1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Durum Vahim
Durum Vahim

Durum Vahim

Bir genci bile kurtarsam yeter' sloganı ile yola çıkan, 25 yıldır aileleri ve gençleri uyuşturucu konusunda bilinçlendirmek için gecesini gündüzüne katan İsa Altun, son yıllarda artış gösteren uyuşturucu belasına karşı uyarı ve açıklamalarda bulundu

A+A-

AMATEM'ler yetersiz geldiği için yatış sürelerinin de kısa olduğunu ve bu süreyle bağımlıların tedavi edilemeyeceğini belirten Altun, Şahinbey ve Şehitkamil belediyeleri başta olmak üzere diğer belediyelerin de acilen rehabilitasyon merkezleri yapması gerektiğini söyledi. Her gün çok sayıda ailenin kendisini arayarak yardım istediğini belirten Altun, uyuşturucunun köylere bile indiğine dikkat çekti. Altun, "Bonzai, ateş buz, almış başını yürümüş. Uyuşturucuya bağlı ölümler, suçlar ve tedavi görenler her yıl artıyor. Aileler çaresiz. AMATEM'lerin içinde torbacılar cirit atıyor. Bana göre ülkenin iki numaralı sorunu, terörden sonra uyuşturucu konusudur" dedi.

Emekli polis memuru İsa Altun, Gazetemiz Yönetim Kurulu Başkanı Ökkeş Özekşi'nin Haftaya Bakış Köşelerinde gündeme getirdiği, uyuşturucu bağımlılarının sayısındaki artış ve bunlar için yapılan merkezlerin yetersizliğiyle ilgili uyarılarının haklılığına değindi. Özekşi'nin, "Bu şehirde iş adamı Ahmet Şireci’nin yaptırdığı kısa adı AMATEM olan Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Oya Bahadır Yüksel Gençlik Merkezi var. Ne var ki artık ikisi de yetmiyor" sözlerine katılan Altun, "AMATEM'lerde imkan yok, yatak yok, AMATEM'ler yetmiyor" dedi.

İSTANBUL'DA İKİ YIL SONRAYA GÜN VERİLİYOR

İsa Altun, uyuşturucu suçlarında büyük bir patlama olduğunu, merkezlerin artık ihtiyaca cevap veremez hale geldiğini söyledi. Altun şunları dile getirdi: "Bugün cezaevlerindekilerin bir çoğu uyuşturucudan yatıyor. Ya içici, ya satıcı, ya bulundurma, ya temin etmiş. Uyuşturucu suçlarında büyük bir patlama var. Toplumsal çürümeden de meydana geliyor. Bugün bir insanda vicdan olsa isanları öldüren bir şeyi satar mı? İnsanlar kısa yoldan köşeyi dönmeyi istiyor. Bu iş tamamen ticarete dönmüş durumda. Tedavisi pahalı ve güç. Uyuşturucu merkezleri ihtiyaca cevap veremiyor. Gaziantep'te olduğu gibi İstanbul'da bile bu konuda sıkıntı var. İstanbul AMATEM'e gidin, bir yakınım var deyin, size iki yıl sonraya gün veriyorlar, ful dolu. Bakırköyde 62 tane yatak var. Devlet hastanelerinde, AMATEM merkezleri var. Ama bunlar ayakta tedavi ediyor, ilaç yazıp gönderiyor. Bunların yatarak tedavi olmaları lazım. Bu çocukların serum yiyip hamama girip uyuşturucuyu vücutlarından atması lazım. İstanbul'da sadece ayakta tedavi gören 50 bin kişi var. İstanbul'daki hastanalerin uyuşturucu tedavisinde günlüğü bin lira." 

AMATEM'DE YATAK YOK

Türkiye'de 23 merkezde AMATEMler olduğunu, ancak bunların yetersiz olduğunu belirten Altun, AMATEM'de yatış sürelerinin kısalığına da dikkat çekti. Altun, "AMATEM'de bir yatış 3 hafta oluyor. Ama bir maddenin vucuttan atılması 6 ayı buluyor. Vücut ancak o zaman rahatlar. 3 hafta çok yetersiz. Ömür boyu süren bağımlılığı haftalarla, aylarla tedavi yapamazsınız. 4 yıl içmeyenler bile başlayabiliyor. Ama imkanlar o derece. AMATEM'lerde imkan yok, yatak yok. Uyuşturucu bağımlılığı yaşam boyu devam eden bir hastalık, bir beyin hastalığı. AMATEM'ler yetmiyor" dedi.

