Erdemoğlu, "Türkiye'nin önünde bölgedeki diğer ülkeler ile işbirliği içinde dünyanın en büyük entegre kimya endüstrisi merkezi olma imkânı var" dedi.

Erdemoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu, grubun uzun süredir planları arasında yer alan Adana Yumurtalık bölgesindeki rafineri projesiyle ilgili hedef ve beklentilerini açıkladı. Erdemoğlu, bu yatırımın ülke ekonomisi için önemli bir ihtiyaç olduğunu belirterek, yeni jeopolitik düzenin de bölgede bu yatırımı şart kıldığını aktardı. Erdemoğlu, yaklaşık 25 milyar dolarlık büyüklüğe sahip olacak yatırım için hem kamu fonları hem de yabancı yatırımcılarla işbirlikleri olabileceğini, şu aşamada bunların altyapısı için hazırlıklarını tamamladıklarını söyledi.

TÜRKİYE DIŞINDA BÖLGE YOK

Erdemoğlu, ABD'nin önceliğinin Çin'in kendi bölgesine çekilmesini sağlamak olduğunu hatırlatarak, "Özellikle petrokimya alanında oluşacak bir alternatif üretim arayışı var. Çin'in ürettiği mamullerin bir bölümünü bu coğrafyada başka ülkelere ürettiremezseniz, Çin'in üretim gücüne alternatif yaratamazsınız. Bu boşluğu bu bölgede Rusya dışında doldurabilecek ülke sayısı sınırlı. Rusya zaten bu konjonktürde o şekilde konumlanamıyor. O büyüklüğe sahip ülkeler İran, Türkiye ve Mısır. İran'ın yaşanan karışıklıklar nedeniyle, bu seviyeye ulaşması yıllar alacak. Avrupa'nın yapısı, Balkanlar'ın ölçeği buna uygun değil. Mısır'daki üretim de bu kapasiteye ulaşabilir durumda değil. Tüm gümrük avantajlarına rağmen sanayi dönüşümünü yapamıyor. Türkiye dışında bu boşluğu doldurabilecek bir bölge yok" dedi.

ÜRETİM BLOKLARI ESAS OLACAK

Erdemoğlu, şöyle devam etti: "Yumurtalık bölgesindeki 25 milyar dolarlık rafineri fikri de buradan yola çıkıyor. Türkiye bugün, geçen yılın rakamlarıyla yaklaşık 23 milyar dolarlık petrokimya ürünü ithal ediyor. Bu bölge gerçekten bir üretim üssü haline gelirse, ihtiyaç duyulan üretim hacminin gelecekte 70-80 milyar dolar seviyelerine kadar çıkabileceğini tahmin ediyoruz. Bu yatırım bakışı, bu sorunları da çözecek. Peki Türkiye bunu tek başına mı yapacak? Hayır. Bu bölgede Türkiye bir ağabey ve öncü rolü üstlenecek. Çevresinde Suriye, Irak, Ürdün ve Mısır'ın olduğu bir üretim ve tedarik sistemi kurulacak. Bunun merkezini Türkiye oluşturacak. Suriye, Irak, Mısır ve Ürdün'ün daha orta gelir grubuna yönelik ürünlerin üretimini yaptığı, Türkiye'nin ise daha yüksek katma değerli ürünlere yönelik ürettiği bir kompozisyon olabilir. Küçük ölçeklerle Çin'e alternatif oluşturulamayacağı için üretim blokları oluşturulması esas olacak" dedi.

EN ZORLANDIĞIM YAZI
EN ZORLANDIĞIM YAZI
İçeriği Görüntüle

İNANILMAZ DEĞERLİ

Yumurtalık bölgesinin lojistik açıdan inanılmaz bir değeri bulunduğunu söyleyen Erdemoğlu, gelecek 5-10 yıllık perspektifte en önemli konunun lojistik olacağını öngördü. Erdemoğlu, Doğu Akdeniz'deki petrol ve gaz hatlarının, Irak'tan gelen enerji kaynaklarının, Azerbaycan petrolünün ve farklı kaynaklardan gelecek hidrokarbonların birleştiği enerji merkezi olarak Ceyhan-Yumurtalık bölgesinin önemine dikkat çekti.

MASTER PLAN 4 YILDIR HAZIR

20-25 milyar dolarlık yatırımın master planının yaklaşık dört yıldır hazır olduğunu söyleyen Erdemoğlu, "Ne üreteceğimizi hazırladık. Hangi teknolojiyi kullanacağımızı belirledik. Her şey hazır. Arazi de hazır. Ancak bugünkü ekonomik koşullar nedeniyle projeyi, ortaklıklar veya finansal çözümler tamamlandıktan sonraki aşamada başlatmayı değerlendireceğiz" diye konuştu.

ÇİN MANTIĞI KURMAK GEREK

"Kimyada Türkiye'nin böyle bir üs oluşturduğunu varsayalım" diyen Erdemoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Almanya'da kimya devleri var. Veya dünyanın başka yerlerinde benzer merkezler var. Ama bizim açımızdan esas mesele başka ülkelerin bugün ne yaptığı değil. Bizim yapmamız gereken Çin'in kurduğu mantığa benzer bir yapı oluşturmak. Çok basit: Petrol Ceyhan'a geliyor mu? Geliyor. Rafineriyi oraya kurduğunuzda taşıma maliyetini azaltıyor musunuz? Azaltıyorsunuz. Navlun problemini önemli ölçüde ortadan kaldırıyorsunuz. Ham maddeyi orada üretiyorsunuz. Kimya ürünlerini de aynı bölgede üretiyorsunuz. Limanı da yanına koyuyorsunuz. Ve ürettiğiniz ürünü doğrudan oradan ihraç ediyorsunuz. Bu kadar entegre bir yapının karşısında Avrupa'daki şirketlerin maliyet açısından rekabet etmesi kolay değil. Çin'in ölçek ekonomisine gitmesinin arkasında da zaten aynı mantık bulunuyor."