1. YAZARLAR

  2. Tamer Abuşoğlu

  3. TÜRKİYE’NİN SURİYE AÇMAZI VE SELEFİ-NUSAYRİ KISKACINDAKİ KANLI BİLMECE (2)
Tamer Abuşoğlu

Tamer Abuşoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

TÜRKİYE’NİN SURİYE AÇMAZI VE SELEFİ-NUSAYRİ KISKACINDAKİ KANLI BİLMECE (2)

A+A-

TÜRKİYE’NİN SINIR GÜVENLİĞİ KOMŞU ÜLKELERİN SINIR GÜVENLİĞİNDEN GEÇER

 

Giderek bir Amerikan peyki haline getirilen Türkiye, BOP’a ait planlar dairesinde bölgede iyice yalnızlaştırılacak ve Washington eksenli tuzaklara tam bağımlı bir hale boyun eğmek zorunda kalacaktı.

Nitekim bu çok uluslu planlar, bölgenin yeniden dizayn edilmesinde Türkiye’yi kendi ayağına sıkan bir ülke konumuna getirdi.

Türkiye’ye ait milli sınırların güvenliği komşu ülkelerin sınır güvenliğiyle doğrudan ilintilidir. Suriye’nin, Irak’ın ve İran’ın istikrarsızlaştırılması aslında Türkiye’nin istikrarsızlaştırılması demektir.

Kendi sınır güvenliğini sağlayamayan İran’ın, Irak’ın ve Suriye’nin Türkiye’ye faydası değil zararı olacaktır.

Bu ülkelerin yaşayacağı sınır zafiyetinin faturası Türkiye’ye çıkacak ve Türkiye kendi sınırları için tehdit içeren daha geniş bir bölgeyi kontrol altında tutmak zorunda kalacaktı.

Nitekim öyle oldu. Irak’ın Kuzeyi’nde ABD-İsrail desteğiyle kurulan Kürt Devleti, ABD’nin bölgeyi kontrol edeceği yeni bir karakol devleti haline getirildi. Barzani kontrolündeki düşük frekanslı bu ikinci İsrail yapılanması, Barzani ailesinin Yahudi geçmişiyle de giderek özdeşleşmektedir.

Füze kalkanı projesiyle İran’ı karşısına alan Türkiye, Irak’tan sonra adeta kendine 2. bir cephe açarak, sorun yaşadığı komşu ülke sayısını arttırıyordu.

Türkiye’nin kendi içinde yaşadığı tutarsızlığı komşularıyla ve terörle mücadelesinde de birincil hale getirmesi İran’ı yeni manevralara zorladı.

Devrim Muhafızları’nın PEJAK’a yönelik operasyonlarına, Kandil’i vuran İran jetleri de dahil olurken, zaman zaman PEJAK’la gizli anlaşmalar yapılması da seçenekler arasına sıkıştırılıyordu. 

 

SÜNNİ HİLALİ’NE KARŞI Şİİ HATTI

 

Tahran’la ve özellikle Bağdat’la ciddi sorunlar yaşayan Türkiye, kendi topraklarını parçalanmaya hazır hale getiriyordu. Sorunlu başkentlere Şam’ın da eklenmesiyle ortaya çıkan tam teşekküllü bir gerçeklik bölgeye egemen oluyordu.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’a ihale edilen Sünni Hilali’nin tam ortasından geçen Şii hattı. Amerika BOP’u hayata geçirebilmek için Sünni kartını açıyor, İslam’ın en ölümcül handikabı olan mezhep savaşlarının tozu ve dumanı içinden kendine bir yol açıyordu.

Nitekim Şiileri bir türlü kontrol altına alamayan ABD, Sünnileri kullanarak bölgeye şekil vermeye çalışacaktı. Bu şeytan oyunu vasıtasıyla ABD’nin Türkiye’yi sorunlu hale getirdiği üç ayrı başkente bakmayı deneyelim.

Türkiye aklı egemen kılan bir bölge politikası yerine mezhepçiliğin derin çukuruna düşürülmüştür.

Tahran, Bağdat, Şam üçü de Şii’dir. Amerika’nın gladyoluğuna soyunan Ankara ise Sünnici politikaların kıskacındadır. ABD’nin Türkiye ile düşman hale getirdiği İran, Irak ve Suriye’ye karşı AKP eliyle müttefik ettiği ülkeler ise Suudi Arabistan ve Katar’dır.

Aynı Amerika Suudi destekli El-Kaide’yle Afganistan’da savaşırken, Suriye’de ise ittifak halindedir. Bu durum Ortadoğu’daki yanar dönerliğin paradoksallığından öte bir durum değildir.

 

Bugünkü konjonktürel konum itibariyle Şiiler Devrimci ve Anti-Emperyalisttir. Ancak Sünniler İşbirlikçidir ve Emperyalizmin kontrolündedir. Dolayısıyla akan Müslüman kanından birinci derecede sorumludurlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.