Gaziantep Ticaret Odası önemli bir organizasyona imza atarak kamu bankalarının genel müdürlerini iş dünyasıyla buluşturdu. Sorunların masaya yatırıldığı, çözüm önerileri için fikirlerin sunulduğu toplantıya Ziraat Bankası Genel Müdürü ve Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Alpaslan Çakar, VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil ve Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney katıldı. Buluşmada konuşmasıyla büyük alkış alan Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, özel bankaları da sert dille eleştirdi. Hastaya ilacı zamanında vermek gerektiğini ve öldükten sonra verilen ilacın bir anlamı olmadığını anlatan Yıldırım, bankaların genel müdürlerine “İşletmeyi ayakta tutmayı hedefleyen bir pilot uygulamayı Gaziantep'te başlatalım. Adına da "Gaziantep Modeli" diyelim” dedi. Yıldırım’ın konuşmasında söz alan Çakar, Arslan, Özdil ve Güney ise Gaziantep’in kendileri için önemli bir il olduğunu yapılacak her konuda destek olabileceklerini söyledi. Vakıfbank Genel Müdürü Osman Arslan Gaziantep iş dünyasıyla yakından ilgilendiklerini vurgulayarak, “En son Ahmet Şireci’nin sıkıntısını hallettik. Söz veriyoruz, bize işi düşeni geri çevirmeyeceğiz. Başın düşen dara, Vakıfbank’ı ara”dedi.

ÖZEL BANKALARA SERT ÇIKIŞ
Yıldırım, konuşmasının açılışında özel bankalara seslenerek, sert bir tepki gösterdi. Yıldırım, “Buradan özellikle özel bankaların kredi tahsis bölge müdürlerine sesleniyorum. Biz aradığımızda lütfen telefonlarımıza bakın. Dar günümüzde biz sizlere ulaşamazsak, varlık gününde de bunun bir kıymeti kalmıyor artık. Ben Ticaret Odası Başkanı olarak sizleri özel numaranızdan aradığımda başkan beni şubeden arasın diyorsanız. Bir kıymeti yok. Ben para istediğimde vermeyin ama üyem istediğinde o telefona bakacaksınız. 45 bin üyeli bir odanın başkanı sana ulaşamıyorsa, sende mutsuz olursun, altını çizerek söylüyorum” dedi. Yıldırım’ın bu konuşması büyük alkış aldı.

DOĞRU ŞEHİRDESİNİZ

Ekonominin en güçlü itici güçlerinden birisinin finansman olduğunu vurgulayan Yıldırım şunları söyledi: “Çünkü finansman varsa yatırım olur. Bankalar sermayeyi büyütür. İş dünyası katma değeri büyütür. Türkiye ise bu iki gücün ürettiği değerle büyür. Biri olmadan diğeri olmaz. İşte bugün de bu birlikteliği konuşmak için bir aradayız. Ve bunu konuşmak için de doğru şehirdesiniz. Çünkü Gaziantep'e bakarak Türkiye ekonomisinin fotoğrafını çekebilirsiniz. Bu toplantının en büyük değeri, sorunları sahadan konuşuyor olmamızdır”

HEP BİRLİKTE GÜÇLENDİRELİM

“Yalnız bir noktanın da altını çizmek isterim. Bugün sayın genel müdürlerimiz burada bizlerle birlikte. Ama yereldeki ekipleriniz yıl boyunca üyelerimizle omuz omuza çalışıyor. Bir işletmenin önünü açan şey yalnızca kredi değildir. Zamanında kurulan güven ilişkisidir. Kamu bankalarımızla kurduğumuz bu güçlü diyaloğu özel bankalarımızla da kurmak istiyoruz. Kapısını çaldığımızda bizi dinleyen, işimizi anlayan çözüm üreten bir yaklaşımı hep birlikte güçlendirelim. Çünkü iyi günde kurulan bankacılık ilişkileri değerlidir. Ama gerçek iş ortaklığı zor günlerde belli olur”

EKONOMİNİN FOTOSUNU ÇEKEBİLİRSİNİZ

Genel müdürlere ‘Gaziantep'e bakarak Türkiye ekonomisinin fotoğrafını çekebilirsiniz” diye devam eden Yıldırım, “Gaziantep'e bakarsanız Türkiye'nin üretimini görürsünüz Gaziantep bugün yaklaşık 10 milyar dolarlık ihracatıyla Türkiye ihracatının yüzde 4'ünü gerçekleştiriyor. Tek başına 55 ilin toplamından daha fazla ihracat yapıyor. Ama Gaziantep'i sadece rakamlarla anlatamayız.. Bu şehirde kullanılan kredi beklemez. Üretime dönüşür, katma değere dönüşür. İşte bu yüzden Gaziantep'e sağlanan finansman yalnızca bir işletmeye verilen kredi değildir. Türkiye'nin rekabet gücüne yapılan yatırımdır.” Dedi.

