Ökkeş Özekşi - Haftaya Bakış

Ökkeş Özekşi - Haftaya Bakış

Yazarın Tüm Yazıları >

HAFTAYA BAKIŞ

A+A-

*Dalgalı kur değil, mübarek sanki Tsunami kur

İhracatçılar dışında bazı büyük firmalar dahil olmak üzere, Kobi'ler ve küçük esnaf, birikimlerini bankalarda ytl olarak değerlendirmek isteyen insanlarımız... Bunların hepsi de 15 günlük bir dalgalanmanın sonucu, öyle bir kayıplar verdiler ki, bunu ancak yaşayanlar bilir... Örneğin 1.32 lerde seyrederken dolar üzerinde borçlanan ve yaptıkları ödeme planı ani yükseliş dönemine rastlayan, bu nedenle 1.50 hatta 1.75'e dolar almak zorunda kalan bu firmaların kayıpları nasıl telafi edilecek. Parası bankada ytl olarak duran vatandaşların, 15 gün içerisinde yüzde 30'luk kaybının bedeli ne olacak ? Maalesef hiçbir şey değişmeyecek...Darbe yiyen yediği yerde kalacak, birçoğu işyerini kapatma pahasına çaresizlik içinde bocalayıp duracak...

*Büyük bir kesim gözyaşı döküyor Kürşad Tüzmen ise keyif çatıyor

Dalgalı kur denilen ama bir geldimi Tsunami'den beter hasar bırakan bu saçmalıktan,ne işadamı, ne sanayici, ne esnaf, ne memur hiç kimse halinden memnun değil. Memnun olan mutlaka önemli bir kesim var. Örneğin Türkiye İhracatcılar Derneği (TİM) ile bizim bakan Kürşad Tüzmen adeta bayram ediyor. Çünkü bu kısa dönemde ihracatta büyük artış sağlanmış... Allah bol kazanç versin ama Türkiye'nin tümü ihracatcımıdır ? Elbette ihracatın ülke ekonomisine katkısı olacaktır... Bunu inkar edemeyiz, ama bir ülkeyi yöneten hükümetin izlediği para politikası, sadece belirli bir sektöre veya ayrıcalıklı kişilere para kazandırmaya yönelikse, o zaman bu işte adaletsizlik vardır... tam olarak bilemiyorum ama, doların dünyadaki tüm ülkeler içerisinde en fazla Türkiye'yi vurduğu gerçeği herhalde bu söylediklerimizi doğrulayacaktır. Hangi ülke Türkiye'deki kadar sadece 15 gün içerisinde parasını dolar karşısında yüzde 30 değer kaybettirmiştir...Olan olmuş, şimdi çıkmış ekonomi rayına oturacaktır diyorlar. Doları dizginledik diye utanmadan konuşuyorlar...

*Ekonomiyi yönlendirenler acaba dolarla borçlanmışmıdır ?

Sanmıyorum...Tam aksine yakınlarının, oğullarının, arkadaşlarının parasına para katmışlardır... Çünkü onlar hiç bir zaman dolarla borçlanıp, ani yükselişle bir anda yüzlerce milyar darbe yememişlerdir...Hatta onların çoğu, ani yükselen dövizden haberdar oluyor ve tedbirini alıyorlar, üstelik para kazanıyorlar... Onlar için dünyanın en pahalı benzininin Türkiye'de satıldığı, dünyada benzine en fazla vergi veren ülkenin Türkiye olması, esnafın perişanlığı, memurun geçim sıkıntısı yaşaması, fabrikaların üretimi azaltmak ve işçi çıkartmak zorunda kalışı, milyonlarca insanın işsiz gezinmesi de hiç önemli değil. Nasıl olsa devlet kesesinden geçiniyorlar. Parti kongrelerine bile, hangi il'e gidiyorlarsa, bir tören uydurup işi resmiyete döküp parasını devlete ödettiriyorlar... Kendileri dahil çocukları, eşleri ve yakınları benzin parası vermiyorlar, çünkü resmi araçlara biniyorlar...
Olan vatandaşa, ihracat yapmayan firmalara, küçük yatırımcılara, büyümek isteyen ve istihdam sağlama düşüncesiyle hareket eden namuslu işadamlarına oluyor... Bu olumsuzluklar dün de böyleydi, bugünün hükümetinde de böyle... Recep Tayyip Erdoğan gibi, esnafın içinden gelen, halkın gerçek sorunlarını biliyorum diyen bir insanın, başbakan olduktan sonra, digerlerinden farkının kalmaması başka nasıl tarif edilebilirki...

*Mezarlıkta cami veya mescit yok, insanlar namaz kılamıyor

Biliyorsunuz buradaki camii kavşak nedeniyle kaldırıldı. İlerde büyük protokol camisi yapılmaya karar verildi. Bu sayede şehir merkezindeki camilerde cenaze namazı kılınmayacak, tüm cenazeler bu protokol camisine getirilecek ve kent içindeki kargaşa sona erdiği gibi, cenazeler namaz sonrası hemen defnedilecekti. Düşünce çok güzeldi. Ama uygulama hala başlamadı. Çünkü Camii'nin yapılmasını üstlenen işadamı, inşaati ağırdan almaya başladı. çok önce bitmesi gereken cami inşaatı öylece duruyor.
Gelelim söyleceklerime... İnsanların çoğu cenazelerini Mezarlık'tan alıyor ve cenaze namazı buradan kılınıyor. Ama özellikle öğle vakitleri, vede cuma günleri, insanlarımız namaz kılmak için büyük sıkıntı yaşıyor. Geçtiğimiz cuma günü mezarlıkta yüzden fazla insan cenaze için gelmişti. Cuma namazı kılmak istediler ama bu ibadetlerini yerine getiremediler. Sayın Asım Güzelbey'e düşen önemli bir görev var. Ya bu protokol camisinin biran önce bitirilmesi için teşebbüse geçmeli, yada küçük de olsa mezarlıkta Gasılhane yanına küçük bir mescit yaptırmalı. Hatta şu anda açık bir alanda bile bu ibadet işi gerçekleştirilebilir. Nasıl olsa mezarlıkta hoca var. Ama temelinde düşünecek olursak, buraya esastan küçük bir mescit gerek. Protokol camisi yapılsa bile arada büyük mesafe var. Umarım dikkate alınır.

*Gürültüden şikayet için nereyi aramalıyız ?

Bir okurum aradı ve başından geçen olayı anlattı. Yer, Fevzi Çakmak Bulvarı ve gündüz saat 15'de başlayan düğün mü, kına gecesi mi, keyfi eğlence mi, ne olduğu anlaşılmayan ama çevreyi oldukça rahatsız eden yüksek sesle müzik çalan bir binadaki daire... Günlerden cumartesi...Bu okurumuzun cenazeleri varmış ve mezarlıktan yeni dönmüşler. Bu okurum ve birkaç duyarlı vatandaş aşırı gürültü yüzünden önce çevre müdürlüğünün "alo gürültü adlı "176"nolu telefonunu, sonra da 2203407 numarayı arıyorlar. Telefonlardan cevap alamıyorlar. Sonra araştırıyorlar ki, bu telefonlar cumartesi ve pazar günü çalışmıyor. Çevre müdürlüğünden vazgeçiyorlar ve 155'i çevirip durumu oradaki görevliye anlatıyorlar. 155 görevlisi bu vatandaşlarımıza "vallahi biz birşey yapamıyoruz, ancak saat gece 24'den sonra müdahele edebiliyoruz"diyor. Böylece Gaziantep il sınırları içerisinde isteyen herkesin, saat 24'e kadar istediği gürültüyü rahatlıkla yapabileceğinin serbest olduğunu ifade etmiş oluyorlar. Ama oradaki görevli polis bir tüyo veriyor ve "bakın madem cenazeniz var, o zaman büyükşehir zabıtasını arayın, onların gürültü ölçme aleti var, belki bir çözüm olur"diyor. Ve çok enteresan büyükşehir zabıtasının telefonu cumartesi günü olmasına rağmen çalıyor ve görevlilere durum anlatılıyor, adres veriliyor. Sonucu okurumun aynı anlattığı şekilde ifade ediyorum:
"saat 15'den 20.30'a kadar verdiğimiz mücadele sonrası galip geldik. Bir baktık ses kesildi. Demek ki büyükşehir zabıtası müdahele etti. Ökkeş bey, lütfen bu işin peşini bırakmayın, sizden başka kimse vatandaşın sorununa el uzatmıyor çünkü"
Evet... Bunlar okurumuzun ifadeleriydi. Şimdi bundan sonra hiç çevre müdürlüğünü veya 155'e gürültü için aramaya gerek kalmıyor. Büyükşehir Zabıta Müdürlüğünü aramanız kafi... Tabii onlar da aynı ciddiyetle devam ederlerse...
NOT: Toplumun büyük kesiminin rahatsız olduğu, adeta bomba etkisi yapan, insanlara korkulu anlar yaşatan havai fişeklerin gece yarılarında bile atılıp insanları huzursuz etmesi maalesef devam etmektedir. Sayın Vali Süleyman Kamçı'nın bu konuda sadece belirli kesimi değil, tüm halkı düşünmesi gerektiği yolunda adım atmasını bekliyoruz.

*Kale'nin çevresi Gaziantep'in utancıdır

Buraya hergün yüzlerce yerli yabancı turist geliyor. Bazıları otobüslerle bazıları ise gruplar halinde yaya olarak Kale ve çevresini geziyorlar. Ama hepsi de şaşkınlıktan dona kalıyorlar. Çünkü Kale'nin çevresi tam bir rezalet...Pislikten geçilmiyor. Toz toprak hiç eksik olmuyor. Hele Kalenin tepesinde çalışma yapan firmanın, kazıdığı toprakları kalenin aşağısına indirmek için uyguladığı ilkellik, tam bir başıboşluğun belgesini simgeliyor. Firma o kadar umursamaz ki, kaleden aşağı genişce bir boru sarkıtmış ama sadece kalenin yarısına kadar. Oradan gönderilen topraklar hem kale bedenini hemde çevreyi rezil ediyor. Bir Allahın kulu müze veya belediye görevlisi de "kardeşim bu nasıl uygulama, böyle rezalet mi olur"demiyor...Kalenin etrafı zaten kendi kaderine terkedilmiş. Çevre düzeni yok, tinerci dahil nerede ayak takımı, ipsiz sapsız varsa buraya yerleşmiş... Tuvalet ihtiyacını kale duvarına giderenler yüzünden pis kokudan geçilmiyor. Her taraf rezillik içinde... Yani kısacası şu anda tarihi kalemiz ve çevresi Gaziantep'in utancı görünümündedir... Valimiz, belediyelerimiz ve yetkililerimizin bu konudaki duyarsızlığı ise bizleri kahretmektedir...

