1. YAZARLAR

  2. Ökkeş Özekşi - Haftaya Bakış

  3. Ökkeş Özekşi ile Haftaya Bakış
Ökkeş Özekşi - Haftaya Bakış

Ökkeş Özekşi - Haftaya Bakış

Yazarın Tüm Yazıları >

Ökkeş Özekşi ile Haftaya Bakış

A+A-
PATRON KARARLI OLUR, DİK DURURSA..

Kurum ve kuruluşların başındaki atanmış veya seçilmiş kişiler bir olaya nasıl bakıyorsa, bu sistematik şekilde tavandan tabana doğru yaygınlaşıyor.. Doğru - yanlış sorgulanmıyor.. Özellikle Türkiye'de yaygın olan bu anlayış, maalesef çarkın düzgün işleyişine engel oluyor.. Haliyle o çarkın dişlileri sık sık arıza veriyor.. Bu anlayışı kesip nereye yapıştırırsanız uyar.. Vilayetlere de, belediyelere de, emniyete de.. Hatta odalar ve derneklere de..Patron dediğimiz tepedeki isimler, eğer işine sıkı sarılıyor, konuları takip ediyor, sorumlu davranıyor ise, kısa zamanda bu düşüncesi o kurum veya kuruluşun alt kademelerine kesinlikle yansıyacaktır..
Lafı uzatmayalım ve en kolay yoldan gidelim.. Örneğin Vilayet.. Ve haliyle Vali.. Şimdi yeni olması hasebiyle Sayın Vali'nin özellikle eğitim yönlü hassasiyetleri şehirde bir heyecan yaratmışa benziyor..Çünkü nereye gitse veya kimler yanına gelse, konuşulan en ağırlıklı konu eğitim oluyor.. Daha önce de yazdım, Sayın Vali'nin eğitime bakış açısı mevcut çöküş sisteminin mimarlarını dinlemek, onlardan alacağı bilgilerle hareket bulacaksa, kesin çizgilerle söylüyorum, 1 sene sonra da, 5 sene sonra da bu durumdan bir adım ileri gidilemez..Çok iddialı bir söz ama kullanıyorum.. Ama ne zaman ki Sayın Vali kendine özgü ve doğru adreslerden topladığı bilgilerle, yeni bir yol haritası yapar, işte o zaman hepimiz ayakta alkışlarız.Mesela cumartesi günü inşaat halindeki okullara baskın gibi denetim yapması, bizi olumlu etkilemiş ve umutlandırmıştır..Bu tavrı, eğer kararlı duruş ve takipçilik getirirse, savsaklama ve geçiştirme hastalığına yakalanan alt kademe bürokratları kendilerine çekidüzen vermek zorunda kalacaklardır..

HAYIRSEVERLERİ KIRMAYALIM, ÜZMEYELİM

Biliyorsunuz hafta arasında bir hayırsever vatandaşımızın yaptırdığı okulun bahçesindeki trafonun kaldırılması için yaptığı mücadeleyi dile getirmiş ve üzmeyin bu insanlarıdemiştik.. Şu bir gerçek ki, kimileri için son derece basit bir olay, bazıları için yaşamının birinci sorunu haline gelebilir..
En başta Vilayet.. Veya Milli Eğitim Müdürlüğü.. Hatta Belediyeleri de katalım bu işe.. Şehrimize katkıda bulunmuş, eğitime, kültüre, sağlığa hizmet yapmış, maddi manevi destek vermiş bu insanları, iş bitince lütfen bir kenara itmeyelim, unutmayalım.. Bu insanlar küçük çaplı da olsa ülkesine, devletine, memleketine maddi manevi katkıda bulunmuş ise, o insanlara her zaman minnet duyacak bir düşünce yapısını hayata geçirmek zorundayız.. Okul yaptıranlar başta olmak üzere bu insanlara her eğitim döneminin başında hatırlayıp, törenlere davet etmek, gelemiyorsa evlerine gitmek veya bir çiçek göndermek, inanın o insanlara dünyaları bağışlar.. Vilayetin de, belediyelerin de, milli eğitim müdürlüğünün de bu konuda bir birim oluşturması, gerçekten çok şeyleri değiştirir..

OKUL İNŞAATLARI NİYE ZAMANINDA BİTİRİLMEZ ?

Bunun çeşitli gerekçeleri var elbette.. İhale yasasının 51. 1.1.maddesinde mücbir sebepler deniliyor ve
a) doğal afetler,
b) kanuni grev,
c) genel salgın hastalık,
ç) kısmi veya genel seferberlik ilanı..
Son 1 sene içinde Gaziantep'te bunlar olmadıysa ki olmadı, o zaman okul ihalelerini alan Şrmaların 270 günde teslim etmeyişi çeşitli yönleriyle sorgulanmalıdır.. Herkes de biliyor ki, resmi kurum veya özellikle okul ihalelerinde bintürlü oyun dönüyor..Dürüst ve işini iyi yapan müteahhit ihalelere giriyor ama onlara asla hayat tanınmıyor. Çünkü sistem berbat, özellikle ihale yasası, adeta Şrmaları HİLE yap diye teşvik ediyor..Böylece inanılmaz kırımlar yapılıyor.. Bu da haliyle inşaatın çimentosuna, demirine etki yapıyor.. Bundan kısa bir süre önceydi.. Dürüst ve kaliteli iş yaptığına inandığım bir müteahhit arkadaşımı konuyu bana açtığında zorla okul ihalesine girmesi için teşvik etmiştim.. Bundaki amacım hiç değilse yapacağı okulun inşaatının malzemesinden çalmayacağı için, o okulun kaliteli olmasını sağlamaktı.. Ve o arkadaşım ihaleye girdi, rekabet yüzünden mecburen kırım yapıp ihaleyi kazandı. Sonra okulu mükemmel şekilde zamanında bitirip teslim etti. Ama ilk karşılaştığımızda bana Ökkeş bey ben ihalede belirtilen tüm şartlara harŞyen uydum ama 200 bin Tl'den fazla zarar ettim, haberin olsundemişti..

O İNŞAAT 10 GÜNDE BİTER Mİ ?

O günden beri bu olay içimde ukde kalmıştır..Ve ne yazıkki bu anlayış yıllardır devam ediyor.. Bu öğrenim ve öğretim yılının başlamasıyla birlikte geçen sene ihalesi yapılan 12 okulun bitip bitmediğini merak ettim. Bi araştırdık inanın şoke olduk..Çünkü 12 okuldan sadece 2'si bitirilmişti.. Özel idareye sorduk, zorla da olsa almış olduğumuz bilgiler kafa karıştırmak için kaleme dökülmüş ve tamamen baştan savma yöntemlerden ibaretti..Tek net açıklama 2 müteahhitin okulu zamanında bitirip teslim ettiği idi.. Diğerleri için uyarıldı, ceza verilecek veya 10 güne kadar bitirilecek şeklinde, inandırıcı olmayan ifadeler kullanılmıştı. Özel idarenin 10 gün sonra bitecekdediği okula gittik inşaatına baktık, yahu bunlar resmen dalga geçiyorlar. Bu inşaat 10 günde bitermi? dedik..
Evet.. Eğitimde geri kalmışlığımızın, sadece öğrenimle, öğretmen veya öğrenci kalitesiyle ilgisinin olmadığını, bu ihmalliğin, kalitesizliğin okul inşaatlarında olduğunu gözden kaçırmamak gerekli..Sayın Valinin bu okullara gitmesi kadar takip etmesi daha önem taşıyor..Ayrıca okulları zamanında bitirip teslim edenlere de, kamuoyu önünde teşekkür edilmesi halinde, daha teşvik edici bir yol alınır diye düşünmüyor değilim, belirtmiş olayım..

