1. YAZARLAR

  2. ALİ YILMAZ

  3. Büyük İsrail Projesi Ve Yinon Planı
ALİ YILMAZ

ALİ YILMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

Büyük İsrail Projesi Ve Yinon Planı

A+A-

Bugün Ortadoğu ve İslam coğrafyası paramparça…

Bu durumun ipuçlarını, 1982’de hazırlanmış bir raporda tüm unsurlarıyla görmek mümkündür.

Bu raporu kim hazırlamış, biliyor musunuz?

Eski bir diplomat ve stratejist olan, Yahudi Oded YİNON.

Bu raporda; İsrail’in varlığının İslam ülkelerinin parçalanarak küçük yapay devletlere bölünmesine bağlı olduğu vurgulanıyor.

Önce düşman ülkeleri mezhep ve etnik temelde bölmek, iç kargaşa yaratmak…

Ardından İsrail’e müttefik ülkeler oluşturmak.

Irak, Mısır ve Suriye’nin haline bir bakın!

Irak bugün batmış bir devlettir ve bunalımdadır.

Mezhep temeline dayanan çatışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Şii bölgeler, Sünni ve Kürt bölgeleri olarak ayrıştı.Kuzeyde kendilerine bir devletçik bile kurdular.

Adı Kürdistan.

Petrol zengini Irak’ın gücünü kırdılar ve petrol kuyuları Amerikalıların kontrolüne geçmiş durumdadır.

Öncelikli hedef gerçekleşti.

Sıra Suriye’de.

Irak’ı parçalayan güç ile Suriye’yi bölmeyi amaçlayan güç aynıdır.

Mısır ise darbeci Sisi’ye teslim.

Irak ve Mısır’daki belirsizlik… Tunus ve Libya’daki istikrarsızlık…

Suriye’deki iç savaş hali…

Oded Yinon’un ortaya koyduğu yeni Ortadoğu planının adım adım işlediğini gösteriyor.

Sırada İran ve Türkiye mi var?

İsrail için Türkiye ve Ürdün hedefe ulaşmada stratejik bir öneme sahiptir.

Ne demişti Rahmetli Erbakan, “ Siz meseleyi Suriye mi sanıyorsunuz? Onların Suriye’yi istemesinin tek bir nedeni vardır, o da Türkiye’yi işgal etmek için zemin hazırlamaktır.

Eğer bir gün mesele Suriye olursa ve bilin ki hedef Türkiye’dir.

Bu söylediklerimi bir gün anlayacaksanız…”

Anladık Hocam, anlamasına da…

İnşallah geç kalmayız ya da oyunlarına alet olmayız.

Şer ittifakı boş durmamaktadır.

Bu projenin meşrulaştırılması için mazeret üstüne mazeret yaratıyorlar.

Bugüne kadar ne mi yaptılar?

Suni sınırlarla azınlıkların çoğunlukları yönettiği devletler oluşturdular.

Bölgenin zengin kaynaklarını rahatça ve hoyratça sömürdüler.

İslam için savaştığını söyleyen, düzmece terör örgütlerine baş kestirip, insan yaktırıp, tarihi eserleri tahrip ettirip, güdümlü medyaları ile İslam ile terörü bir arada gösterip, kamuoyu oluşturdular.

Algı yönetimine bir bakın!

İslam’da din değiştirmedi diye kafa kesmek nerede görülmüştür.

Bunlar Müslüman olamaz.

Bunlar emperyalist ülkelerin yarattığı canavarlardır

Bu canavarlar;  bölgeye mezhepçi nefretin ve şiddetin tohumlarını attılar.

DEAŞ; sıradan bir örgüt değildir, üzerlerinde ABD ve İsrail’in parmak izlerini bulabilirsiniz.

Başka bir deyişle DEAŞ, İsrail gizli servisi MOSSAD’ın kontrolü altındadır.

Bu iddia bazılarına hayal ürünü gelebilir.

O zaman soruyorum.

Neden DEAŞ, EL KAİDE ya da PKK bir kez olsun İsrail’e saldırmadı?

İsrail’in kontrolündeki Golan tepelerinde DEAŞ’lı militanları kimler tedavi ettiler ya da ettirdiler?

Bütün bunlar MOSSAD’ın haberi olmadan gerçekleşemez.

Bunun anlamı açıktır.

İsrail’in güvenliği ve yayılabilmesi için dünya genelinde, özellikle de Ortadoğu’da savaş, istila ve işgallere ihtiyaç vardır.

Bitti mi? Bitmedi.

2010 yılında Arap Baharını patlatıp, demokrasi yalanı ile ülkeleri karıştırdılar.

İstihbarat servisleri aracılığı ile bölgedeki din, mezhep, etnik kimlik konularını işleyerek, sipariş terör örgütleri ile devamlı çatışma ortamları yaratmaya devam ediyorlar.

Yani, Siyonist plan adım adım işliyor.

Bazı ülkelerin başına besleme ve kukla yöneticiler getirdiler.

Bu kişiliksiz liderler İsrail’in hedeflerine hizmet ediyorlar.

Bazıları bilerek bazıları da gafletten…

Biti mi? Bitmedi.

Büyük Ortadoğu Projesi de bu amaçla uygulamaya konulmuştur.

