1. YAZARLAR

  2. Ökkeş Özekşi - Haftaya Bakış

  3. *Hakettiler * Gaziantep'te yaşamaktan mutlumusunuz *Vatandaş hakkı varmıdır *Tarihi kale feryadını duyuramadı
Ökkeş Özekşi - Haftaya Bakış

Ökkeş Özekşi - Haftaya Bakış

Yazarın Tüm Yazıları >

*Hakettiler * Gaziantep'te yaşamaktan mutlumusunuz *Vatandaş hakkı varmıdır *Tarihi kale feryadını duyuramadı

A+A-

Hakettiler

Mersin'e baktığınızda bireysel olarak gerçekten iyi oyuncuları var.. Ama takım oyunu yok.. Çok kopuk oynuyorlar.. Gaziantepspor ise daha diri, daha etkili top oynuyor..Yardımlaşma Mersine göre daha fazla..

İlk yarı tamamen Gaziantepspor'un üstünlüğüyle geçti zaten..İkinci yarıda Mersin biraz daha etkili gözüktü, pozisyon da buldu konuk takım.. Binya'nın, Ben Yahia'ya yaptığı o hareketine hakem penaltı çalabilir, hatta Gaziantepspor'u 10 kişi de bırakabilirdi.. Ama tercihini kullandı ve devam dedi.. Gaziantepspor'un attığı birinci golde de kaleci Özden'in avuçlarına alamadığı topa hatalı düdükle faul çalabilirdi onda da devam ettirdi hakem..

Yani dünkü maçta daha önce hakem hataları kurbanı olan Gaziantepspor için hakem engeli yoktu.. Bu iyi bir avantajdı ve kırmızı siyahlı futbolcular da iyi kullandı. Bir kere iyi mücadele verdiler.. Defansta Kemal çok sırıtmadı.. Binya iyi hoş ama tehlikeli işlere imza atıyor dikkat etmeli. Sosa çok koştu, Cenk frikik atışında boşluğu iyi gördü ve golünü atarak takımına 3 puan getiren golü attı.. Turgut da eskiye oranla kötü gözükmedi.. Mersin İdmanyurdu ikinci yarıdaki etkili oyununu yeterince pozisyon üretemeyerek kazanca çeviremedi. Hele beraberlik golünden sonra skora razı olan oyun sergilemesi ev sahibi takımı adeta kalesine davet etti.. Gaziantepspor'lu oyuncular da bunu iyi değrelendirdi ve maçı kazanmasını bildi. 

 Ligin devre arasına galibiyetle girmek iyi bir avantajdı ve Gaziantepspor bunu elde eden taraf oldu.. Mersin ile yapılan maçtan galip ayrılmak, 6 puana eşdeğerdi ve bunu da gerçekleştirdiler. Çünkü beraberlikte bile büyük kayıp olacaktı..

GAZİANTEP'TE YAŞAMAKTAN MUTLUMUSUNUZ

Gaziantep'te yaşamaktan mutlu olmak başka, kentin hak ettiği şekilde yönetilip yönetilmediği konusu bir başka.. Şehrimizi seviyoruz.. Gaziantep'te yaşamaktan da gurur duyuyoruz.. Ama Gaziantep'i yönetenlerin umursamazlığı, biraz da işbilmezliği, vatandaşın sorunlarıyla yeterince ilgilenmeyişi bu şehirde yaşamı mutsuzlaştırıyor.. Eğer bu kentte aracınız var ise trafiğe çıkmaya korkuyor, yok ise toplu ulaşım araçlarına binebilmenin ve bindikten sonraki çile ve eziyeti hergün yaşamak zorunda bırakılıyorsanız.. Gece gündüz, gürültü ve hava kirliliğini beyinlerinize kadar hissedecek şekilde kendi kaderinizle baş başa bırakılıyor, gece yarısı saat 24'ten sonra hala havai fişek atanlara sizi yönetenlerin çaresiz kalışını biraz üzüntüyle, biraz da öfkeyle seyre-diyorsanız.. Hiç umulmadık bir anda elektrikleriniz kesiliyor ve yaşantınız allak bullak oluyorsa ve buna karşılık eliniz kolunuz bağlı kalıyorsa, sadece bunun gibi basit nedenlerle bile Gaziantep'te yaşamanın fazla bir anlamı kalmadığını düşünüyorsunuz..

