1. YAZARLAR

  2. Fulya Mısırlıgil

  3. Gaziantep ve Koçluk Algısı
Fulya Mısırlıgil

Fulya Mısırlıgil

Yazarın Tüm Yazıları >

Gaziantep ve Koçluk Algısı

A+A-

Merak ediyorum bu son dönemlerde özellikle koçluk mesleğine ve bunu profesyonel olarak icra eden değerli uzmanlara karşı bu garip ve saldırgan tavrın altında yatan neden nedir acaba?

Tüm dünyada çoğu profesyonel ve bilinçli insanın destek aldığı koçluk hizmeti, neden sanki çok ilginç bir iş ya da lüzumsuz bir alanmış gibi algılanıyor şehrimde?

Neden basitleştiriliyor?

Yoga ya da buna benzer yaklaşımları destekleyip, çok ileri bir aydınlanma gibi çeşit çeşit faaliyetlerine oluk oluk para akıtıp, tüm ilginç seminer kurs eğitim ve seanslarına katılıp, millete tepeden ermiş havası kesen tuhaf kitle, neden bir insanın iç motivasyonlarını keşfetmesi ve potansiyelini en iyi şekilde kullanabilmesi için belli bir takım analiz ve araştırmalarla kişinin kendini doğru tanıyarak doğru kararlar alabilmesine olanak sağlayan, profesyonel rehberlik etmeye çalışan koçları eleştirir?

Bir insanın hedeflerini doğru belirleyip, o hedeflere doğru bir yol haritası ile ilerlemesi için kendi zayıf ve güçlü yanlarını da keşfetmesini sağlayarak ulaşmasına, akıl vererek değil bilakis doğru sorular ile cevapları bizzat kendisinin keşfetmesini sağlayan yoldaş bir uzman için bu denli garip bir tavır sergiler?

Batı da birileri yaptığı zaman ayakta alkışlayıp, gıpta ve özentiyle bakıp, sizin memleketinizden biri yaptığı zaman mı yermeyi ve bilinçsiz bir şekilde eleştirmeyi reva görüyorsunuz?

Konu meslekte kötü olanlar ise bu tüm meslekler için geçerlidir!

Daha önce bir başka yazımda belirttiğim gibi, "Bir konuda fikir sahibi olmak o konuda uzman olduğunuz ve bir konuda eğitim almak o konuda iyi bir uzman olduğunuz anlamına gelmez!"

Sadece unvanınız olduğunu ve yaptığınız işin kalitesine istinaden çalıştığınız bir müşteri kitlesine sahip olduğunuzu gösterir.

Ne kadar çok kişi ile çalıştığınız değil, ne kadar çok gösteriş ve reklam yaptığınız değil, ne kadar kaliteli bir kitleye sahip olduğunuz sizin farkınızı koyar ortaya.

"Bilmiyorum" ya da "Bu konu hakkında fikir sahibi değilim" diyemeyen bir toplum olmanın yarattığı yapay ve zoraki algının,bir konuda sadece eğitim alarak o işin piri,üstadı olabileceğini zanneden bir kitleye fırsat verdiğini görüyoruz hep birlikte!

Eğer bir kişinin kişisel özellikleri,yetenekleri ve potansiyeli bir işi yapabilmek için uygun değil ise almış olduğu eğitimin ya da eğitimlerin hiç bir anlamı yoktur.

Sabırlı ve insancıl olmayan birinin öğretmen olması,
Detaycı ve dikkatli olmayan birinin dedektif olması,
Soğukkanlı ve otoriter olmayan birinin hakim olması,
Cesur ve konuşkan olmayan birinin avukat olması,
Risk almayan, girişimci ve yenilikçi olmayan birinin ticaret insanı olması,

Fiziksel kondisyon ve disiplinli bir yaşam felsefesine sahip olmayan azimsiz birinin sporcu olması,

Sesi ve müzik kulağı olmayan birinin müzisyen olması,

Mimiklerini kullanamayan, gözlemci olmayan birinin oyuncu olması,

Rakamları sevmeyen,analitik düşünemeyen ve seri hareket edemeyen birinin muhasebeci olması,

Kan korkusu olan,üst düzey dikkat ve belleğe sahip olmayan, hoşgörüsüz birinin doktor olması,

Her türlü insanı dinlemekten keyif almayan,yüksek bir analiz yeteneği olmayan birinin psikolog olması,

Ve bireysel çıkarlarını toplumsal çıkarların üzerinde tutabilecek kadar bencil ve sığ olan,vizyon sahibi olmayıp kitap okumayan, duruşuyla örnek olamayan birinin lider olması gibi saçma ve eksik olacaktır.

İnsanların yetenekleri doğrultusunda kariyerlerine yönlendirilmediği bir toplumda ortalık vasat uzman kaynıyor!

Ancak,işini sadece aldığı eğitim ile değil güncel kalmak için verdiği ekstra emek ve çaba ile yeteneklerinin en üst seviyesinde yapan kitle ise yine bunun farkında olabilecek kadar vasıflı ve kaliteli bir kitle ile buluşuyor.

Ödül zaten bu!
Belki biraz zaman alıyor ama asla geçici olmuyor!

Yetenek+eğitim+vizyon+araştırma=Uzman(Üstad olmak için ise tecrübe)

Zaten konu işinde iyi olmayan koçlar ise tam olarak benim burada belirttiğim konuya istinaden koçluk mesleğinin ne kadar ÖNEMLİ olduğunu ve ihtiyacımız olduğunu görüyoruz ki kişi kendine uygun olmayan bir meslekte ne kendini ne de hizmet verdiği toplumu heba etsin.

Yani güzel şehrimin güzel insanları size soruyorum! Amaç nedir?

Koçlar klinik vakalarla ilgilenmezler tam tersi koçluk alan bireyler daha bilinçli ve özgün olma cesaretini gösterip kendini keşfetmek isteyecek kadar cesur olan vizyon sahibi insanlardır.

Sadece kariyer açısından değil, özel hayatında da yaşadığı sorunların temelinde kendini doğru tanımamasından kaynaklı sorunlar yaşadığı için önemli bir aydınlatıcı destektir koçluk!

Eşini, dostunu, yoldaşını, arkadaşını üye olacağı dernekten tutun da yaşayacağı şehre kadar yaptığı bir çok seçim kişinin kendini doğru tanıması ile alakalıdır.

Şirketlerde insan kaynakları, personeline kariyer planlaması yaparken koçluk yapıyor demektir. Yıllardır şirketlerde yaptığımız Swot analizinin bireysel olarak uygulanmasıdır koçluk.

Koç, ne yapman gerektiğini söyleyen bir akıl tüccarı değildir.
Koç sana kendi aklını kullanarak kendi kararlarını alman noktasında farkındalık sağlar.

Mutluluk kişinin kendi iç dünyasında başlar.
Kendi ışığını yakmasını öğrenen el ateş tutmaz karanlıkta.

Koç, kişinin kendi ışığını keşfetmesini ve dış bağımlılıklara olan ihtiyacını ortadan kaldırmasını sağlar.

"Başkalarını bilen zeki, kendini bilen alimdir," derler.

Ve Şems der ki; Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat' i keşfedemezsin.

Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

Aynalara bakınız. Korkmayınız. Ve bilmediğiniz, tam olarak hâkim olmadığınız bir konu hakkında,

"Fikrim yok! Bilmiyorum." diyebilecek kadar cesur olunuz, rahat olunuz.

Ve en önemlisi kendi değerlerinize sahip çıkınız.

İşini hakkıyla, babasının eşinin dayısının amcasının referansıyla değil, alın teriyle yapmaya çalışan insanları küstürmeyiniz, kaçırmayınız.

Yoksa ortalaması vasat, kalitesizleşen bir toplumun ilk kurbanı siz ve sevdikleriniz olur.

Önemli Not; Bugün gençlerin çoğunun, herhangi bir hedeflerinin bulunmaması, hedefleri olsa bile hatalı seçimler olması, mutsuzlukları, tatminsizlikleri, korkuları ve gelecek kaygısının temelinde benlik arayışı ve benliğe kavuşamama durumu yatmaktadır. Bu arayış, bilinçli ve istikrarlı bir çalışma ile sonuca gitmediği müddetçe biz hep, "Hayaller ve gerçekler" trajedisine dramatik bir şekilde gülümseyip, sevmediği işin köleliğini yapıp ne kadar kazanırsa kazansın kendini gerçekleştirememiş, mutsuz insanların ferrari motorlarını şahin gibi kullandığı üzücü resimlere bakan boyun bükenler olarak kalacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar