1. YAZARLAR

  2. Ömer Lök

  3. Yaşayan Şehir
Ömer Lök

Ömer Lök

Yazarın Tüm Yazıları >

Yaşayan Şehir

A+A-

Yaşayan Şehir

Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir
kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa
yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa
o şehirden öç almanın vakti gelmiş demektir

Nedir bu bitmek tükenmek bilmeyen komplekslerimiz?

Biz Batı'ya gebeyken, Batı'nın bizim değerlerimize özenmesi ne garip bir çelişkidir. Hiçbir millet yoktur ki bu kadar çatışma içinde olsun. Kavgalıyız her şeyle. Önce kendimizle...

Tarihimizle, değerlerimizle, kültürümüzle, inancımızla boğuşup duruyoruz... 

Redd-i Miras üzere kurulu bir hayat, daha nereye kadar gidebilir? 

Oysa biz farklıyız. Öncelikliyiz, özeliz, yaşayan ve yaşamayı bileniz! Diriyiz! İnsani değerlerimiz batının çok ötesinde... Gözlerimiz hala çakmak çakmak...

Sokaklarımız hava karardıktan sonra ölmüyor. Dört duvar arasına hapsetmiyoruz kendimizi...

Ne idüğü bilinmez hastalılar ve illet yok bu sokaklarda. Kaldırımlar yalnız değil. Yirmi dört saat yaşayan bir şehiriz, toplumuz. Kapalı kapılar arkasında yalnızları oynamıyoruz. Evet, bazı hastalıklarımız var yeni düştüğümüz.  Birilerine benzemek isteyenlerin hastalığı. Oysa biz bize benzeriz. Bizden besleniriz...

Kulaklara fısıldanan sinsi şeyler bizim değil. Yürek gönülden söyler, yekten ve açıktan...

Ben varım diyebilmekle başlar her şey! Kendi değer yargılarını referans alan bir toplum ancak büyük olur. Birilerine benzemeyi istemekle farklı ve önde olamazsınız. Kötü bir taklitten öteye geçemezsiniz!

Ya farkında olur, fark edilirsiniz ya da fark yer bilinmezsiniz!

Ben varım!

HARBİDEN

Bir ORDU karşısında...

İpe dizilmiş duruyoruz. 29 ila 33 puan arasında ya ipimiz çekilecek ya da ipi birilerinin boynuna ipi asıp kurtulacağız. Bu Ordu'yu yenmekle başlayan bir süreç. 

Dediğim gibi başka Gaziantepspor yok. Kısır çekişmelerin bir kenti küme düşürdüğünü asla unutmayalım. Yani küme düşen sadece takım değil, hepimiz olacak.

Gönül bağı kopmuş bir şehirle bu takım nasıl bir sonuç alacak merak ediyorum?

MAMEDAĞA ŞEERT (ÇIRAK)

Antepli olasın da şeert olmayasın. Melmeket çocoo ufaklıktan başlar iş bellemeye. Heç bi yaz tatil ney bilmedik. Ya terzi olduk, ya tamirci... Elimizde bi zenaat ossun deyn bütün tatil çalışarak geşti. O zemanlar yeen zoruma gederdi. Herkeş geziy fıllanıy biz şeertlik ederdik.  Taman çok gezen ayaa bog bulaşır!

Amma Antepli girişimcidir ağam. Evvel altı yaşındayken elmalı şeker yapar satardık ohul önlerinde. Sabahleyin kakmalı Nayme Garinin (Naime Kadın)evine getmeli, elmalı şekerleri almalı, leençeye düzmeli satmalı...

Soona çekilişler yaptık. Evde naaden eski eşya varsa toplar, çekiliş yapar yimmibeş guruşa satardık. Anam bas bas baarır; ‘'Ulan nediyn evde bi şey bıragmadın, hanan haraba galmıya, taman ilazım onnar. Yavaş gadanı aldım senin.  Aaşam Boban öldürür seni hıh! ‘'deyn  yaanıma içirir(Sırtıma vurur)

Çikübum sahızları satdık. Garagabirin ordaki toptancılardan çekiliş almalı satmalı. Ruhumuzda ticaret var yanı.

İlk şeertliği ammimin yanında terzi olarak olarak yaptım. Tuhafiyeciyle düven arası mekik dohudum get  get gel... Hallfe(Kalfa) salık verir, iplik tahallaklarını toplar tuhafiyeciye satardım. Altı tahallak 25 guruş. Bi ekmeg parası ediy o zaman. İkindi vaali bi ekmeg alıp gevrettirip yimeliyig. Bi maşrafa yoort almalı, düven saabinin evine gedip buz istemeli. Yazın sıcağında ayran yapıp içmeli...

Cımartesi haftalıg alıcık. İki buçuk lira naaden böök paraydı benim için. 

Basit şeylerden mudlu oluydug yanı. Şimdiki kimi bilgisayar ne geziy.  Cıncıklı gülle oynar, deerme çalar, keyfimize bahardık.  Üstümüz başımız felhan içine eve gelirdik, anamız bizi hışnardı; ‘'Aboov şu halına bag hele, bu  üstün başın ney, it yalasa doyar, yesircilere dönmüşün hıh yerii...'' kötee yirdik.

BÖÖN DOĞANLAR

Oolansa Şezem Heyri

Gızsa Gurtlu Saaliye

GÜNÜN YİMEE
Burgullu Gabak Dolması, Eşgili Yarpak, Yeşil Zeytin Piybazı. 

CUMA DEYİŞİ

Dünya güzel olsaydı, doğarken ağlamazdık. Yaşarken temiz kalsaydık ölünce yıkanmazdık... 

(Necip Fazıl)

Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması. Ne kötüdür O'na an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması! (Nazım Hikmet)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.