Elektrik desteğini kısmanın tasarruf değil, vatandaşın cebinden tasarruf etmek anlamına geleceğini belirten Tüketici Hakları Derneği Gaziantep Şube Başkanı Bülent Yılmaz, “Elektrik bir lüks değil, temel bir insan ihtiyacıdır. Elektrik politikasının merkezinde yalnızca ‘kaç kilovatsaat tüketildi?’ sorusu değil, ‘bu elektriği tüketen vatandaşın ekonomik ve sosyal koşulları nedir? sorusu bulunmalıdır” dedi.

KAYGIYLA TAKİP EDİYORUZ
Yılmaz, elektrik faturalarında devlet desteğinin kapsamının daha da daraltılacağı ve sübvansiyonlu tüketim sınırının yıllık 4.000 kilovatsaatten 3.500 ya da 3.000 kilovatsaate çekilebileceğine ilişkin iddiaları kaygıyla takip ettiklerini belirtti. Elektriğin bir lüks değil, temel bir insan ihtiyacı olduğunu belirten Yılmaz, “Buzdolabını çalıştırmak, çamaşır yıkamak, yemek pişirmek, evi aydınlatmak, çocukların ders çalışmasını sağlamak, yaşlıların ve hastaların ihtiyaç duyduğu cihazları kullanmak “yüksek tüketim” olarak yaftalanamaz. Bugün elektrik tüketimini azaltmanın yolu, milyonlarca dar ve orta gelirli vatandaşın devlet desteğinden çıkarılması değildir” diye konuştu.
EPDK'nın resmi verilerine göre 2025 yılında meskenler için uygulanan yıllık son kaynak limiti 5.000 kWh iken, bu sınırın 2026 yılı için 4.000 kWh'ye indirildiğini dile getiren Yılmaz şunları söyledi:”EPDK, 4.000 kWh'lik yıllık sınırın yaklaşık 333 kWh aylık ortalama tüketime ve yaklaşık 984 TL düzeyindeki aylık faturaya karşılık geldiğini, düzenlemeden yaklaşık 2,5 milyon mesken abonesinin etkilenmesinin beklendiğini açıklamıştır. Şimdi ise bu sınırın 3.500 kWh'ye, hatta 3.000 kWh'ye çekilebileceği konuşulmaktadır. Eğer bu iddialar gerçekleşirse mesele yalnızca bir tarife değişikliği olmayacaktır. Bu, daha fazla hanenin sübvansiyonlu elektrik tarifesinin dışına çıkarılması anlamına gelecektir.”

3.000 KİLOVATSAAT SINIRI NE ANLAMA GELİYOR?

Akaryakıta zam yağmuru: Üçü birden arttı
Akaryakıta zam yağmuru: Üçü birden arttı
İçeriği Görüntüle

Yıllık 3.000 kWh sınırının, aylık ortalama yaklaşık 250 kWh tüketime karşılık geldiğini ifade eden Yılmaz, “Vatandaşın;“Ben elektriği çok mu tüketiyorum?” sorusunun cevabı artık yalnızca tüketim alışkanlığıyla değil, hanenin kaç kişi olduğu, evin nasıl ısıtıldığı, hangi elektrikli cihazların kullanıldığı ve yaşam koşullarının ne olduğu ile birlikte değerlendirilmelidir. Dört kişilik bir aile ile tek kişinin yaşadığı evin elektrik tüketimini aynı kefeye koyamazsınız. Evinde elektrikli ısıtıcı kullanan dar gelirli vatandaşla, enerji verimliliği yüksek bir binada yaşayan vatandaşın tüketimi aynı değildir. Evinde yaşlı, engelli veya sürekli elektrikle çalışan tıbbi cihaz kullanan bir kişi bulunan hane ile başka bir hanenin tüketim profili aynı değildir. Tüketimi yalnızca kilovatsaat üzerinden değerlendiren bir sistem, tüketicinin gerçek yaşam koşullarını görmezden gelir” diye konuştu.

FATURA YÜKÜ VATANDAŞA AKTARILAMAZ
Devletin enerji politikasının amacı vatandaşın elektrik tüketimini cezalandırmak değil, enerjiye erişimi güvence altına almak olmalıdır. Elbette enerji kaynaklarının verimli kullanılması gerekir. Elbette israf önlenmelidir. Elbette yüksek tüketimin azaltılması ve enerji verimliliğinin artırılması konusunda toplum bilinçlendirilmelidir. Ancak bunun yolu, elektrik tüketimi belli bir seviyeyi aşan her haneyi yüksek maliyetli tarifeye geçirmek değildir. Çünkü burada çok önemli bir ayrım vardır: İsraf başka şeydir, ihtiyaç başka şeydir. Vatandaşın ihtiyacı olan elektriği kullanması israf değildir. Üstelik elektrik fiyatlarının ve diğer temel yaşam maliyetlerinin yükseldiği bir ortamda, devlet desteğinin kapsamını sürekli daraltmak, gelirleri aynı hızda artmayan milyonlarca hanenin bütçesini daha da zorlayacaktır.

