1. HABERLER

  2. ÇELED UŞAGLAR

  3. Mahir DEMİR (Şıgmamed)
Mahir DEMİR (Şıgmamed)

Mahir DEMİR (Şıgmamed)

Kaf Dağı MasallarıSoba kenarına kıvrılmışız veya bir tandıra ayak dürtmüşüz, ne tv ne radyo verir bu üşümüş bedenlere anlatılan masalların verdiği...

A+A-

Kaf Dağı Masalları

Soba kenarına kıvrılmışız veya bir tandıra ayak dürtmüşüz, ne tv ne radyo verir bu üşümüş bedenlere anlatılan masalların verdiği tadı. Çocuk aklı ya dostlar, çocukken her büyünün imkanı var. Ninem, köylerin de karını görmüş şehrin de… gece oldum mu kulaklarımıza başlardı kaf dağından efsunlu hakiyeler okumaya o öyle derdi ‘HAKİYE’ yani hikayeler, masallar.

Allahım, Yarabbim develerin cirit attığı, keloğlanın kıvrak zekasıyla hayran bıraktığı, tepegözlerin çobanların, peri kızlarının, Deli Dumrul’un… Hepsi gerçektir senin zihninde. Bir varmış bir yokmuş diye başladım mı zihin kaf dağının eteklerinde bulur kendini, çocukken her büyünün imkanı vardır çünkü. Öyle derin bir sözlü kültürümüz vardı ki, çocukların terbiyelerini ve eğitimlerini o masalların içine yerleştirdikleri derin ve ince işlenmiş derslerle işlerlerdi. Şimdilerde Ericksonian Terapi olarak kullanılıyor psikolojide. Bir metaforun içine hastanın durumunu yeniden çerçeveleyecek, toparlayacak fikir ve duygular psikolog tarafından ustaca yerleştirilerek hasta ile konuşulur ve tedavi bununla sağlanır.

Şimdi yeni yetiştirdiğimiz çocuklarımızın kulaklarında Kaf Dağının büyüleri eksik. Hep onlardan şikayet ediyoruz, belki de hiç kendimizi yermiyoruz. O hikayeleri masalları biz büyüdükçe kenara koymuşuz, bize emanet edilenleri emanetin sahibine seslenmemişiz çünkü, emanetin sahibi olan çocuklarımıza Kafdağının yelinden, devinden, karagözün perdesinden vermemiz gerekiyor. Kültür bir milletin hamurudur, dili ile, yaşantısı ile, coğrafyası ile, hikayeleriyle, masalları ile bir bütündür. Çocuklarımızı kendi kültürel benliğimizin güzellikleri ile bezemek, binlerce yıllık tecrübelerin, anlatıların, insanı kavramanın, misafirperverliklerin, kolu komşuya, ahbaba, dosta sarılıp birliğin, dirliğin, şükrün, dayanışmanın, türkünün, şarkının özünü kavratsak ne iyi olur. Belki batının tekniğini alırken kültürünü de naklederek doku uyuşmazlığına izin verdik, şimdi kendi kültürümüzü, özümüzü ayakları üstüne dikmenin zamanı geldi.

Bu Pazar (23 Şubat 2014) Onat Kutlar Salonunda Saat: 14:00 ve 19:00 da karşınızdayız. Ve misak edindiğimiz kültürel canlandırma için sahnede, yani kaf dağından sesleniyoruz.

“Arvad yog ahıl yog” Keyifli seyirler ola

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.