VATANDAŞ HAKKI VARMIDIR

Oysa bunlar gelişmiş ülkelerde veya herhangi bir Avrupa ülkesinde sorun olmaktan çıkmıştır.. Çünkü orada sorumlu yöneticiler vardır. Halkını düşünen, insan haklarına saygılı, tüm sorunlara ciddiyetle bakan ve kentte yaşamı anlamlı kılacak, her türlü girişimi anında yapacak niteliklere sahip yöneticilerin varlığı söz konusudur.. O ülkelerde vatandaş hakkı vardır. O ülkelerde ve şehirlerde vatandaşın en küçük sorununda yanında bulduğu kent yöneticileri ve sorumluları vardır..Muhatap olabileceği yetkili vardır.. Peki Gaziantep'te ne vardır ? Bir vatandaş nereye başvuruda bulunursa bulunsun, bireysel veya toplumsal yönlü, kentin herhangi bir sorunun dile getirilmesi veya çözülmesi konusunda..Yazılı olarak dilekçe verse, hatta muhatap bulabilse bile, inanın o sorunun çözülmesi konusunda umudu yoktur.. Bir yayın organı içinde aynı durum söz konusudur.. Ne yazarsa yazsın, ne kadar uyarıda bulunursa bulunsun, ilgili makam sadece okumakla geçiştiriyor.. Tıpkı vatandaşların veya kurum ile kuruluşların kendilerine duyuru yapması, uyarıda bulunmasını savsaklaması veya başka yerlere havale etmesi ve üzerinde durmaması gibi..

TARİHİ KALE FERYADINI DUYURAMADI

Bırakalım tüm geçmiş olumsuz örnekleri, son örneğe bakalım..Gaziantep'in dünyada tanınmasında adeta simgesi sayılan, hatta yarın 91. kurtuluş yılını kutlayacağımız şehrimizin 6 bin yıllık Kale'si için gazetemiz defalarca uyarıda bulunmuş ve "Kale çöküyor dikkat"demişti.. Sonra Mimarlar Odası bu konuya dikkat çekmiş ve özellikle adres göstererek tedbir alınmasını istemişti..Sonuç malum.. Kale olayı da tıpkı, trafik gibi, ulaşım gibi, elektrik gibi, hava ve gürültü kirliliği gibi kenti yönetenlerce ciddiye alınmamış, radikal çözümler yerine usule uydurularak bir kenara itiliverilmiştir..Dahası sembolik ve çözümsüzlük yanı ağır basan bazı toplantılar yapılarak günah savılmıştır.. Bunun adına da yöneticilik denilmiştir..

VALİ+ EĞİTİM= KENTİN KULAK ARKASI EDİLEN SORUNLARI

Gaziantep Valiliğine atandığında kentin adeta psikolojik travmaya girdiği EĞİTİM konusuna el attığında, gazetelerin manşetlerini, televizyonların birinci haberlerini işgal etmişti..Herkes umutluydu..Bir tuğla derken binlerce milyonlarca tuğlalar konuldu..Parası olan herkes karınca kararınca okul yaptırmak için harekete geçti.. O sırada gazete olarak haberlerimizde şahsım olarak bu köşede, Gaziantep'te eğitimin başarısı için sadece okul yapmanın yeterli olmayacağını, başarısızlıktaki asıl sorunların masaya yatırılması gerektiği konusunda haftalarca ayrıntılar verip verip yazılar yazmıştım..Ve eğitimde umut olarak görülen Sayın Vali Erdal Ata'ya "binalar yapılmakla iş çözülmez" diyerek eğitim camiasındaki anlayış tarzı ile yönetimsel yetersizliğe dikkat çekmiş, eğitimdeki başarısızlığa farklı bir pencereden bakması gerektiğine değinmiştim.. Sayın Erdal Ata'nın 8 Eylül 2011 tarihindeki atamasının üzerinden tam 14 ay geçti..Şahsen o tarihten bu yana, Sayın Ata'nın Gaziantep'te eğitim dışında da birçok konularda yaptığı çalışmalar ile adından bahsettirmesini beklerdim..Vali farkını yaşatmasını, kentin en basitinden yukarıda yazdığım küçük meselelerinde bile, Vali olarak devreye girerek vatandaş hakkını koruma ve çözümlemede varlığını hissettirmesini beklerdim.. Kentin sorunlarını gündeme getiren yerel medyadan yararlanmasını, bunlara çözüm adına mesajlar vermesini umut ederdim.. Sadece yakın çevresini değil, kendisine Gaziantep ve ülke çıkarları konusunda her yönüyle destek verecek kişileri dinleyip onlarla diyalog içine girmesini beklerdim.. Gaziantep'in tarihi konumuna daha farklı gözle bakmasını, bu kentin kimliği konusunda incelemeler yapmasını, göç dahil sosyal-kültürel ve sportif yönlü ciddi çalışmalar gerektiren meselelerde kent halkının hissiyatını, hassasiyetlerini ve gelenek göreneklerini analiz edici çalışmalar içine girmesini umut ederdim..Gece keyfi yapılan gürültüden uyumayan bir vatandaşın yerine kendisini koyarak empati yapmasını ve uygulanmayacak talimatlar verme yerine, radikal çözümler üreterek kent halkının sempatisini kazanması bir yana, ülkede örnek olabilecek halkını düşünen bir vali profiliyle gündeme gelmesini beklerdim.. ....Ve son olarak Gaziantep kalesiyle ilgili özellikle gazetemizin üzerine giderek yaptığı yayınları, hatta Mimarlar Odasının resmi dilekçe ile yaptığı uyarısını çok ciddiye alıp hemen sabahleyin bu konuda kimler varsa toplanmasını emrederdim..Yetkili kurulları harekete geçirir, 1 hafta içerisinde sorunun Gaziantep ayağı olan bölümünde incelemeler yaptırtır, eğer çözüm için sorun bakanlıkta ise kentin Milletvekillerinden veya doğrudan Bakan Fatma Şahin'den bu sorunun çözümü için destek isterdim.. Eğer böyle yapılmış olsaydı, şimdi tarihi Gaziantep kalesinin üzerindeki o köprü çökmemiş olacaktı.. Çöktükten sonra tüm yetkililerin KRAL ÇIPLAK demeye utandıkları veya çekindikleri için insanları güldüren hatta öfkelendiren demeçler verilmesi önlenmiş olacaktı..Böylece vatandaşların ve benim, bu kentin iyi yönetilmediği yolundaki düşüncelerim hayatiyet kazanmayacaktı..