GAZİANTEPSPOR BAŞKANI VE KARDEŞİNİN İFTİRASI ORTAYA ÇIKTI

Niye İFTİRA diyorum, çünkü gerçekten hakkımızda iftira attılar.. Gazetemize yorum yapan taraftarların hepsinin hayali olduğunu ve bunları bizim sahte isimlerle gazetedeki çalışanlarımıza yazdırdıklarını söylediler.. Bunun için de beni ve internetten sorumlu Leyla Özekşi Polat ile birlikte, yorum yapan 33 isim hakkında davacı oldular..Cumhuriyet savcılığına gittiklerinde adeta ellerini ovuşturuyor ve şimdi onları yakacağız. Çünkü bilgisayarlardaki IP numarası ile herşey ortaya çıkacak ve internetteki tüm yorumları taraftar değil, kendilerinin yazdığı belgelenecek demişlerdi. Bunu özellikle Mehmet Kızıl öne atmıştı ve belki de abisi İbrahim Kızıl'ı bu yolla kandırmıştı. İbrahim Kızıl'da zaten kim ne derse inanan bir yapıda olduğu için bize ve taraftarlara dava açmıştı. Uzun bir süreç geçirdik tabii..Ama verdikleri her isim gerçek çıktı..Ve en çok kahrolduğum şey bu insanlar teker teker nerede olurlarsa olsunlar emniyete çağrıldı. Tedirgin edildi, ifadeleri alındı ama sonunda o yorumları kendilerinin yazdıkları anlaşıldı. Cumhuriyet Savcısı Sayın Medeni Efe'nin mükemmel bir mütalaası sonucunda takipsizlik kararı verildi. Ama Kızıl kardeşler bu kez Kilis ağır ceza mahkemesine başvurarak doğrudan dava açma talebinde bulundu. Neyse ki adaletin terazisi Kilis'te de şaşmadı ve reddedildi..

İBRAHİM KIZIL DEFTERİNİ KAPATIYORUM

Biliyorsunuz bu konuyu ayrıntılı yazmış ve sizleri bilgilendirmiştik.. Buradan şunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum..Gaziantepspor gibi geniş kitlelere mal olmuş, özellikle bu kentin adını taşıyan bir kulübü yönetenler, yaptıkları icraatlarda, övgüler kadar eleştiri alacaklarını hesaba katmak zorundadırlar..
Eleştirilere hakaretle cevap vermek, iftiralar atarak insanların kişilik haklarına saldırıda bulunmak, özellikle İbrahim Kızıl'a birşey kazandırmaz..Kendisini çok ama çok iyi bildiğim için bunları söylüyorum.. Etrafını saranların ne düşündüklerini bile bile, kendi meslektaşlarımızın nasıl bir yapıya sahip olduklarını görüp bilmesine rağmen, körlemesine gitmesini, yine de üzülerek izliyorum.. Şunu çok net ifade edeyim ki, benim için İbrahim Kızıl bitmiştir.. Yazılmayacak dile getirilmeyecek kadar çok, kendisine sadece Gaziantepspor'un menfaatleri ve insani yönünü düşünerek yaptığım o kadar desteğe karşılık, gazetemizde yapılan taraftar eleştirilerinden dolayı bana iftiralar atıp yalan söyleyip kalleşlik yapmasını asla affedemem.. Kendisi bunlara alışkın olabilir.. Dün kendisine ağır biçimde küfür edenleri, kendisinin de onlara ettiği küfürleri unutabilir.. Ankara ve İstanbul'a kadar gidip devlete bağlı ajansın ve medya holdinglerinde işinden attırmak istediği bazı gazetecilerle bugün kolkola girip kahkalar atabilir..
Bu bir anlayış meselesidir..Böyle şeyler bazı insanlar için yaşam biçimi olabilir..Kimsenin söz söylemeye hakkı olamaz.. En başta benim..Ama işin boyutunu değiştirip, iftiralar atma noktasına getirildiği zaman, işler değişir..
Aslında sadece ben değil aynı durum Celal Doğan hatta Ata Aksu için de geçerlidir..Bu insanlara da yanlış yapmıştır..Celal Doğan için çok şeyler söylemiştir.. En akılda kalanı ise ölü taklidi yaptım kandırdımolmuştur.. Ata Aksu'ya fazla bişey demiyorum çünkü beni Gaziantepspor'un menfaatlerini ön planda tutarak Kızıl ile kendisi tanıştırmıştır.. Bir süre sonra onu İbrahim Kızıl için çok uyarmama rağmen beni dinlememiş kendi bildiği yoldan yürümüştür. Maddi olduğu kadar manevi desteğide çok büyüktür.. Ancak Kızıl sonunda ona da darbe vurmuştur: Burada şunun çok iyi bilinmesi lazım. Bizler ne yapıyorsak Gaziantepspor?un menfaatlerini düşünerek yapıyoruz ama aynı zamanda bazen acımasızda gelse mesleğimizin gereğinide yapıyoruz. ibrahim Kızıl şu anda Gaziantepspor?un Başkanı olabilir. Yarın bir başkasıda başkanlık yapabilir. Kim gelirse gelsin gazete olarak tavrımız asla değişmez. Biz ve özellikle ben İbrahim Kızıl ve onun gibi düşünenleri memnun etmek için bu mesleği yapmıyoruz. Özellikle bunun altını çizerek söylüyorum. Fazla birşey yazmama gerek varmı bilmiyorum..