ŞU SORULAR CEVAPLANMALI
Yeni bir sınır getirilecekse öncelikle kamuoyuna açık ve anlaşılır biçimde şu soruların cevaplanmasını istediklerini belirten Yılmaz şöyle konuştu:”Yeni sınır hangi bilimsel ve ekonomik ölçütlere göre belirlenmektedir? Türkiye'de ortalama bir hanenin gerçek elektrik tüketimi nedir? Hane büyüklüğü yeni sistemde dikkate alınacak mıdır? Gelir düzeyi ile elektrik tüketimi arasında nasıl bir ilişki kurulmuştur? Elektrikle ısınan haneler nasıl korunacaktır? Engelli, yaşlı ve özel elektrik ihtiyacı bulunan haneler için hangi koruma mekanizmaları uygulanacaktır? Sınırın 3.000 kWh'ye indirilmesi halinde kaç milyon abone destek kapsamından çıkacaktır? Bu vatandaşların elektrik faturalarında meydana gelecek ortalama artış ne olacaktır? Yeni düzenlemenin hane halkı bütçesine toplam etkisi kamuoyuna açıklanacak mıdır?”

KADEMELİ TARİFE, YOKSULU DAHA FAZLA KORUMALI

Yılmaz Tüketici Hakları Derneği olarak önerilerde bulunarak şunları dile getirdi:”Elektrik tarifesinde temel ihtiyaç miktarı düşük bedelle karşılanmalı; bunun üzerindeki tüketim kademeli olarak fiyatlandırılmalıdır. Ancak bu sistem kurulurken yalnızca tüketim miktarı değil; hane nüfusu, gelir seviyesi, konutun ısınma biçimi, iklim koşulları, engellilik ve zorunlu elektrik tüketimleri gibi kriterler de dikkate alınmalıdır. Çünkü aynı miktarda elektrik tüketen iki hanenin ekonomik koşulları aynı değildir. Ayrıca enerji verimliliği politikalarının yükü yalnızca tüketiciye bırakılmamalıdır. Enerji verimli konutların yaygınlaştırılması, yalıtım yatırımlarının desteklenmesi, verimli cihazlara erişimin kolaylaştırılması ve düşük gelirli hanelerin enerji giderlerinin sosyal politika araçlarıyla desteklenmesi gerekir.

VATANDAŞIN CEBİNDEN TASARRUF YAPILAMAZ

Buradan açıkça ifade ediyoruz: Elektrik desteğini daraltarak bütçe tasarrufu yapılabilir; ancak bunun adına tüketici yararı denilemez. Devletin görevi, temel ihtiyaçlara erişimi zorlaştırmak değil, özellikle dar gelirli vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesini güvence altına almaktır. Elektrik faturası ödenemediğinde vatandaşın buzdolabı çalışmayacak, çocuğun ders çalışması zorlaşacak, yaşlının yaşam koşulları ağırlaşacak, elektrikle çalışan tıbbi cihazlara ihtiyaç duyan insanların hayatı daha fazla risk altına girecektir. Bu nedenle elektrik politikasının merkezinde yalnızca “kaç kilovatsaat tüketildi?” sorusu değil, “Bu elektriği tüketen vatandaşın ekonomik ve sosyal koşulları nedir?” sorusu bulunmalıdır.

ADİL BİR ENERJJİ TARİFESİ İSTİYORUZ
Tüketici Hakları Derneği Gaziantep Şubesi olarak çağrımız nettir: Elektrik temel ihtiyaçtır. Temel ihtiyaçların bedelini karşılayamayan vatandaş cezalandırılmamalıdır. Sübvansiyon sınırları belirlenirken vatandaşın gerçek yaşam koşulları dikkate alınmalıdır. Ve en önemlisi; Vatandaşa elektriği daha az kullan demeden önce vatandaşın neden bu kadar yüksek elektrik faturası ödediği sorulmalıdır. Elektriğin üretiminden dağıtımına, vergilerden tarifelere kadar bütün maliyet unsurları şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. Tüketicinin hakkı, yalnızca faturayı ödemek değildir. Tüketicinin hakkı; erişilebilir, öngörülebilir, şeffaf ve adil bir enerji tarifesidir.”