SORUNLAR BÜYÜK

Yıldırım, “Uzun zamandır iş dünyasının en önemli gündemi biliyorsunuz ki finansmana erişim. Ama sorun krediye ulaşmak değil. Krediye katlanılabilir maliyetle ulaşabilmek. Komisyonlar, masraflar, ilave yükler. Finansman maliyetini açıklanan faiz oranlarının çok üzerine çıkarıyor. Enflasyon düşüş eğiliminde. Biz de bunun kredi faizlerine daha güçlü yansımasını bekliyoruz. Çünkü bugün politika faizi ile ticari kredi faizleri arasında yaklaşık 20 puanlık bir fark var. Biz artık enflasyonun iki katına yaklaşan maliyetlerle finansmana ulaşmak istemiyoruz. Hiçbir işletme enflasyonun iki katı finansman maliyetiyle rekabet edemez. Hepimiz mevcut düzenlemeleri biliyoruz. Ancak kredi yapılandırmalarında standart çözümler değil. İşletmenin ihtiyacına göre şekillenen, daha esnek modelleri önemsiyoruz. Çünkü her işletmenin hikâyesi farklıdır. Aynı çözüm her işletmeye uymaz. Hepimizin bildiği bir gerçek var. Hastaya ilacı zamanında vermek gerekir. Öldükten sonra verilen ilacın ne anlamı var. İşletmelerimiz için de durum farklı değildir. Doğru zamanda yapılan doğru yapılandırma; işletmeyi yaşatır... Üretimi korur... İstihdamı korur... ve sonunda bankanın alacağını da korur.” İfadelerini kullandı.

GAZİNTEP TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLACAK
Yıldırım, “Bu anlayışla standart yapılandırma yerine "yaşatan yapılandırma" yaklaşımını konuşmalıyız. Hatta bugün bu salondan somut bir öneriyle çıkalım. Reel sektör ile finans sektörünün birlikte geliştireceği, erken müdahaleyi esas alan, işletmeyi ayakta tutmayı hedefleyen bir pilot uygulamayı Gaziantep'te başlatalım. Adına da "Gaziantep Modeli" diyelim. Çünkü Gaziantep sadece ekonomik başarısıyla değil, çözüm üretme kültürüyle de Türkiye'ye örnek olmuş bir şehirdir. İnanıyorum ki burada başarıyla uygulanacak bir model... Yarın Türkiye'nin diğer şehirlerine de örnek olacaktır.” diye konuştu.

TİCARİ KREDİ SINIRLARI YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ

Yıldırım, “Bir diğer beklentimiz de ticari kredi büyüme sınırlarının yeniden değerlendirilmesidir. Makro ekonomik dengelerin önemini biliyoruz. Ama aynı gömlek herkese uymaz. İstihdam sağlayan işletmeler için daha farklı bir bakışa ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. Özellikle ticari kredi büyüme sınırlarının gözden geçirilmesini, KOBİ kredilerinde daha esnek bir yaklaşım benimsenmesini bekliyoruz. Çünkü ekonominin dolaşım sistemi ticarettir. Ticaretin dolaşım sistemi ise nakittir. Dolaşım yavaşlarsa ekonomi de yavaşlar. Bir başka önemli başlık da POS komisyonları. Bugün kartlı ödeme ticaretin vazgeçilmez bir parçası. Ama yüksek POS komisyonları yalnızca işletmelerimizin maliyetini artırmıyor. Fiyatlara da yansıyor. Dolayısıyla bu konu yalnızca tüccarın değil... Enflasyonla mücadelenin de konusudur” dedi.

EXİMBANK’IN YERİ HER ZAMAN FARKLIDIR
Yıldırım, “Krediye erişimde yaşanan zorluklar ve artan işletme sermayesi ihtiyacı... İhracatçımızın rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. İşte tam da bu noktada Türk Eximbank'ın rolü çok daha stratejik hale geliyor. Gaziantep gibi ihracat şehirlerinde Türk Eximbank'ın yeri her zaman farklı olmuştur. Biz Eximbank'ı yalnızca kredi veren bir kurum olarak görmüyoruz. İhracatçımızın dünyaya açılan finans kapısı olarak görüyoruz. Gaziantep ihracatının gücü yalnızca büyük firmalarından gelmiyor. Binlerce KOBİ'nin cesaretinden, emeğinden ve ihracat azminden geliyor. KOBİ ihracatçılarımızın Eximbank kaynaklarına daha kolay erişebilmesini, teminat süreçlerinde daha esnek uygulamaların geliştirilmesini ve özellikle işlem süreçlerinin hızlandırılmasını önemsiyoruz” diye konuştu.

ÇAKAR: SORUNLARI BİLİYORUZ
Gaziantep’in Türkiye ekonomisi açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirten Ziraat Bankası Genel Müdürü ve Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Alpaslan Çakar, Gaziantep’in yalnızca kendi ili için değil, bölge ekonomisi için de bir kalkınma lokomotifi ve lojistik üssü hâline geldiğine, yeni dönemde daha kaliteli, teknolojik ve verimli üretimin önem kazanacağına dikkat çekti. Türk bankacılık sektörünün reel sektörü destekleyecek likiditeye, sermaye yeterliliğine ve finansal güce sahip olduğunu vurgulayan Çakar, “Sizin sorunlarınızı çok iyi biliyoruz, çözümünü de biliyoruz. Hep beraber çözeceğiz. Reel sektörle finans sektörü bir uçağın iki kanadı gibidir. Sizin kaybettiğiniz, bizim kazandığımız bir şey olamaz. Birbirimizi büyüterek yolumuza devam edebiliriz.” dedi. Kamu bankalarının yalnızca kâr odaklı hareket edemeyeceğini ifade eden Çakar, iş dünyasının yanında olmaya devam edeceklerini söyledi.

ARSLAN: HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ

VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan ise makroekonomik istikrarın önemine dikkat çekerek geçmişte yaşanan zorlu süreçlerin karşılıklı dayanışma ve istişareyle aşıldığını, aynı anlayışla iş dünyasını desteklemeyi sürdüreceklerini belirtti. VakıfBank’ın yurt dışından uzun vadeli ve uygun maliyetli kaynak temin etme konusunda güçlü bir konuma sahip olduğunu kaydeden Arslan, Dünya Bankası’ndan sağlanan 1,5 milyar avroluk kaynağın kadın istihdamını artırmak isteyen işletmelere kullandırılacağını, bu kaynağın 470 milyon avroluk bölümünün ise deprem bölgesine ayrılacağını açıkladı. Arslan, “Gaziantep’e de bu kaynaklardan aslan payını ayırmış olacağız. Hepimiz aynı gemideyiz. Kazan-kazan ilkesiyle ve problem çözmeye odaklanan bir anlayışla bu süreci birlikte yöneteceğiz.” diye konuştu.

ÖZDİL: GAZİANTEP ÖNEMLİ

Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, Gaziantep’in üretim, sanayi ve ihracat gücüyle Türkiye ekonomisinin motoru ve öncüsü konumundaki şehirlerden biri olduğunu söyledi. Türk bankacılık sisteminin dünyada örnek gösterilecek güçlü bir yapıya sahip olduğunu belirten Özdil, kamu bankalarının bu gücü reel sektörden aldığını ve yine reel sektörün gelişimi için kullanmaya gayret ettiğini ifade etti. İş dünyasının zorlu bir dönemden geçtiğini bildiklerini dile getiren Özdil, “Gaziantep, finansmandan en büyük payı almayı hak eden şehirlerden biri. Dört kamu bankası olarak bu süreçte iş dünyamızın yanında olacağız.” dedi.

GÜNEY: HEDEFİMİZ BELLİ
Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney, bankanın ihracatçılara sunduğu nakdi kredi ve alacak sigortası desteğini her yıl artırdığını belirterek, 2026 yılı hedeflerinin ise 60 milyar dolar olduğunu açıkladı. Temmuz sonu itibarıyla 19 milyar dolarlık alacak sigortası ve 18,3 milyar dolarlık nakdi kredi olmak üzere toplam 37,3 milyar dolarlık destek hacmine ulaştıklarını kaydeden Güney, sınırda karbon düzenlemesine uyum ve yeşil dönüşüm yatırımlarına uzun vadeli, uygun maliyetli finansman sağladıklarını söyledi. Eximbank desteklerinin tabana yayılmasına önem verdiklerini vurgulayan Güney, desteklerden yararlanan yaklaşık 19 bin ihracatçının yüzde 83’ünün KOBİ olduğunu, KOBİ’lerin toplam kredilerden aldığı payın ise yüzde 25’i geçtiğini ifade etti.

SORULARI YANITLADI
Toplantıda kamu bankaları genel müdürleri bankacılık sektöründeki güncel gelişmeleri, finansmana erişim, ihracat finansmanı, KOBİ bankacılığı ve yeni dönem beklentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak soru-cevap bölümünde iş insanlarının sorularını yanıtladı. Karşılıklı görüş alışverişiyle geçen toplantı, reel sektör ile finans sektörü arasındaki diyaloğun güçlendirilmesi ve ortak çözüm anlayışının geliştirilmesi açısından önemli bir platform oluşturdu.

Yorumlar