine yönlendirdik. İkinci olarak yemekhaneye geçtim. Çorba yaptık, dağıttık. Daha sonra hastaneye geçtim,  aktif hale getirdik. Tüpümüz yoktu sanayiden tüp aldık. Yemek yapmanın yollarını bulduk. Bilim merkezine gelen yaklaşık 12 bin kişiye çorba dağıttık. Kampüsü açtık. Çevre bölgedeki hastalar hastanemize getirildi. 6. Gün duş imkanı sağladık. Kampüsler ilk defa bir sığınma alanı oldu. İnsanları araçlarıyla kampüse aldık. Kampüsün her birine seyir tepemizi, rektörlüğü bile sığınma alanına dönüştürdük. Üniversiteler bundan sonra sığınma alanıdır” diye konuştu.
 
.  KADIOĞLU: TÜRKİYE’DE AFET YÖNETİM SİSTEMİ OTURMADI

İTÜ Afet yönetimi uzmanı, Prof. Dr. Miktat Kadıoğlu, Türkiye’de daha önce afet yönetimi bilim dalı olmadığını belirterek, uzun bir eğitimden geçtikten sonra İTÜ’de kurulduğunu anlattı. Japonya ve Amerika’dan örnekler veren Kadıoğlu, “Afet yönetim sistemimiz tam olarak oturmadı. Şu anda hayal kırıklığı aşamasındayız, travma sonucu moral bozukluğu yaşadığımız, itirazların olduğu, yalnızlık ve yıkımın acısını yaşıyoruz. Türkiye’de dere yataklarının, ovaların imara açılması en büyük olay. Bizim problemimiz afet. Afette müdahale Türkiye’de afetle başlıyor. Öncelikle riski yönetilebilir seviyeye indirgememiz gerekiyor. Risk için hazırlık yapacaksınız. Türkiye burada sınıfta kalıyor. Biz ölmeyi hedeflemişiz. Risk yönetimi olmayan yerde kriz yönetimi olmaz” dedi.
 
BİZDE RİSK İLETİŞİMİ ÇOK ZAYIF

Riski azaltmamız gerektiğini dile getiren Kadıoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:”BM Afrika’daki ülkeleri kriz yönetim risk yönetimine döndürmeye çalışıyor, bizimde ihtiyacımız bu. Ancak Mevzuatımızda yok. Tehlikelerin belirlenmesi önemli. Risk azaltmak gerekiyor. Bizde risk iletişimi de çok zayıf. Nuh gemisini yaparken yağmur yağmıyordu. Biz yağmur yağmasını bekliyoruz. Afetten sonra afeti yönetemezsiniz. Sismik boşluklar için seferberlik yapmalıyız. İstediğiniz kadar arama kurtarma yapın önemi yok. Tehlikeyi doğru bilmiyoruz. Kuraklık, sıcak hava dalgası afet değil Türkiye’de. Kanunlarımız çok geri. AFAD çubuk sallayan adam olarak kuruldu şu an çubuk sallayan adamdan çıktı davul çalmaya, zurna çalmaya çalışıyor. AFAD her yere yetişmeye çalışıyor.”
 
EN BÜYÜK PROBLEM ÇÜRÜK BİNALAR

Türkiye’de en büyük problemin çürük binalar olduğunu söyleyen Kadıoğlu, “Teknolojik afetlerin sahibi yok Türkiye’de. Terör dünyada afet. Bizde yok. Hastane, belediye, valilik kritik tesisler bunlar yıkıldığı yerde afeti koordine edemezsiniz. Devlet binaları okul binaları halk içinde en yıkılmaz binalar olacak atom bombası atılsa bile yıkılmayacak. Bu duyguyu vermeliyiz, yoksa herkes evinin önüne çadır ister. Çadır bir İran ve Türkiye’de var. Bitişik nizam olayı var bizde birbirinin duvarını kullanıyorlar. Çekişlemeyi hala çözemedik. Döşemelerin yükseklikleri farklı birbirinin kolonunu kırıyor. Japonya’da yıkıp yapma yok, biz çok mu zenginiz her yeri yıkıp yapıyoruz. Depreme 100 milyar dolar harcıyoruz, oysa deprem olmadan önce binalar için en az 20 milyar dolara güçlendirerek bunu önleyebilirdik. Kentsel dönüşüm deyince millet korkuyor. Birde Japonlar eşyaları sabitliyor. Biz eşyaları sabitleyemiyoruz” dedi.
 
DÜNYADA ARAMA KURTARMA İŞİNİ İTFAİYE YAPAR
 
‘AFAD’ı yeniden kurmamız gerekiyor, koordinatör kurum haline getirmemiz lazım’ diyen Kadıoğlu, “ İlk 72 saat toplum kendi başına kalır. Yardım beklemeyeceksin. Bütün dünyada böyledir, toplum tabanlı afet yönetimine geçmeliyiz. Toplumu afete yönelik hazırlamamız şart. Eğitimlerde standart yok. Bina sağlam olacak. Afet riskleri imar planlarına işlenmeli. Toplanma alanları mutlaka planlara işlenmeli. Japonlar park bahçelere tuvalet yapıyor. Meydanlarda tuvalet yapmak lazım. Belediyeler bunları yapmalıdır. Japonlar okulları çok sağlam yapıyor, okullara sığınıyorlar. İlk yardım malzemeleri koyuyorlar okullara. Bunları yapmıyoruz. Depremde koordinatör sevk ve idare çok önemli. Askerler bölgeye artarak sevk edildi. Ancak ilk anda 40 bin asker gönderilebilirdi. Burada afeti yöneten kişilerin yetkili etkili tecrübeli kişiler olması lazım.  Biz şova kaçıyoruz. Afette ilk yapılması gereken yeni birimlere gerek yok bütün dünyada arama kurtarma işini itfaiye yapar. İtfaiyesini güçlendirirse arama kurtarma birimi kurmasına gerek yok. İtfaiyecilik Türkiye’de meslek değil standartları yok maalesef. Japonlar benzin istasyonları afet destek noktası olarak kullanıyor. Bizimde destek noktaları belirlememiz gerekiyor.”

   GÖRÜR: ANALİZ ŞART

Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, Gaziantep Üniversitesi  Mühendislik Fakültesi tarafından düzenlenen “Deprem bölgesi Zirvesi’nde çok önemli mesajlar verdi. Ülkenin levha sınırlarının faylardan meydana geldiğini belirten Görür, Gaziantep’in levha kenarında olmadığını ve Arap platformuna doğru gittiğini belirterek, “Gaziantep o yüzden kurtuldu. Yoksa hapı yutardı. Gaziantep’in düşmanını iyi tanıması gerekir. Kent yönetimi Gaziantep’i yok edecekler bütün özellikli fayları bilmek zorunda. Bunun içinde yapılması gereken şey, mikro bölgeleme. Yeniden bir deprem olursa, Gaziantep’i nasıl etkileyeceği, bunun bileşenlerini analiz etmek zorundayız”

BAŞKAN ADAŞLARINA SESLENDİ

Belediye başkan adaylarına de seslenen Görür, “Kırmızı faylar günün birinde deprem üretebilir. Gaziantep ölü deniz fayı üzerinde. Levha sınırları da Doğu Anadolu fayıyla devam ediyor. Burada belediye başkanlarının ve adaylarının yapması gereken tek şey dirençli kentler oluşturmak. Antep’i depreme hazırlamak. Mikro bölgeleme çalışması  ile kenti kilometre karelere bölmek. Karelaj yapmak belirli derinlikte sondaj yapmak. Bunlar yapılmadan ve incelenmeden Gaziantep deprem dirençli olmaz” dedi. 

DEPREMDEN KURTULUŞ YOK

Görür, büyük ilginin gördüğü deprem zirvesinde Türkiye’nin depremden kurtuluşunun olmadığını söyledi. Depremden zarar almadan kurtulmanın tek yolunun deprem dirençli yerleşim alanları oluşturulmasıyla mümkün olduğunu anlatan Görür, “Bizi yönetenlerin siyasilerin bu konuda iradesi eksik. Bu işi yapma iradesi yok. Denetim ve gözetim görevini yapmıyoruz.  İraden yoksa seni sandığa gömerim demek zor mu ? Seçim zamanı önününde bir sandık. Vicdanınız elinizde. Çözüm zor bir şey değil” dedi. 