MERDİVEN ALTINDA ÜRETMEYE BAŞLADILAR

Bağımlıların kendi uyuşturucusunu kendi yapmaya başladığını söyleyen Altun, "Bonzai mesela, bunu insanlar kendileri merdiven altında yapmaya başladı. Bunu yapıncada ölümler arttı. Çünkü adam dozu ayarlayamıyor. Bunu normalde kimyager yapar. Ama çocuklar kendi uyuşturucusunu kendileri yaptığı için bu ölümleride artırdı. İnternette uyuşturucu yapmanın bin bir yolunu öğretiliyor. AMATEM'lerin içinde torbacılar cirit atıyor. Adam kartvizit dağıtıyor Adana'da. Duvara yazmış, uyuşturucu istiyorsanız telefon bu diye. Yani internetin de etkisi var. Her şey kolay" dedi.

HİÇ BİR PARTİNİN TÜZÜGÜNDE YOK

Uyuşturucunun toplumumuzun kanayan bir yarası olduğunu belirten Altun, uyuşturucuyla ilgili milli bir politikamızın olmamasından dert yandı. Altun, "Hiç bir siyasi partinin tüzüğünde uyuşturucuyla mücadale yok. Sadece Anayasadaki devlet alkol ve uyuşturucuya karşı tedbir alır ifadesi var. Ama hiç bir parti bu konuda samimi değil, bunu açık söyleyeyim, uyuşturucuyla mücadele politikamız yok. Bir haftada bana gelen mesaj sayısı 20. 'Çocuğum bağımlı, damadım bağımlı' diye Gaziantep, İstanbul, Antalya, her ilden arıyorlar. Uyuşturucu köylere bile inmiş durumda. Bonzai, ateş buz, almış başını yürümüş. Uyuşturucuya bağlı ölümler, suçlar ve tedavi görenler her yıl artıyor. Aileler çaresiz. Aileler ne yapacağını bilmiyor. Bana göre ülkenin iki numaralı sorunu, terörden sonra uyuşturucu. Çünkü tehdit ettiği grup, gençler ve çocuklar. Siz istediğiniz kadar köprü, havaalanı, yol, fabrika yapın, eğer bunları kullanacak genciniz, çocuğunuz yoksa hepsi boşuna. Aileler dağılıyor, ocaklar sönüyor, insanlar mağdur oluyor. Anneler gözyaşı döküyor, babalar çaresiz" diye konuştu.

SLOGANLA OLMUYOR

'Uyuşturucuyu önlemek tedavi etmekten daha kolaydır' diyen Altun, "Uzun yıllardır sahadayım. Bakırköy Adliyesinde bilirkişilik yapıyorum. Narkotik şubede çalıştım, bu alanda 5 tane kitap yazdım. Görünen şu, bireyi ve aileyi güçlendirmeden kesinlikle uyuşturucu ile mücadelede başarı sağlanamaz. Elbette tedavi merkezleri yapılmalı ancak önce bireyler bilgiyle, bilinçle donatılmalı. Bu derneklere verilen fonlar hiç bir işe yaramıyor. Hiç bir amaca hizmet etmiyor. Trilyonlarca para projelere gidiyor ama her yıl uyuşturucudan ölümlerde, tedavide, suçlarda artış var, ele geçirmede miktar olarak artış var, ne anladım. Demekki bu iş sadece sloganla olmuyor, uyuşturucu tedavi edilmiyor. AMATEM yapmayla, uyuşturucu bitmez. Operasyon yapılmadır, operasyon şart ama sadece polisiye tedbirle uyuşturucuyu bitiremeyiz. Milli politikamızın olması lazım. Bireyi güçlendirmeden siz uyuşturucuyu bitiremezsiniz" dedi.

İRAN'DA 7 MİLYON BAĞIMLI VAR

Sadece polisiye tedbirlerle uyuşturucu ile mücadele edilemeyeceğini söyleyen Altun, "İran'da her yıl yüzbinlerce kişinin idam edildiğini hatırlatan İsa, "Uyuşturucu bulundurmak, temin etmek, ithal etmek, içmenin cezası idam. Buna rağmen İran'da 7 milyona yakın bağımlı var. Bu dünya sağlık teşkilatının raporu. Türkiye'de dünyada en çok uyuşturucuyu ele geçiren ülke. Bu da Birleşmiş Milletlerin güvenlik raporunda yer alıyor. Türkiye, Dünyada en çok sentetik uyuşturucu, doğal uyuşturucu ve diğer laboratuvarlarda üretillen uyuşturucuları ele geçirmede dünya birincisi. O zaman Türkiye'de de bitmesi lazımdı" dedi.

