1. YAZARLAR

  2. Erol Güngör

  3. Gaziantep’ten bazı anılar
Erol Güngör

Erol Güngör

Yazarın Tüm Yazıları >

Gaziantep’ten bazı anılar

A+A-

Sizinle 6o yıl önceki Gaziantepe kısa bir yolculuk yapalım değerli okurlarım. Unutamadığım ve birçok Gazianteplinin de unutamadığı 1950li yıllar. O yılları anımsayan ve yaşamış olan kaç kişi kaldı ki? O yıllar benim ilkokul, ortaokul ve lisede okuduğum yıllardı. Okul hayatı çok güzeldi. Harika öğretmenlerimiz vardı. Öğretmenlerimiz her zaman değerlidir ve harikadır tabi. Benim annem, babam, amcam ve dayım da öğretmendi. Ortaokulda tarım ve iş bilgisi dersleri vardı. Lisede matematik ve fizik dersi kadar müzik dersi de önemliydi. Çünkü müzik hocamız ünlü Ferit Ginol idi. Bütün derslerimizde öğrenmenin tüm tadına varmıştık. Öğrenciler çalışkandı.

Üniversiteyi kazanamayan yok gibiydi. Her yıl 1 Mayıs bahar bayramı olarak kutlanırdı. Birçok okul, öğrencilerini pikniğe götürürdü.

Bütün Milli bayramlarda stadyumda törenler yapılırdı ve tüm öğrenciler katılırdı. Cumhuriyet Bayramlarında şehirdeki her meslekten esnaf, kamyonlara binerek davul zurna eşliğinde törenlere katılırlardı. Cumartesi günleri Baydar sineması önünde 13.15 matinesine bilet almak için lise öğrencileri kız ve erkek kuyruğa girerdi. Çünkü her hafta çok güzel yabancı filmler gelirdi sinemalara.

Baydar sineması yanındaki Nakip sinemasında “Baytekin Meçhul dünyalarda” gibi 36 kısım tekmili birden (yani en az üç saat süren) filmler ile Tarzan ve kovboy filmleri onatılırdı daha ziyade. Ünlü “Avare” filmimi Nakip sinemasında seyretmiştim. Yeri filmleri Şehir Sinemasında seyrederdik. 

Sabahları babamızla sabah pazarına giderdik. Şimdiki zincirli bedestenin civarında her gün pazar yeri kurulurdu. Taze meyve ve sebze bolluğu vardı ve ucuzdu. Sepetleri doldurup eve dönerdik. 20 metre öteden kaynayan yumurtanın, soyulan salatalığın kokusu hissedilirdi. Her köşede bir şerbetçi dururdu. Sanki o yıllarda şerbet, sanki daha hijyenik ve tadı daha güzel gibiydi. İkide bir bardak yıkayan şerbetçiler etrafı kirletirdi tabi. Bence şerbet sık sık denetimi yapılan pastanelerde ve dondurmacılarda satılmalı. Halen turistik lüks tatil köylerinde ve turistik otellerde garsonların buzdan rendeleme suretiyle elde ettikleri karlanmış buzu bardağın alt kısmına koyup üstüne çeşitli alkol, kokteyl, kola ve benzeri içecekleri keyifle koymaları, bardakta hoş bir görüntü oluşturuyor ve gençler bu karlanmış buzu, olmazsa olmazları sayıyor. Bence bu karlanmış buzun patenti Gaziantepe ait olmalıdır. Çünkü 1950li yıllarda Gaziantepte dondurmacılarda “GARSANBA” tabir edilen bu karlanmış buzu, limonata konun bardakların alt veya üst kısmına koyarlardı. Bu suretle yaz gülerinde soğuk meşrubat olarak içilirdi.

Şu anda Gaziantepte kaybolan mesleklerden bazıları aklıma geldi. İçine dut konan külekçilik, ince marangozluk sayılan haratçılık, ölbecilik, sepetçilik, takunyacılık, körükçülük, tenekecilik v.s gibi meslekler aklıma geldi. Bence bu meslekler az da olsa devam etmeli. Bu meslekler hem Gaziantepin el sanatlarından sayılır, hem işe yarayan ürünlerden halkın yararlanması devam eder, hem de işsizliğin biraz olsun azalmasına katkısı olur görüşündeyim. Örneğin mangal keyfi devam ediyor ama körük yapan yok.

Daha güzel daha şık körükler yapılabilir, ateş körükle daha kolay yanar ve oflaya puflaya gazete ve kartonla ateş yellemekten kurtulmak mümkün olur. Dut satmak ve almak için külek kadar kullanışlı ve uygun bir minik sepet var mı, ben hatırlamıyorum. Ölbelerin hepsi ne kadar faydalı idi. Kapaklı ekmek ölbesinde tırnaklı ekmek bir hafta bayatlamazdı. Tuz, biber konan ölbeler vardı. Halen vardır ama azalmıştır. Çoğalması lazım. Plastik kaplardan daha sıhhidir. Baklava ve tel helvası konan ince parlak tahtadan kutular vardı. İstanbula gidenler bu kutularda kuru baklava ve tel helvası götürürlerdi. İstanbuldan dönerken de Hacıbekir şekeri getirirlerdi.

 

Lisenin bulunduğu baş karakol semti ile Şehreküstü semti arasında karşılıklı Belediye otobüsü gider gelirdi. Otobüs beş kuruştu. Tırnaklı ekmeğin kilosu 36 kuruştu. Alleben Kavaklık semtinde piknik yapılır, kırkayakta ikindi sazı vardı. Maarif kahvesi ile camlı kahve karşı karşıyaydı. Halkevi yanındaki açık hava parkında dondurma ve gazoz keyfi başkaydı. Şehreküstü ve Kale futbol takımları F.B – G.S rekabeti gibiydi. Ünlü futbolcumuz Talat Özkarslının oynadığı maçlarda Şehreküstü takımı, Kale takımını yenerdi. Ah Gaziantep ah, sen her zaman güzelsin. Fakat sanki 1950li yıllarda başka güzeldin. Kalın sağlıcakla değerli okurlarım

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.