*Öğretmenler gününü "hediye gününe" çevirenler
hediye veremeyen öğrencileri sınıfta bırakabilirmi ?

Eğer üzerinde ciddi şekilde durulur, müfettişlerimiz görevini dört dörtlük yapar, milli eğitim yetkilileri de meslek dayanışması deyip üstünü kapatmaz ise, çok önemli bir soruna parmak basılmış olunacak...Biliyorsunuz, belki de ilk kez öğrenci velileri el ele verdi ve çocuklarının kasıtlı olarak sınıfta bırakıldığını ileri sürerek resmi yolla isyan etti. Hatırlarsanız bu konuyu geçen hafta gündeme getirmiş ve Cennet Süzer İlköğretim Okulundaki bu olumsuzluğa dikkat çekmiştim. Bir kere şu gerçeği açıkça dile getirelim; Hepimiz ve tüm öğrenci velileleri biliyor ki, öğretmenler için en önemli gün haline gelen "Öğretmenler Günü" artık anlamını kaybetmiş, "hediye günü" haline getirilmiştir... Ama iş o kadar ileri gitmiş ki, hediyelerin bile büyüğü küçüğü hesaplanır, öğrencilere ona göre not verilir hale dönüştürülmüştür. Bunların yanlış, ayıp, hatta çirkin olduğunu bilen, ama çaresizce gelişmeleri izlemek zorunda kalan bazı eğitimcilerimize sözüm yok...Onları bu kategoriden ayırıyor saygılarımı sunuyorum...Fakat öbür kategorideki öğretmenler için maalesef aynı saygı ifadesini kullanamayacağım...Çünkü o eğitimcilerin hepsinin de, en pahalı hediyeyi veren öğrencilerini, her zaman ayrı bir kategoriye koyup, ayrıcalıklı bir hale getirdiklerini bilmeyen varmıdır? İşte bu olay sonunda patlak verdi ve gürültüsü Cennet Süzer'den geldi. Öğrenci velileri, çocuklarına 3 ders'ten paralı kurs verme teklifine hayır dedikleri için, çocuklarını 4 dersten sınıfta bırakan okul yöneticiler ve öğretmenler hakkında suç duyurusunda bulundu. Velilere göre bu çocukların sınıfta bırakılmasının tek gerekçesi, öğretmenler gününde hediye verilmeyişi veya küçük hediye alınmasıyla çocuklarının fişlendiği, cezalandırıldığı iddiası. Daha kötüsü, bu çocuklara önce 3 dersten kurs verilme önerisine olumsuz yanıt alınınca, 4 dersle sınıfta bırakılmaları... Evet... Bunları yazdıktan sonra milli eğitim müdürü Sayın Süleyman Şişman aradı ve konunun üzerine gideceğini söyledi. Bu ilk etapta iyi bir gelişme. Ama bizler sonrasını görmek istiyoruz. Sayın Şişma'a söylediğim gibi, bu tür işlerden nedense sonuç alınamıyor. Öğrencinin veya velisinin yaptığı şikayetler, ihbarlar sonuç getirmiyor... Şimdi gözümüz bu olayda. Bakalım nasıl sonuçlanacak ? Daha önceleri olduğu gibi, "herşey yönetmeliklere uygun yapılmıştır" mı denilecek, yoksa ciddi bir soruşturma sonrası, Gaziantep'te belki de hiç bir okulda gerçekleşmeyen bu olayın sorumluları hakkında soruşturma açılacak mı ?

*Tamer Abuşoğlu'nun 8'nci şiir kitabını da bitirdi

Gazetemizin olduğu kadar Gaziantep'in değerli yazarı Tamer Abuşoğlu'nun, edebiyat dünyasına farklı bakış açısı, siyasi yönlü yazıları, kentimizin sosyal, kültürel yönlerini irdeleyip usta kalemiyle satırlara dökmesineki güzelliği bir yana, şiir dünyasındaki önemli yerini herhalde biliyorsunuzdur. Sevgili Tamer Abuşoğlu, "Yitik Düşlarin kıyısında" adlı şiir kitabını bitirdi. Şimdiye kadar yazmış olduğu 11 kitabın 8 tanesini şiirin oluşturması, Tamer Abuşoğlu'nun önemli bir şair özelliğini de ortaya çıkartıyor. Kendisini tebrik ediyor, başarılar diliyoruz.

Hepinize Sağlıklı Haftalar

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.