UYUŞTURUCU DERNEĞİNİN BAŞKANI UYUŞTURUCUDAN YAKALANDI

Yeşilay'dan başka bu konuda ciddi çalışma gösteren bir kurum olmadığını ifade eden Altun, bu işin çoğu zaman istismar edildiğini de belirtti. Altun, "Kalkınma ajansları her yıl trilyonlarca lira derneklere para veriyor. Dernek ne yapıyor, gidiyor afiş basıyor, uyuşturucu öldürür, öldürmezse süründürür diyor. Böyle mücadele olmaz. Yani uyuşturucuyla mücadele sloganlarla olmaz. Dernek kurmak yarım saatlik bir iş. Ve çaresiz insanları, denize düşen yılana sarılır gibi derneklerde insanları istismar ediyor. Ankara'da bir dernek vardı, derneğin başkanı uyuşturucudan gözaltına alındı, aracında uyuşturucu bulundu" diye konuştu.

DEVLET POLİTİKASI

Batılı ülkelerde, bazı ülkelerin gençlerini sınırdışı etmek için uyuşturucuya bulaştırıldığını iddia eden Altun, "Avrupa'da yaşayan çok hemşehrimiz var, bunların çoğu orada bağımlı oluyor ve sınırdışı ediliyor. Mesela ben Gaziantep'te çalışırken Hollanda, Fransa, Belçika'dan sınırdışı edilmiş bir çok kişi vardı. Batılı ülkeler özellikle ortadoğulu ve Türk gençlerinin takıldığı kafelerde bu ülkenin çocuklarına ücretsiz uyuşturucu veriyorlar. Aslında bu devletinde bir politikası, istemiyorlar. Bir şekilde faşizan bir anlayışla sınırdışı edemeyince ne yapıyorlar, belli kafaleri denetlemiyor kafelerdeki Afrikalı Türk, Ürdünlü, Suriyeli veya Pakistanlı gençler orada uyuşturucuya bilhassa alıştırılıyor. Ve bunlar o suçtan cezaevine girdiğinde anında sınırdışı ediliyor" dedi.

DOMUZ ETİYLE İLGİLİ BİR KANUN VAR MI?

Gaziantep'in çok fazla göç aldığını, sanayileştiğini anlatan Altun, "Uyuşturucuda arz-talep meselesi de önemli. Arzı tutmakta belediyelere de görev düşüyor. Bir tesellimiz var, belediyelere de Amatem kurma yetkisi verildi. Belediyeler sportif, kültürel faaliyetleri, sanat aktivitelerini vb. etkinlikleri artırmalı. Gençlerin enerjileri bu yöne kanalize edilmeli. Belediyelere, STK'lara, derneklere çok büyük görev düşüyor. Bir örnek vereceğim. Türkiye'de domuz eti yemeyin diye bir kanun var mı, yok. Domuz eti haramdır diye bir anlayış var. Biz bu anlayışı uyuşturucu içinde oluşturmalıyız. Bu anlayışın uyuşturucuda da egemen olması lazım ki insanlar buna yönelmesin. Ailede bilinç verilmesi lazım" dedi. 

FİYATI 5 TL'DEN BAŞLIYOR

Gümrükte denetimlerin yetersizliğine de vurgu yapan Altun şöyle konuştu:"Yüzbinlerce paket gümrükten geçiyor. Tek tek kontrol edilmesi mümkün değil. Bunlar Türkiye'ye ateş buz olsun diğer maddeler olsun, bunlar gübre, kimyasal ilaç, deterjan yapımında kullanılan hammadde ismiyle giriyor. Denetimler yetersiz. Gümrükçü ne yapsın günde yüzbinlerce koli geliyor. Bunları tek tek nasıl incelesin?  Bunlar yurtdışından geliyor. Fiyatı 5 TL'den başlıyor. Ateş buz Avrupa'dan, Hollanda, Almanya, Belçika, Fransa gibi ülkelerden ithal ediliyor doğuda tüketiliyor. Eroinin hammaddesi batıdan geliyor, İran'da, Afganistan'da işleniyor, oradan da batıya gönderiliyor."

AİLELER 2 YIL SONRA FARKEDİYOR

Aileler çocuklarının en az iki yıl sonra bağımlı olduğunu öğrendiğini, farkettiğini belirten Altun, "Bağımlılığın fiziksel ve ruhsal boyutu var. Genetik faktörler de etkili. Ailesel faktörler, dışarıya itiyor. Aileler çocuklarının gözleriyle temas kurmuyor. Bunun ilacı da şu. Bir aile çocuğunun günde 60 saniye gözünün içine baksın, inanın o çocuk uyuşturucuya bulaşmaz. Yani biraz sevgi eksikliği var. Anne, baba öğrendiklerinde bir kere aile çocuğu suçlamamalı. Mutlaka bir psikologdan destek alınmalı. Bağımlılar tedavi olmak istemiyorlar. Çünkü o krizi kaldıramıyorlar. Aile çocuğa sahip çıkmazsa birileri sahip çıkıyor. Çocuğun gözlerine 60 saniye sevgiyle bakılmalı, saçı okşanmalı. Çocuğun merak ve özentisi engellenmeli. Ailelerin çocuğa hayır demeyi de öğretmesi lazım" dedi. 

