Ortadoğu’da sular durulmak bilmiyor. Irak, Mısır, Libya gibi ülkeler, birtakım ülke bloklarının istediği duruma geldi. Ortadoğu’da yer altı zenginliğine sahip ne kadar ülke varsa hepsi sindirildi, susturuldu, ülke liderleri öldürüldü. Üstelik minareyi çalan kılıfını çok güzel hazırlamıştı, “İşgal edilen ülkelerin halklarının hakkını savunuyoruz, biz onların kanlarının dökülmesini istemiyoruz” diyerek saldırdılar. Mazlumun yanındayız dediler, zalimin karşısındayız dediler. Halkları mazlum duruma düşürüp asıl zalimliklerini gösterdiler. Gerek İsrail gerek Amerika gerekse de Avrupa ülkelerinden birçoğu, Fransa başta olmak üzere, Ortadoğu’da çizmeye çalıştıkları haritayı tamamlayamadılar. Şimdiler ise çizmek istedikleri haritaya son şeklini verme hazırlığı içindeler.
Peki, bu harita ne zaman ve nasıl çizilecek?
Ne zaman çizileceği konusunda sadece fikir yürütebiliriz ki benim fikri çıkarımlarıma göre en geç 2013 yılı içinde çizilir. Nasıl çizileceği konusu ise aşikâr. Öncelikle belirtmek isterim ki AKP Gaziantep Milletvekili Ali Şahin ile geçtiğimiz günlerde bire bir görüştüm ve bu konuda uzun uzun konuştum. Ali Şahin, Ortadoğu üzerine derin araştırmalar yapmış, birçok yazılar yazmış, ciddi anlamda bilgili bir insan. Ortadoğu’da şu anda Suriye’nin içinde bulunduğu karışıklık ortamından ve gerilen İran-İsrail ilişkilerinden üzerine konuştuk Ali Şahin’le.
Ali Şahin, İsrail’i mevcut koşullarda en çok tehdit eden iki ülkenin Pakistan ve İran olduğunu söyledi. “Pakistan başarılı nükleer silah denemeleri yapmış, İran ise bunu yapma aşamasında” dedi. Ali Şahin’in bu tespitine sonuna kadar katılıyorum. Ali Şahin Suriye konusunda ise; “Esad, halkını topla tüfekle durdurmaya çalışıyor, onları özgürleştirme yoluna gitmiyor. Bu sebeple de biz Türkiye olarak mazlum Suriye halkının yanında oluruz” dedi. Ve bu, benim Suriye konusunda Türkiye’nin içinde bulunduğu yanlış pozisyonu sürdürme eğiliminde olduğu düşüncemi iyice perçinledi.
Şimdi olayı genelleme zamanı geldi. Ali Şahin’in de söylediği gibi, bir daire çizelim İsrail merkezli. Merkez kabul ettiğimiz İsrail’in aynı zamanda bir Amerika demek olduğunu ve bazı Avrupa ülkeleri demek olduğunu biliyoruz. Yani İsrail’i tehdit eden derken, tüm bu merkezi tehdit eden demek istiyoruz. Dönelim konumuza, Suriye kendi içinde çalkantılar yaşıyor, halk galeyana gelmiş durumda. Esad Hükümeti halkını zorbalıkla susturmaya çalışıyor varsayalım. Suriye halkı yıllardan beri Esad’ın Cumhuriyet adı altındaki diktatörlüğüyle yönetiliyor ve hiç isyana teşebbüs etmediler. Şimdi neden isyan ettiler? Demek ki isyana sürükleyen, teşvik eden bazı güçler var. Bunlar bizim sorunumuz değil, bunu Suriye ve Suriye’yi parçalamak isteyen diğer güçler düşünsün. Biz Suriye’de Esad yönetimini düşürmeye çalışırsak, mazlum diye nitelediğimiz Suriye halkını savunma fedailiğine girersek, Suriye ateşinin maşası olmaktan öteye gidemeyiz.
Gelelim İran-İsrail hikâyesine. Hem İsrail’de hem de İran’da nükleer silah bulunduğunu herkes biliyor. İsrail’deki nükleer silahlar barışın temsili; ama İran’daki nükleer silahlar barışın tehdidi olarak niteleniyor. Silahsız bir dünyaya elbette varız, gönül ister ki bütün güçler elindeki silahları bıraksın ve savaşsız bir dünyada yaşayalım. Ama bu söylediğimizin mümkün olmayacağını da herkes biliyor. O halde konuyu iyi irdeleyip Türkiye olarak bölgede büyük bir güç olduğumuz bilinciyle hareket etmeliyiz. Suriye’yi biz susturmaya kalkarsak, terör olayıyla her gün biraz daha yıpratıldığımız gerçeğinin farkına varmazsak, olası bir İran-İsrail savaşında da yanılgılara düşüp saf seçme tarafına gidersek Ortadoğu’da çizimi devam eden haritanın tamamlanmasına yardımcı olmaktan başka bir şey geçmez elimize. Pakistan olayına hiç girmiyorum; çünkü bu söylediklerimiz olduktan sonra Pakistan’ın ömrü bir ay’dan fazla olmaz. Bakın, Pakistan’ın ömrünü bile hesapladık. Alın size Ortadoğu haritası.
Peki, size bir soru: Irak gitti, Mısır gitti, Libya gitti, Tunus zaten yoktu, Suriye kesin gidecek, İran ve Pakistan da giderse sıra kime gelir?
|
Haber yorumları - Yorum Yaz |
| Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Gaziantep 27 sorumlu değildir. |