1. YAZARLAR

  2. Mehmet Nacar

  3. ’’Kapıldım Gidiyorum/Anılar kitabından’’
Mehmet Nacar

Mehmet Nacar

Yazarın Tüm Yazıları >

’’Kapıldım Gidiyorum/Anılar kitabından’’

A+A-

Kızlar Beni Kovaladı

Bir gün Adana’dan geliyorum. Köyün dört beş kilometre kadar yaya yolu var. Anayolda minibüsten indikten sonra yaya olarak köy yoluna düştüm. Yolun ortalarına yaklaşınca yan taraftaki tarlalardan elli kadar kızın çalışmaktan döndüklerini ve şakalaşarak yola yaklaştıklarını farkettim.

Kızlar benden önce yola çıkarsa peşlerine takılmışım gibi bir izlenim doğacaktı. Belki de aralarına karışacaktım. Köye karşı ayıp olur düşüncesiyle hızlandım. Kızlar yola çıkmadan onları geçtim ve aynı hızla yola devam ettim.

Kızlar da yola çıkmışlardı. Aramızdaki mesafe fazla değildi. Seslerini ve gülüşmelerini rahatlıkla duyuyordum. Dönüp bakınca kızların benimle aynı hızda hatta daha hızlı yürüdüklerini anladım.

Hızımı arttırdım. Bir yandan da dönüp arkama bakıyorum. Kızlar da hızlarını arttırdılar. Biraz daha hızlandım. Onlar da hızlandı. Koşmaya başladım. Kızlar da koşmaya başladılar.

Kızlar bir yandan konuşup gülüşürken bir yandan da peşimden koşuyorlardı. Ter içinde kalmıştım. Bu yarış köyün önündeki yokuşa kadar sürdü. Yokuştan sonra yavaşladık ve kızlara yakalanmadan okulu buldum.

Kızlar hareketlerimden endişelendiğimi anlamış benimle dalga geçmişlerdi.

Sivas Ellerinde Sazım Çalınır

1968 yılı haziran ayı başındayız. Hala stajyer öğretmenim ve okullar tatil. O yıllarda er öğretmenlik uygulaması vardı. Öğretmenler yaz tatilinde askeri eğitim alır, ustalık dönemini de askerlik şubelerine bağlı kalarak ve er öğretmen ünvanıyla okullarda öğretmenlik yaparak tamamlardı. Haziran başında askere gitmek zorundaydım.

Öğretmen okulunun fark derslerini yirmi bir sınıf arkadaşı olarak vermiştik. Üç haftalık uygulama stajını da aynı kadro ile gördük. Kilis Askerlik Şubesinden işlemlerimiz yapıldı. Hepimiz de askeri eğitimi Sivas’ta göreceğiz. Biletlerimiz verildi. Gaziantep’e kadar otobüsle, oradan öteye de kara trenle gidecektik.

Bir akşam karanlığında Gaziantep Garı’ndan trene bindik. Beni kimsenin yolcu etmesine gerek görmemiştim ama bazı arkadaşlarımın aileleri onları yollamaya gelmişlerdi. Sınıf arkadaşım Mehmet Dağ da bunların arasındaydı. Sanırım babasının tek erkek çocuğuydu. Tren hareket etmeden önce bunlar bir ağıt tutturdular ki, âleme şenlik.

Mehmet’le aynı kompartımandayız. Ağlaması bir türlü durmamakta ama ne ağıt… Arada bir;

-Sivas elleeerinde sazım çalınıııırrr… diyor ve ağlamaya devam ediyor. Sanki askere değil de, savaşa gitmekteyiz. Tabi ki, ben arkadaşımın haline için için gülüyorum. Tamamı yüz beş günlük bir askeri eğitim süreci. Mehmet Sivas’ta trenden ininceye kadar türküsünü ve ağlamasını sürdürdü. Babasının tek erkek çocuğuydu.

Malatya’da tren değiştirmiştik. Trenimiz kara tren. Kömürle çalışmakta. Öndeki lokomotifin bacasından çıkan is ve kurum zaman zaman kompartımanımıza kadar dolmakta. Özellikle tünellere girildiğinde dumandan boğulmaktayız.

Sivas’ta indiğimizde yüzümüz kömür ocaklarında çalışan maden işçilerinin yüzleri gibi kararmış ve islenmişti.

Arkadaşlar en kısa yoldan temel eğitimin verileceği Temeltepe’ye giderek birliklerine teslim oldular. Ben bir otelde kalarak iki gün Sivas’ı dolaştım. Askeri Dikimevinde yazıcılık yapan dayımın oğlu Nuri ile buluştum. Nuri beni iki gün sonra götürerek birliğime teslim etti. Tanıdığı bir çavuş olan Muharrem Akdeniz’e de bana yardımcı olması için ricada bulundu.

İçinde kaybolduğum bir asker elbisesi, bütün zorlamalarıma rağmen ayağımın içine girmesini sağlayamadığım bir postal ve başımda eğreti duran bir keple acemi eğitimine başladım.

Sınıfım piyade. O zamanki adıyla bitli piyade…

Yazar İletişim

mnacar79@hotmail.com

TLF: 0535 836 16 82

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.