Mehmet Nacar

Mehmet Nacar

Yazarın Tüm Yazıları >

Soruşturma

A+A-

Bahar aylarında bir gün okul müdürü Aşur Tokat’a gitti. Döndüğünde yüzü bir tuhaftı. Hemen öğretmenler kurulunu topladı.

-Arkadaşlar, okulda siyaset yapılıyor diye bizi şikâyet etmişler. Muhtar bunu yapmaz ama köyden birilerinin yaptığı kesin. Müfettişler soruşturmaya geldiğinde ‘’Okulumuzda böyle bir durum yoktur’’ yazalım hepimiz de…

Hiç biriyle konuşmayan ben içten içe gülüyor, hele bir gelsinler de yazacağımı ben biliyorum, diyordum.

Ülker’e tembihledim. Soruşturmada benden yana ifade vermesini istedim;

-Hocam, ben bugüne kadar soruşturma geçirmedim. Hem korkuyor, hem de ne yazacağımı bilmiyorum, dedi.

Kendisine şikâyet dilekçesindeki sekiz maddeyi yazarak verdim. Bunları oku ve ezberle. Sonra da yak. Sana sorulduğunda ‘’Evet, okulumuzda bunların hepsi de yapılıyor’’ yaz. Başka şey yazma.

-Tamam hocam. Dedi.

Artık sıra soruşturmanın yapılmasına gelmişti. Soruşturma müfettişlerinin ve milli eğitimin yanlış bir kararından korkmuyordum. Çünkü Deli Vali Recep Yazıcıoğlu yanlışlara hiçbir zaman izin vermeyen biriydi, ona güveniyordum.

Bekleyerek öğretim yılı sonu geldi. Artık umudu kesmiştim. Dilekçenin hasıraltı edildiğini düşünmeye başladım. Böylece yaz tatiline girdik. Tatil bitti. Yeni öğretim yılı başladı.

Bir teneffüs arasında okulun duvarı dibinde güneşleniyordum. Karşı gruptan birkaç öğretmen de benden ötede güneşleniyordu. Okulun yeri yüksekti ve Çamlıbel’den gelen yol görünmekteydi. Önce yolda bir toz bulutu gördüm. Yaklaştıkça netleşti. Gelen Milli Eğitim Müdürlüğünün mavi renkli doç kamyonetiydi. Kamyonet okul bahçesinde durdu. İçinden iki müfettişle iki şube müdürü indiler. Zil çalmış öğrenciler sınıflarına girmişti. Ancak bizi müdür odasında topladılar. Hakkımızda soruşturma olduğunu söyleyerek boş bir sınıfa aldılar. Sınava girercesine her öğretmen bir sıraya oturdu. Daha önce hazırladıkları soruşturma evraklarını isim okuyup bizlere dağıtarak soruları yanıtlamamızı istediler.

Kafam bozulmuştu. Böyle soruşturma olmaz ki. Herkesin ayrı ayrı ve yalnız olarak ifadelerinin alınması gerekirdi. Tabi ses çıkaramadım.

Bütün arkadaşlar birer satır yazarak evrakları teslim ettiler ama herkes yerinde oturuyordu. Ben bir dosya kâğıdını doldurdum. Bir kâğıt daha istedim. Bütün soruları onaylayan ifademi detaylı bir şekilde, yer ve tarih belirterek yazıp verdim. Sınıftan çıkınca müdür yardımcılarından birisi beni boş bir sınıfa aldı.

-Hocam nedir bunlar? Doğru mu?

-Evet efendim. Fazlası var, eksiği yok. Bu arkadaşlar örgüt gibi hareket ediyorlar. Yabancıyı aralarında barındırmıyorlar. Geldiğimde bana ilk sözleri ‘’Ya bize uyarsın, ya çeker gidersin’’ oldu.

-Tamam, dedi.

Hiçbir şey söylemeden arabaya binip gittiler. Artık disiplin kurulunun toplanıp karar vermesini beklemeye gelmişti sıra.

Aradan bir ay geçti. Dersler devam ediyordu. Beldedeki bakkal dükkânında kontörlü bir telefon vardı. Cumartesi günü beni telefona çağırdılar. Gittim. Arayan Vali beyin koruması Yılmaz beydi.

-Abi, atamalarınız yapıldı. Atama evrakları okul gözlerine bırakıldı. İstersen gel bekçiye milli eğitimi açtırıp evrakları sana vereyim.

Pazar sabahı Hacı Murat’la Tokat’a gittim. Yılmaz beyi buldum. Milli eğitimin okul evrakları gözünden atama listesini aldım. Günçalı’ya döndüm. Okulun bütün öğretmenleri başka okullara dağıtılmıştı. Her öğretmenin adının altını kırmızı kalemle çizerek bir öğrenciye verdim.

-Götür bunu Müdür Aşur’a ver.

Çocuk koşarak gitti. Aradan bir saat geçmeden müdürün yeğeni olan öğretmenin arabasına doluşup Tokat’ın yolunu tuttular. Ateş düştüğü hallerinden belliydi. Rahat ve huzurları bozulmuştu. Çünkü hemen hepsi yakın köylerdendi. Yıllardır bu okulda çalışıyorlardı. Uzaklara gitmek onlar için yıkımdı.

Beni Zile’nin Yalınyazı kasabasına vermişlerdi. Tarihi bir yerdi. Yakınında Boztepe Göleti vardı. Kasabada postane şubesi, jandarma karakolu, ortaokul, tarım kredi kooperatifi ve doktoru olan bir sağlık ocağı vardı. Güzel bir yerdi.

Karşı grup, milletvekili tanıdığımız var diye tayinleri durdurmak için harekete geçti ama yararı olmadı. Sonunda birer birer taşınmaya başladılar.

Müdür Aşur’un tayini daha önce çalıştığı ve bir gelinle adının çıktığı eski görev yerine yapılmıştı.

El mi yaman, bey mi yaman, göreceklerdi…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.