BİR NOT: Eğer Kale gündüz, yabancı bir turist grubunun gezdiği sırada veyahut öğrencilerin gezisi sırasında çökmüş olsaydı, Gaziantep'e bayram bombasından sonra ikinci büyük darbe vurulmuş olunacaktı..Ve gazete ile televizyonlar, önceden Vilayete yapılan uyarılara rağmen o ilin valisinin bu konuyu savsakladığını yazacaktı..

GÜZELBEY VE COŞKUN'DAN HABER BEKLİYORUZ

Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Asım Güzelbey ile GAÜN Rektörü Sayın Yavuz Coşkun'dan haber bekliyorum hala..Biliyorsunuz Kent Konseyi'nin bulunduğu Ortak Akıl Platformu binası, Suriyeli öğrencilere verildi ve Kent Konseyi tabiri caizse sokakta bırakıldı. Bir süre önce yazmış ve diğer Kent konseylerinin bulunduğu illeri örnek vermiştim. Kendim de içinde bulunduğum Konseyin çalışmaları sıkıntıya girdi. Bu nedenle birçok komisyon çalışmasını askıya aldı. Bunları yazmak zorunda kalıyorsam eğer, Sayın Güzelbey ile Coşkun'un işi ötelemesi ve üzerinde durmayışı yüzündendir..

POSTAYLA BİRŞEY GÖNDERİRSENİZ EĞER ?

Eğer yani PTT'nin posta yoluyla bir evrak, davetiye veya önemli şeyler gönderiyorsanız, sakın göndermeyin..Son derece başıboş ve sorumsuzca davranılıyor çünkü.. Geçmişte yine yazmıştım ama hala düzeldiği yok.. Son olarak GAÜN 14 Aralık tarihinde yapacağı etkinlik için 10 Aralık'ta posta davetiye vermiş. Postanın adrese ulaştırma tarihi 18-20 Aralık.. Dünyanın bir ucundan atılsa dahi bu kadar uzamaz o mektup veya davetiyeler..Siz siz olan sakın bu hataya düşmeyin sevgili okurlar..

ARAÇ KULLANANLAR LÜTFEN DİKKATLİ OLUN

Havalar yağışlı olunca en çok geçtiğim yollarda su birikintilerine dikkat ederim. Tabii bu dikkatim bazen başıma bela da olabiliyor, çünkü ben bir yayanın üzerine su sıçratmamak için yavaş-ladığımda arkadan gelen araç hızını alamıyor ve çarpma tehlikesi yaşıyoruz.. Her ne olursa olsun, benim araç sürücülerinden isteğim olacak. Arkadaşlar lütfen yağ-murlu havalarda yollarda su birikintisi olmuşsa ki, Gazia-ntep'te bu kaçınılmaz bir gerçek, lütfen geçerken yayaları da düşünün..Yavaşlayın, su sıç-ratmayın..Empati yapın ve kendinizi yaya vatandaşın yerine koyun..O sırada dikkat etmezseniz sıçrattığınız suyun o yayayı sırılsıklam edeceğini ve aynısının size de olabileceğini düşünün..Bu yazıyı kim okursa, lütfen unutmayın arkadaşlar.. Haa birde eğer vatandaş aracınızın plakasını alırda şi-kayet ederse bunun cezası var, bilmiş olun...Çünkü sürü-cülerin yayaları ıslatması, Trafik Ceza Rehberinin 73. maddesinde yer alıyor. İlgili madde, "Araçları, kamunun rahat ve huzurunu bozacak veya kişilere zarar verecek şekilde saygısızca kullanan" sürücüye para cezası ön-görüyor.Hatırlatayım dedim..

HEPİNİZE İYİ HAFTALAR 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.