1. YAZARLAR

  2. Tamer Abuşoğlu

  3. KİLİS VE GAZİANTEP YÖRESİNDE BİR MİT: KARABABA
Tamer Abuşoğlu

Tamer Abuşoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

KİLİS VE GAZİANTEP YÖRESİNDE BİR MİT: KARABABA

A+A-

Ziyaret, Türbe ve Yatır olarakta adlandırılan mezarlar kutsiyetine inanılan mekanlardır. Mekan sahipleri itikat mertebesinde derecesi olan keramet sahibi, saygın ve ulu kişilerdir.

Hemen her yörede yatır ziyaretlerindeki adetler ve görenekler birbiriyle benzer özellikler taşır. Mum yakmak, duvarlara taş yapıştırmak, adakta bulunmak, dileğin yerine gelmesi halinde yemek dağıtmak, hayır ve hasanette bulunmak, kurban kesmek gibi.

Türbe, ziyaret ve yatır bahsi, Türklerin binlerce yıllık göç macerasıyla Şaman inancına ait rituelleri Orta Asyadan Anadoluya kadar taşıması ve İslam inancıyla harmanlayarak bir sentezlemesidir.

1993 yılı baskısı olarak Ankarada yayınlanan Kiliste Halk Tababeti ve Körler Çarşısı adlı eser Kilis Kültür Derneği Yayınları arasında vücut bulan Kültür Kasteli dizisinin VI. eseri.

Avni Keçikin çaba ve gayretleriyle, Kilis yöresinde yaşamış alim ve ulemalarla, itikati şahsiyetler neşredilmiş. Daha geniş ve benzer bir çalışmanın Gaziantep yöresi için Cemil Cahit Güzelbey tarafından Gaziantep Evliyaları adı altında yapıldığı biliniyor.

Her iki eserin karşılaştırmalı olarak incelenmesinde yeni bulgulara ulaşılması açısından yarar var.

Kırıkkalenin Delice ilçesinden, Bingöle, Şarkışladan, İstanbula oradan Diyarbakırın Çınar ilçesine kadar geniş bir coğrafyada kendine tanım bulan Karababa söylencesi bunlardan sadece biri.

Tıpkı farklı şehirlerde ve yörelerdeki Yunus Emre ve Hz. Yuşa Kabristanları ve türbeleri gerçeğinde olduğu gibi.

Bunlardan sadece Gaziantep ve Kilisteki Karababa imgesini inceleyeceğiz.

Avni Keçikin anlatımıyla Karababa, Kiliste Halk Tababeti adlı eserde şöyle resmediliyor.

İçeri bahçe denilen ve kentin doğusunda yer alan 4-5 km uzaklıkta bir bahçe siyecinin içinde çevresinde incir ağaçlarının bulunduğu bir pınardır. Burada bir türbe ya da bir yatır yoktur. Halk buranın kutsallığına inanır. Mevsimine göre havalar elverişli olduğunda Karababaya gidilir. Özellikle ciğer pişirilerek yenir. Dilek dilenir, adak adanır, incir ağaçlarının dallarına bez ve kumaş (çapıt) parçaları bağlanır. Kargaların yemesi için incir ağacının dalına bir parça da ciğer asılır. Kilisin özellikle Ermeni halkı Karababaya çok inanır, ziyaret eder ve kurban keserlerdi. Yatırın bir Ermeni babası olduğuna inanırlardı. (a.g.e, Ankara 1993, sayfa 20)

Kilis yöresine ait bir diğer Karababa miti ise Kilisin Musabeyli ilçesine bağlı olan Yastıca köyündedir. Kilis kent merkezine 60 km, Musabeyli ilçe Merkezine 33 km uzaklıktaki Yastıca köyü, Gaziantep sınırında Tiyekli (Yeniyapan), Gemrik (Dokur) ve Yaycı köyleriyle, Kilis sınırı içinde ise Gündeğer (Kaman) ve Çıraz köyleriyle komşudur.

(Kaynak kişi: Kilisli yazar Mehmet Karakaş)

Türkiyenin farklı coğrafyalarında da ortaya çıkan Karababa salt Kilis ve Gaziantep yörelerine ait bir olgu değildir.

Çoğu zaman yiğit, gözüpek, adil, hakkaniyet sahibi, iman ehli ve itikati bir şahsiyeti sembolize eder.

Türbe ziyaret ve yatır olarak bahse konu edilen Karababa bu kez aynı zamanda mevki olarakta Gaziantepin Oğuzeli ilçesine bağlı Tılbaşar (Gündoğan) köyü ile Mezere (Belören) köyleri arasındaki Tılbaşar kalesinin eteklerinde kendini gösterir.

Bir Doğu Roma eseri olan ve Tılbaşar kalesi olarak adlandırılan bu abidevi yapının altında ve Sacır suyuna yakın bir mekan olan Karababada yakın zamana kadar ziyafetler verilirdi.

Yöre insanı tarafından gölgelik olarak da kullanılan bu alan adakların ve ağaçların dallarına kumaş ve bez parçalarının bağlanmasıyla oldukça renkli görüntülere ev sahipliği yapardı.

Ancak giderek toprak kültüründen uzaklaşan sosyal doku Karababanın eski önemini yitirmesine neden olmuştur.

Gaziantep ve çevresindeki bir diğer Karababa imgesi de Araban ilçesine bağlı olan Karababa köyüdür. Bahse konu köy Araban ilçe merkezine 16 km, Gaziantep şehir merkezine ise 80 km mesafededir.

 

Karababaya ait bu imge ve söylencelerin tarihi derinliği ve gerçekliği çoğu zaman tam bir muamma. Tıpkı içinde yatanı olmadığı halde bölge insanı tarafından Türbeye ve yatıra dönüştürülen mekanlar gibi, Yöreye ait dinsellikten halkın kendi kurgusuna kadar uzanan bu düzlem, çoğu zaman ortak kültürü ve halkın etrafında toplandığı ortak inancı da inşa edebiliyor. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.