Bu projenin gerçekleşmesi için,  PKK ve FETÖ gibi örgütlerde CİA ve MOSSAD’ın kontrolünde çalışmıştır.

Bir zamanlar Türk hükümeti de BOP yakın durmaya ikna edilmiş, bir süre sonra gerçekleri kavrayarak vazgeçmiştir.

Yani, kandırılmış ve aldatılmıştır!

Yinon’a göre; “Suriye, etnik ve dini yapısına uygun olarak bugün Lübnan’da olduğu gibi çeşitli devletlere ayrışacaktır.

Kıyıda bir Şii-Alevi devleti, Halep bölgesinde Sünni devleti, Şam’da buna düşman bir başka Sünni devleti, Havran-Kuzey Ürdün-Golan bölgesinde de bir Dürzi devleti.

Bu durumda İsrail’in güvenliği daha iyi sağlanır.

Peki, Suriye’nin Kuzeyinde bir Kürt devleti oluşturulması unutulmuş olabilir mi?

Sanmıyorum.

Türkiye’nin bu konuda hassasiyetini bilen İsrail, bu görevi ABD’ye vermiştir.

YPG’nin hamisi olduğuna bakılırsa…

Hala Trump, Türkiye ile anlaşma yaparak YPG’yi yok olmaktan kurtardığını anlatıyor.

Hem de gizlemeden, basın önünde…

Suriye’nin gelecekteki pozisyonunu belirleyecek en etkili güç kimdir?

Bana göre Türkiye’dir.

Keşke Esad ile ipler bu kadar gerilmeseydi.

Suriye’nin toprak bütünlüğü Türkiye’nin güvenliği için çok önemlidir.

Esad’ın devre dışı kalacağı bir Suriye’de ortaya çıkacak güç boşluğunu kim dolduracaktır?

DEAŞ olabilir mi? Ya da PKK…

Dolduramaz, O halde kim dolduracak?

Müttefikimiz Özgür Suriye Ordusu…

Geçiniz.

ABD ve İsrail güdümündeki yeni kukla güçler yaratılacaktır.

Bunun farkında olan Rusya ve İran, Esad’a sarılıyor.

Türkiye ile Rusya; Esad konusunda bir sorun yaşar mı?

“Soçi Mutabakatı” ile bu sorun şimdilik kaydıyla dondurulmuştur.

Ya Arap Birliği ne olacak?

Önümüzdeki süreçte Araplar, bugün olduğundan daha fazla bölünürler ileriye dönük bir toplu hareket gerçekleştiremezler.

Siz bakmayın Arap Birliği’nin Türkiye’ye karşı hemen birleştiğine.

Konu ABD ve İsrail olunca dut yemiş bülbül kesilirler.

İşin garibi, İsrail ve İngilizler bugün sessizdir.

Bu sessizlik gizem doludur.

Gerçekten gelişmeler onları mutsuz mu etmiştir yoksa bu da oyunun bir parçası mıdır?

Yakında ortaya çıkar.

Tarihi iyi okuyanlar bilirler ki, İsrail için yayılmacılık ve ırk ayrımcılığı vazgeçilemez iki değerdir.

“Böl ve yönet” görüşünün en stratejik tarafıdır İsrail.

Trump’da bu planı uygulamakta, pokeri iyi oynamaktadır.

Ara sıra blöf yaparak…

Burada önemli olan üç dört hamle sonrasını görebilmektir.

İyi bir satranç ustası olan Putin, bunu iyi biliyor.

Gerek ABD’yi gerekse Türkiye’yi idare ederek…

Suriye’yi tamamen yok etmeye yönelik bir politika, 3. Dünya savaşına neden olabilir mi?

Hiç kuşkunuz olmasın.

Bu ihtimal dünden bugün daha fazladır.

Putin bunu farkında.

Esad’ı korumak adına sıcak denizlere nihayet indiler.

Ya Türkiye?

Türkiye “Barış Harekâtı” hamlesinin bir sonucu olarak, hem Rusya hem de ABD ile anlaştı.

“PKK/YPG Devleti” hayali şimdilik bitti.

Avrupa oyun dışında bırakıldı.

Kazanç bizden yana görünüyor.

Ya ABD ve Rusya?

Bu iki süper güç;  PKK yerine, Türkiye ile birlikte olmayı tercih etmiştir.

Buradan da anlaşılıyor ki ABD ve Rusya,  Suriye politikası konusunda uzlaşma halindedir.

Ara sıra medya kanalı ile birbirlerine çaksalar da…

Anlaşmışlardır.

Bu gizli anlaşma ya da uzlaşma nedir?

Bilmiyoruz.

Sadece biz değil, ABD ve Rusya kamuoyu da bilmiyor.

Gelecek ne gösterecek, hep birlikte göreceğiz.

Her iki anlaşmayı yerin dibine batırmak ne kadar yanlışsa, abartmak ve zafere dönüştürmek de o kadar yanlıştır.

Adı üstünde anlaşma…

Her zaman bozulabilir.

Trump’ın gel-gitleri ortada iken söylediklerine neden inanalım!

Bugün söylediklerinin tam tersini yarın yapmaz mı?

Yapmaz diyen çıkmaz.

Dış politika diplomasi oyunudur, sürekli arkanı kollayacaksın!

Görünüşe aldanan, tombala oynar.

Ne çıkarsa bahtına…

Bu da devlet politikaları için risk içerir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar