1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. "KADINLARIMIZ ÇOCUK YAŞLARINDAN İTİBAREN ŞİDDETE MARUZ KALIYOR"

"KADINLARIMIZ ÇOCUK YAŞLARINDAN İTİBAREN ŞİDDETE MARUZ KALIYOR"

25 Kasım Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma günü nedeniyle Gaziantep Barosu tarafından basın açıklaması yapıldı.Adliye...

A+A-

25 Kasım Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma günü nedeniyle Gaziantep Barosu tarafından basın açıklaması yapıldı.

Adliye Binası Baro Salonunda düzenlenen basın toplantısında konuşan Gaziantep Baro Başkanı Av. Bektaş Şarklı, son 7 yılda kadın cinayetlerinin yüzde bin 400 arttığını söyledi. Şarklı, "Bizler vereceğimiz mücadeleyle şiddete uğrayanların değil, şiddet uygulayanların utanç duymasını sağlamak zorundayız. Tecavüze uğrayan kız çocuklarının ruhsal bütünlüğünün zedelenip zedelenmediğini soruşturan, kadın katillerine "haksız tahrik"adı altında ceza indirimi sağlayan erkek egemen adaleti değil, yuttaşları arasında cinsiyet ayrımı gütmeyen, bu suçun mağduru olan kadın veya çocuklar adına empati kurmayı beceren ADALET İSTİYORUZ ” dedi.

"KADINLARIMIZ ÇOCUK YAŞLARINDAN İTİBAREN ŞİDDETE MARUZ KALIYOR"

“Kadınlara yönelik şiddet, kadınların ve kızların insan haklarının ihlalidir. Son 7 yılda istatistiklere göre kadın cinayet oranı yüzde bin 400 artmıştır. Resmi rakamlara göre son yedi ayda 226 kadın öldürülmüş. 478 kadın tecavüze, 772 kadın tacize uğramış. 6 bin 423 kadın ise aile içi şiddet nedeniyle hastaneye başvurmuş. Verilere göre kadına yönelik cinsel saldırı suçlarından son 5 yılda yüzde 30 artış meydana gelmiştir. Türkiye’de kadın, taraf olduğumuz uluslararası belgelere ve yasal düzenlemelere rağmen fiziksel, duygusal, ekonomik şiddetle ve acımasız emek sömürgesiyle karşı karşıya bulunuyor. Evde, işte, okulda, sokakta, karakolda fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalan, çocuk yaşta evlenmeye zorlanan kadınların, namus veya töre adı altında yaşam hakları ellerinden alınıyor. Kadınlarımız daha çocuk yaşlardan itibaren en büyük şiddeti en yakınlarından, babalarından, eşlerinden hatta oğullarından görüyor. Bizler vereceğimiz mücadeleyle şiddete uğrayanların değil, şiddet uygulayanların utanç duymasını sağlamak zorundayız.Cinsel taciz ve istismar davalarında mağdurların defalarca mağdur edilmesine, şiddet uygulayanların ise yeni suçlar işlemek üzere tahliyelerine yol açan uygulamaların terk edilmesini sağlamak zorundayız. Tecavüze uğrayan kız çocuklarının ruhsal bütünlüğünün zedelenip zedelenmediğini soruşturan, kadın katillerine "haksız tahrik"adı altında ceza indirimi sağlayan erkek egemen adaleti değil, yuttaşları arasında cinsiyet ayrımı gütmeyen, bu suçun mağduru olan kadın veya çocuklar adına empati kurmayı beceren ADALET İSTİYORUZ ” dedi.

"2014 YILININ BAŞINDA 240 KADIN ERKEK ŞİDDETİ İLE ÖLDÜRÜLMÜŞTÜR"

Dünyanın bir çok yerinde kadının şiddete maruz kaldığını vurgulayan Gaziantep Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Günay Kaplan ise, “Dünyanın bir çok yerinde işgaller ve ambargolar nedeniyle yüz binlerce kadın ve çocuk katledilmektedir. 2014 yılının başında bu yana ülkemizde 240 kadın erkek şiddeti ile öldürülmüş çok sayıda kadın iş yerlerinde, evlerinde, sokaklarda erkek şiddetinin farklı biçimlerine maruz kalmıştır. Çocuk istismarı son derece korkunç boyutlara ulaşmış ve nefret cinayetleri yaygınlaşmıştır.Namus, töre cinayetleri, koca, baba dayakları, işkence medya da magazinleştirilerek sunulmaktadır. Şiddete uğrayan kadının ne yaptığı ne söylediği yada nasıl giyindiği sorgulanarak, fiziksel, söze ve cinsel şiddete uğrayan kadınların bunu hak edip hakketmediği tartışılarak, kurbanlar suçlanmaktadır” diye konuştu.

Kadına yönelik şiddette devlete ve siyasal iktidara önemli görevler düştüğünü aktaran Kaplan, “Soma’da verdiğimiz kayıpların acısını dindirmek mümkün değilken, Şırnak’tan, İstanbul’dan, Ermenek’ten, Isparta’dan ve bir çok yerden benzer haberler gelmeye devam etmektedir ve bu meydana gelen felaketler kadınları ve çocukları doğrudan etkilemektedir, iş güvenliğine ilişkin denetimlerin gerektiği gibi yapılması önem arz etmektedir. Kadınlara yönelik şiddetin ve sonuçların ortadan kaldırılması, öncelikle devletin ve siyasal iktidarın ilgili tüm kurumlarıyla sorumluluk üstlenmesi, ilgili tüm sivil ve resmi kuruluşlarla işbirliği yaparak, yaşamsal öneme sahip bu sorunun ortandan kaldırılması için gerekli sosyal politikaların yaşama geçirilmesi ile mümkün olacaktır.Devlet politikalarının belirlenip uygulanmasında kadının ‘birey’ olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. Kadınlara yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına yönelik uluslararası tüm sözleşmelerin de referans alınması gerekmektedir” şeklinde konuştu .

Gaziantep Barosuna kayıtlı avukatlar Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde yaptığı konuşmada kadın erkek eşit değildir konuşmasını farklı değerlendirdi. Avukatlar "Toplumun her kademesinde olan kadınların güçsüz olarak nitelendirilmesi çok yanlış" dediler.

BEKTAŞ ŞARKLI (GAZİANTEP BARO BAŞKANI AVUKAT)

"ÜZÜCÜ BİR AÇIKLAMA"

"Talihsiz, üzücü bir açıklama. Kimse zaten kadınların fiziksel olarak üstün olduğu veyada fiziksel anlamda farklılıklar olduğunu zaten bilim ve teknolojide kabul ediyor. Önemli olan bu yaşanan coğrafyada Türkiye'de bu tür adaletsizliklerin kadınların özellikle iş yaşamındaki sömürüleri olsun keşke Cumhurbaşkanı bunlara ilişkin, bugün apartman altında çalışan kadınların sorunları dile getirilse onlardan bahsetse  onların ekonomik durumuyla ilgili konuşma yapılsa daha iyi olurdu. Kadına yönelik şiddet sorununun temelinin ben ekonomik olduğunu düşünüyorum. Askeri ücretin 5, 8 veya 10 kat artırılması durumunda ben kadına yönelik şiddetinde aynı oranda azalacağını düşünüyorum. Önemli olan insanların bu konuda mücadele etmesi olmalı. Bu konuda Cumhurbaşkanı, başbakanı tüm siyasetçileri artık burda görev düşüyor. Bu tür polemiklerin ülkeye ciddi anlamda zarar verdiğini düşünüyorum."

GÜNAY KAPLAN (GAZİANTEP BAROSU KADIN HAKLARI KOMİSYONU BAŞKANI)

"HER ORTAMDA KADININ ERKEKLE EŞİT OLMASINI İSTİYORUZ"

"Biz kadının birey olarak kabul edilip hukuk karşısında ve her ortamda kadının erkeklerle eşit olmasını sağlıyoruz. Bunun fıtratla başka birşeyle bir ilişkisi yok.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın verdiği örnek kişisel eşitliktir hamile bir kadının eline çapayı verip tarlaya gönderemezsiniz doğru bizde bunu kabul ediyoruz. Biz fiziksel eşitlik iddiasında hiçbir zaman bulunmadıkki bu durumda o zaman erkeğede sen git tedavini gör, hormanal tedavini gör çocuğunu emzir dememiz gerek mümkün değil böyle birşey bir sosyal adalet hukuk karşısında birey olarak kadının kabul edilip erkekle eşit hale getirmenin savaşını veriyoruz."  

GAMZE TEPE ( AVUKAT)

"ONLARA GÖRE KADIN ERKEK EŞİT DEĞİL"

"Ben bunun Cumhurbaşkanımızın gündem değiştirme amaçlı söylediğini düşünmüyorum. Zaten kendisinin savunduğu görüşün bu yönde olduğu kendisini destekleyen kadınlarında aslında böyle düşündüğünü buna inandıklarını düşünüyorum. Onlara göre kadın erkek eşit değil bu çok aşikar birşeydir. Bu açıklaması beni hiç şaşırtmadı."

CEREN SİNECAN (AVUKAT)

"BU OLAYA FİZYOLOJİK BAKMAMIZ LAZIM"

"Bana göre mesnetsiz bir açıklama çünkü kadın erkek eşit değildir tartışmasını çok başka boyutlara taşıyanlar var fizyolojik olarak erkek daha güçlü o zaman erkekle kadın eşit değildir diyorlar o zaman 100 kiloluk bir erkek boksörle 50 kiloluk bir erkek boksörde eşit değildir. Bu olaya böyle fizyolojik bakmamamız lazım. Ben kadın erkek eşitliğine inanıyorum, insanların eşit olması gerektiğine inanıyorum desteklemiyorum bu açıklamayı." 

MERVE TANRIVERDİ (AVUKAT)

"HER MESLEKTE HER ALANDA VARIZ"

 

"Kadın olarak gerçekten çok talihsiz bir açıklama. Kadınların güçsüz olduğu bir toplum zaten ne kadar gelişmiş olur yani bir bakıma biz gelişmedik izlenimi verdi kendi gözünde öyle gördüğünü belirtti. Şuanda baro odasına baktıysanız genelimiz bayanız ve daha çok çalışan daha çok emek harcayan bayanlar onun ötesinde sadece toplum açısından değil annelik olarak ,öğretmenlik olarak, avukatlık olarak her meslekte her alanda varız ve var olan bir grubun güçsüz olarak nitelendirilmesi çok yanlış çok dışlayıcı bir konu bence."

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.