CİDDİ ARAŞTIRILMASI GEREKİR

“6 Şubat depremi Gaziantep’te ve Maraş’ta olan depremlerle enerji transfer etmiş olabilir” diyen Görür, “Depremler 3-5 günde olmayabilir. Enerji transfer edildiği bir gerçek. O fay kırılmadı. Doğrultu atımlı faylar, kırılmayan yerlere enerji transfer eder.  Büyük kısmı ölü deniz fayının büyük bölümü kırıldı. Kırılmamış faylar mevcut. Arap levhasının bileşenleri. Bulunduğunuz yerlere yakın faylar var. Deprem üretme potansiyeli var. Ne kadar zamanda ürettiklerini bilmiyoruz. Kısacası, bu fayların özellikleri deprem üretme periyotlarının araştırılmalı.  Kırmızı faylar günün birinde deprem üretebilir. Behemehal araştırılması lazım. 

GAZİANTEP DİENÇLİ KENT OLMALI

En önemli konunun Gaziantep’i nasıl dirençli kent yapabiliriz olduğunu vurgulayan Görür, “Sanırım burada valilikten ve belediyeden kimse yok. O zaman ben spor yapmış olacağız.  Antep’i depreme nasıl hazırlayacağız ? Bina yapmakla şehir depreme hazırlanmaz. 6 bileşeni vardır. Gaziantep’te Mikro bölgeme çalışmasını yapacağız. Mikro bölgeleme çalışma için Antep’i kilometre karelere böleceksiniz. Karelaj yapılacak ve belirli derinlikte sondaj yapacaksınız. Uygun verileri alıp inceleyeceksiniz. Kayaların direncini ölçeksiniz. Antep jeolojisi ve jeofizik yapısını çıkarıp, bunu inceleme altına alacaksanız. Bunları incelemeden Antep’i deprem dirençli yapamazsınız. Gaziantep zeminini iyi bilmeniz lazım. Zeminin iyi olduğu yere  yönlendirme yapılmalı. Zemini ve mikro bölgelemeyi esas alırsanız binaların durumu da ortaya çıkar.  Kentin yönetimi bu mikro bölgeleme, mekan büyümesi ile birlikte nerede imar verileceği, iskan, kaç katkı bina yapılacağı nerede yapılmayacağı bilir”

LEVHA KENARINDA OLSAYDINIZ HAPI YUTARDINIZ

Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, Gaziantep’in levha kenarında olmadığını ve Arap platformuna doğru gittiğini belirterek, “Gaziantep o yüzden kurtuldu. Yoksa hapı yutardı. Gaziantep’in düşmanını iyi tanıması gerekir. Kent yönetimi Gaziantep’i yok edecekler bütün özellikli fayları bilmek zorunda. Bunun içinde yapılması gereken şey, mikro bölgeleme yapılmasıdır. Yeniden bir deprem olursa, Gaziantep’i nasıl etkileyeceği, bunun bileşenlerini analiz etmek zorundayız. Halk, alt yapı, ekosistem, çevre yapı stoğu ve ekonomi…”

. BAYRAM TEŞEKKÜR ETTİ

Deprem sürecinde öne çıkan "Sesimi duyan var mı?" çağrısının, deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde ve toplumun afetlere hazırlık konusunda bilinçlenmesinde önemli olduğunun altını çizen GAÜN Mühendislik Fakültesi Dekanı ve Zirve Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bayram, “Deprem sürecinde öne çıkan bir slogan ve çağrı, toplumsal farkındalıkta önemli bir rol oynadı. ‘Sesimi duyan var mı?’ Herkes afetzedelerinin seslerini duymak ve yardıma ihtiyacı olanlara ulaşmak için gece gündüz çalıştı. Bugün ise bu Zirve’ye katılan vali, belediye başkanı, sanatçı, akademisyen, basın, öğrenci ve en önemlisi halk bu çağrımıza ses verdi ve buraya geldi. Ses veren herkese çok teşekkür ediyoruz.” ifadelerini kullandı.