ŞAHİNBEY VE ŞEHİTKAMİL ACİLEN YAPMALI

Merkezlerin yetmediğini, ailelerin bilinçsiz ve panikte olduklarını ifade eden Altun, "Günde 4-5 aile beni arıyor. Topyekün bir seferberlik başlatılmalı, görmezden gelinemez. Gaziantep'te sayı yetersiz, Gaziantep'ten beni çok arayan aile var. İstanbul'da ucuz merkez varmı diye arıyorlar. Belediyelere yeni bir yetki verildi. Şehitkamil Belediyesi, Şahinbey ve diğer belediyeler çok acil tedavi merkezi yapmalı. Belediyelerin görevi sadece kanalizasyon, altyapı hizmetlerini yapmak değil. Buda bir hizmettir. Zabıta nasıl gidip fırını denetiyorsa, halkın sağlığı ile ilgili bence bu konuda da tedbirler alınmalı. Rehabilitasyon merkezlerinin açılması lazım. Emniyet müdürlüğü ile belediyenin bir işbirliği protokolü yapması lazım. Sağlık il müdürlüğü, 7-8 kurumun işbirliği yapmasI lazım. Topyekün bir çözüm için seferberlik başlatılmalı. Ailelerin bilinçlendirilmesi lazım çünkü, ben ailelerin çocuk yetiştirmede başarılı olduğuna inanmıyorum. Aileler elleriyle çocuklarını sokağa itiyorlar. Aileler çocuk midesini doyurmak zannediyor ruhunu doyuramıyoruz." diye konuştu.

ZENGİN, FAKİR KASIP KAVURUYOR

Torbacıların gençlere önce ücretsiz uyuşturucu verdiğini, bu konuda ailelerin dikkatli olmasını isteyen Altun şöyle konuştu:"Çok acil topyekün bir uyuşturucu seferberliği başlatılmalı. Hükümetin çok acil uyuşturucu seferberliği başlatması lazım. Bizim tozu, halının altına süpürme lüksümüz yok. Bu konu maalesef görmezden geliniyor. İleride başımıza bela açacak.  Camilerde, okullarda, STK'larda ailelerin bilinçlendirilmesi lazım. Bir kere aile kurumunun çok güçlendirilmesi lazım, ailelerin eğitilmesi lazım. Çocukların yaşam boyu başlarına gelebilecek strese, sıkıntıya ve diğer acılara karşı donatılması lazım. Yani biz çocuklarımızı öyle bir yetiştirmeliyizki, en küçük bir sorunda uyuşturucudan medet beklemesinler. Uyuşturucu suçu da tetikliyor. Olan çocuklarımıza oluyor, çocuklarımız gözümüzün önünde ellerimizin arasından kayboluyor. Zengin, fakir, demeden herkesi kasıp kavuran bir bela ile karşı karşıyayız. Acil uyuşturucu seferberliği şart." 

BU DA BİR OYUN

Özellikle Türkiye üzerine oynanan oyunlardan birinin de uyuşturucu olduğunu söyleyen Altun, "Fakat gözardı ediliyor, gündeme gelmiyor Medyada pek dile getirilemiyor. Eskiden ben haftada 3-4 kanala çıkardım. Ama şimdi tamamen gündemden düştü. Önümüzdeki zamanlarda başımıza çok daha büyük sıkıntılar yaratacak. Gündemde terör var. Ama uyuşturucunun da çok acil gündeme getirilmesi lazım. Bu uyuşturucu aynı terör gibi Türkiye'ye karşı bir projedir. Türkiye üzerine oynanan oyunlardan biride uyuşturucudur. Amaç burada gençliği bitirmek, heder etmek" dedi.

YÜKSEK SESLE KONUŞULMASI LAZIM

Gençlerin kendini göstermek, toplumda saygın bir yer edinmek, büyüdüğünü ispat etmek için bu illetlere sigarayla başladığını vurgulayan Altun, "Gruptan dışlanırım korkusuyla sigaraya başlıyorlar. Okulların kapısı adeta baca.Sigara başta olmak üzere bütün maddelere savaş açılması lazım. Uyuşturucu ile mücadele bir tabu değildir, tabu olmaktan çıkarılmalıdır. Gündeme getirip yüksek sesle konuşulması lazım. Çünkü gençliğimizi tehdit eden bir konu. Cezalar ağırlaştırıldı. Ancak ailelerde bilinç oluşturulmalı" dedi.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.