GÜRÜLTÜ, TRAFİK VE VATANDAŞIN ŞİKAYETLERİ

Gelen yorumlar çoğalıyorsa, demekki bu şehirde işlerde bir aksaklık veya memnuniyetsizlek başlamış demektir. Tabii biz o yorumların çok azını kullanabiliyoruz. Bazılarını sıraya koyuyoruz, bazılarını haber yaptırırak değerlendiriyoruz. Bazılarını da bu köşeden yayınlamaya çalışıyoruz. İşte bunlardan bazıları..

MOBESE GÖSTERMELİK Mİ ?
Sayın Özekşi Bu şehirde saygısızca araç park edenlere emniyet neden ceza kesmiyor, Mobese gostermelik mi? Ömer Humanızlı..

KIBRIS CADDESİ VE MAGİRUS DOLMUŞLAR
Ökkeş Bey merhaba. Uzun süredir şehrin gürültüsünden,traŞk sorunlarından bahsediyor,yorumluyorsunuz.Dikkat ettim Eski Tas Eski HamamGürültü son hız devam. TraŞk keşmekeşi aynen artarak devam ediyor.Ben bugün sığdığı kadarı ile 2 şeyden bahsetmek, paylaşmak istiyorum. Magirus marka dolmuşlar korkunç bir gürültü kirliliğine neden oluyor. Bilhassa rampa çıkarken evin veya oŞsin içinde durulmuyor.TraŞk lambaları rezalet her hafta düzenleri değişiyor.birbirini tutmuyor,harcanan benzin ve zaman cabası..Sayın Ökkeş bey. Kıbrıs caddesini bilirsiniz Grand otelden valiliğe giden güzergahta Garanti bankası önünde ışıklı bir kavşak vardı. Bu kavşağı iptal ettiler bunu iptal edenlerin bu işi bildiklerinden şüpheliyim.Bunu becerenler gitsin o kavşak kapatıldığı için traŞğin ne hale geldiğini görsünler. Bu kavşak Ana arterlerin yükünü kaldırıyordu. Yetkililer kavşağı iptal edeceklerine 2 kuruş para kazanacaklar diye ücretli park iznini kaldırsınlar oradan traŞği rahatlatsınlar.Saygılarımla.Mehmet Hıdıroğlu

BAŞPINAR GİRİŞİ NİYE KAPATILDI
Sayın Ökkeş Özekşi. Bizim büyükşehir ve İlçe belediyelerimiz bence iyi çalışıyorlar. Görünürde güzel, faydalı şeylere imza atıyorlar.
Ama bazı işleri de acele yapıyorlar.Toplu açılışlar yapılıyor.Bu açılışlarda yapılan işler eksik yapılıyor,sonra düzeltmeye çalışılıyor.
Halk sıkıntı çekiyor. Mesela Başpınar girişine alt geçit yaptılar.şimdi 1 aydır nerdeyse kapalı.Çoğu zaman kazadan kılpayı kurtuluyoruz.
Normal asli görevlerinde (park gibi) milletvekili ve bakan getirilip açılış yaptırılıyor. Saygılarımla.. Muhammed Ersöz
HEPİNİZE İYİ HAFTALAR
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.