Yaklaşık 18 yıldır uygulanan otomatik devlet katkısı sistemi kaldırılırken, düzenlemenin sosyal güvenlik sistemine etkileri tartışılmaya başlandı. Türkiye Gazetesi yazarı İsa Karakaş ile Dünya Gazetesi yazarı Özgür Erdursun, değişikliğin teknik ve uzun vadeli sonuçlarına dikkat çekti.
“Sosyal Güvenliğin Üçlü Sacayağı Çöküyor Mu?”
İsa Karakaş, düzenlemenin 2008 yılında hayata geçirilen sosyal güvenlik reformunun temel finansman unsurlarından birini ortadan kaldırdığını savundu.
Sosyal güvenlik sisteminin işçi, işveren ve devletin birlikte finansman sağladığı “üçlü sacayağı” modeli üzerine kurulduğunu belirten Karakaş, yeni düzenlemeyle devletin finansmandaki rolünün azaltıldığını ve yükün çalışanlarla işverenlerin üzerinde kaldığını ileri sürdü.
Karakaş, düzenlemeyle ilgili şu ifadeleri kullandı:
“Torba yasa yürürlüğe geçti. SGK’da sessiz sedasız devasa bir düzenleme yapıldı. Sistemin geleceği açısından hayati ehemmiyet arz eden bir adım atıldı... Muhalefet konuyu kavradığı an yer yerinden oynayacak. Gündem tamamen değişecek. Bu adım hükümetin başını bir hayli ağrıtmaya adaydır.”
Karakaş, sosyal güvenlik sisteminin yalnızca gelir-gider hesabından ibaret olmadığını belirterek, SGK’nın vatandaşlar için önemli bir güvence ve kuşaklar arası dayanışmanın temel araçlarından biri olduğunu ifade etti.
Devletin Otomatik Katkı Modeli Kaldırıldı
Özgür Erdursun ise düzenlemenin teknik yönüne dikkat çekerek, 2008 yılından bu yana devletin SGK’ya iki farklı yöntemle mali destek sağladığını aktardı.
Bunlardan ilki, SGK’nın tahsil ettiği belirli sigorta primlerinin dörtte biri oranında yapılan ve kanunla güvence altına alınan otomatik devlet katkısıydı. İkinci yöntem ise SGK’nın yıl sonunda finansman açığı vermesi halinde bu açığın merkezi bütçeden karşılanmasıydı.
7590 sayılı Kanun ile prim tahsilatına bağlı olarak otomatik hesaplanan devlet katkısı yürürlükten kaldırılırken, SGK’nın finansman açığının merkezi bütçeden karşılanmasına yönelik uygulama devam etti.
Erdursun, devlet desteğinin tamamen ortadan kaldırılmadığını, ancak desteğin hukuki niteliği ve hesaplanma yönteminin değiştiğini vurguladı.
Yeni sistemde SGK’nın finansman ihtiyacı ortaya çıktığında Hazine’den kaynak aktarılabilecek. Ancak aktarılacak tutar artık kanunda belirlenen sabit bir formüle göre otomatik olarak hesaplanmayacak. Kaynak miktarı, merkezi bütçe imkânları ve hükümetin mali tercihleri doğrultusunda belirlenecek.
SGK’nın Mali Tabloları Yeniden Değerlendirilecek
Erdursun, otomatik devlet katkısının kaldırılmasıyla SGK’nın mali tablolarının değerlendirilme biçiminin de değişeceğini belirtti.
Otomatik katkının artık kurumun gelir kalemleri arasında yer almayacağını ifade eden Erdursun, bu nedenle SGK’nın gelir-gider dengesinin geçmiş yıllarla aynı yöntem üzerinden karşılaştırılamayacağını kaydetti.
Yıl sonunda Hazine’den SGK’ya ne kadar kaynak aktarılacağının bütçe uygulamalarına bağlı olacağını belirten Erdursun, gelecekte kurumun açık ya da fazla verip vermediği değerlendirilirken merkezi bütçeden yapılan transferlerin ayrıca dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Gençler Ve Askerlik Borçlanması Da Gündemde
Karakaş, torba kanunla yapılan diğer sosyal güvenlik düzenlemelerine de tepki gösterdi.
Yeni mezun, işsiz ve geliri bulunmayan gençlerin Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerinde yapılan artışın haneler üzerinde faizli borç yükü oluşturabileceğini savunan Karakaş, bu durumun sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını ileri sürdü.
Karakaş ayrıca askerlik borçlanmasında prim oranının yüzde 32’den yüzde 45’e çıkarılmasını eleştirdi. Askerlik görevini yerine getirenlerin primlerinin devlet tarafından karşılanması gerektiğini belirten Karakaş, yapılan artışın sosyal politika ilkeleriyle çeliştiğini savundu.
“Etkisi Önümüzdeki Yıllarda Daha Fazla Hissedilecek”
Özgür Erdursun, kamuoyunda torba kanunun en çok konuşulan bölümünün en düşük emekli ödemesinin 23 bin 552 TL’ye çıkarılması olduğunu, ancak sosyal güvenlik sistemi açısından asıl önemli değişikliğin finansman modelinde yapıldığını belirtti.
Erdursun, en düşük emekli ödemesindeki artışın tüm emeklilerin kök aylıklarının 23 bin 552 TL’ye yükseltildiği anlamına gelmediğini de vurguladı.
Kök aylığı ve ek ödemeleri bu tutarın altında kalan emeklilere Hazine desteğiyle 23 bin 552 TL ödeme yapılacağını belirten Erdursun, kök aylıklarda herhangi bir değişiklik olmadığını ifade etti. Bu taban ödemenin gelecekte otomatik olarak artmayacağına da dikkat çekti.
Erdursun’a göre düzenlemenin sosyal güvenlik sistemi açısından en önemli sonucu, devlet desteğinin tamamen kaldırılması değil, kanunla güvence altına alınan otomatik ve öngörülebilir finansman mekanizmasının sona ermesi oldu.
Yeni dönemde SGK’ya yapılacak katkının miktarı ve zamanlamasının bütçe uygulamaları ile maliye politikası tercihlerine göre şekilleneceğini belirten Erdursun, bugün kamuoyunda fazla tartışılmayan bu değişikliğin önümüzdeki yıllarda SGK’nın mali dengeleri ve sosyal güvenlik politikaları üzerinde daha fazla hissedileceğini savundu.
Böylece 7590 sayılı Torba Kanun, bir yandan en düşük emekli ödemesini 23 bin 552 TL’ye çıkarırken diğer yandan SGK’nın devlet tarafından finansmanında yaklaşık 18 yıldır uygulanan otomatik katkı modelini sona erdirmiş oldu.




