1. HABERLER

  2. KÜLTÜR SANAT

  3. FARKINI FARKETTİRDİ
FARKINI FARKETTİRDİ

FARKINI FARKETTİRDİ

*Gazianteplilik kimliği kaybolmaya başladı

A+A-


*Büyükşehirlerde demokrasi ben buradayım diyor

*Antep'in yemeklerinin zengin olması 3 büyük uygarlık

*Saçma sapan bir tarih anlayışımız var

*Kendi kültürümüzün, zenginliğimizin farkında değiliz

Ünlü Yazar Ahmet Ümit, Gaziantep ile ilgili çok kişinin  bilmediği ve yanlış bilgilere sahip olduğu gerçekleri anlatırken, adeta ezber bozdu. Gaziantep Kulübü'nün Tuğcan Otel'de düzenlendiği 'Üç Büyük Uygarlığın Yarattığı Şehir Gaziantep' konulu söyleşiye katılan Ümit, Kozluca'daki Pişirici mescidindeki dehlizler ve kanallara açanların Romalılar,  Antep kalesine son şeklini veren kişinin ise Ayasofya'yı yaptıran imparator Justinyen olduğunu söyledi. 

konus.jpg

"Bu şehir, bu şehirde yaşayan her insanı evrensel insan yapıyor' diyen Ahmet Ümit, "Bir Amerika, bir Fransız bir Mısırlı bu şansa sahip değil. Mısır'ın bile bir tek uygarlığı var. Ama bu şehre baktığımızda yeryüzündeki bütün medeniyetlerin kodları bu şehirde. Hititler, Karkamış, Yesemek'teler. Hititlerin ikinci başkenti Karkamış. Hititler o zamanın Amerikası, ikinci devlet ise Mısırlılar. O zaman dünyanın merkezi burası. Hititler olmasaydı Roma imparatorluğu olmazdı. Roma imparatorluğu olmasaydı Osmanlı imparatorluğu olmazdı. Bütün bu uygarlıklar bu şehirde yaşadılar, bu şehri biçimlendirdiler, bu şehir her zaman çok kültürlüydü, çok dilliydi, çok dinliydi" dedi.

resim.jpg

ESKİ ANTEP KÜLTÜRÜ ARTIK YOK

Ahmet Ümit, konuşmasında eski Antep kültürünün artık bulunamadığını belirterek "Göçten sonra siyasetçiler şehrin sosyolojisini, kimliğini, dokusunu, tarihini, gözönüne almadılar. Oy için hamasetler öne çıkarıldı. Anteplilik, çalışkanlık, dürüstlük, dayanışma, cesaret kayboldu" dedi. Tarihi ve kültürel zenginliğimizin farkında olmadığımızı da belirten Ümit, "Bu ülke sadece turizmde inanılmaz zengin olabiir. Ama önce kafayı değiştirmek gerekiyor." dedi. Gazianteple ilgili bir roman yazacağını da söyleyen Ümit, " Aslında hem Newyork, hem Gaziantep'te geçen bir roman yazmak istiyorum ve yazacağım" dedi.

Ahmet Ümit, Gaziantep Kulübü'nün Tuğcan Otel'de düzenlendiği 'Üç Büyük Uygarlığın Yarattığı Şehir Gaziantep' konulu söyleşiye katıldı. Yoğun katılımın olduğu toplantının açılışında konuşan Tarık Aytekin, Ahmet Ümit'in özgeçmişini okudu, yazılarından örnekler verdi, derneğin tarihini anlattı.

seker.jpg

BİNİCİ: AHKAM KESMİYORUZ, ÇÖZÜM SUNUYORUZ

Gaziantep Kulübü Başkanı Necati Binici  yaptığı konuşmada Gaziantep Kulübü'nün 1993 yılında 5 kişinin biraraya gelmesiyle kurulduğunu, bugün üye sayısının 81 olduğunu söyledi. 'Gaziantep bize çok şey veriyor ama biz Gaziantep'e ne veriyoruz? Gaziantep'te bir fikrimiz, düşüncemiz olsun' ana temelinde ve düşüncesinde kurulan kulübün, bugün kentin siyasi kültürel konularında yalnızca görüş beyan etmekle kalmayıp, fikir ürettiğini anlattı. Binici, "Değişik komisyonlarımız var. dışarıdan ahkam kesmek istemiyoruz, bir sorun varsa bunun çözümüyle ilgi de düşüncelerimizi söylüyoruz. İlimizin en önemli konularında bana ne demedik, demeyeceğiz" diye konuştu.

dsc.jpg

KİTAPLARI ALIŞKANLIK YAPIYOR

Ahmet Ümit'in 23 dilde yayınlanan kitaplarının ülke ve Gaziantep'in tanıtımına da katkı sağladığını belirten Binici, "Ahmet Ümit'in kitapları alışkanlık yapıyor, bundan sonrasını bekliyorsunuz. Kendisine, şehrimizin gastronomi konusunda Unesco'ya girmemizde yaptığı çalışmalardan dolayı teşekkür ediyorum" dedi.

ÜMİT: YAZARLIK YETENEĞİMİ ANNEMDEN ALDIM

Alkışlar arasında konuşmasına başlayan Ahmet Ümit, annesinin yazarlığında çok büyük etkisi olduğunu anlattı. Ahmet Ümit, "Annem terziydi, evimize gelen çırak kızlara romanlar, hikayeler anlatırdı. Benim yazarlık yeteneğim varsa elbette annemden almışımdır" dedi.

AHMET ÜMİT'İ AHMET ÜMİT YAPAN...

Ahmet Ümit, gelecekten umudumuzu kaybetmemek için büyük, derin tarihimizin yeterli olduğunu söyledi. Ahmet Ümit, "Evimiz Kozluca'daydı. Pişirici mescidi var, yeraltında sular akıyor, dehlizler var. Dünyanın başka yerinde yok. Venedik'te var orada deniz var. Çok sonradan öğrendim o kanalları açanlar Romalılarmış, bizim Antep kalesine son şeklini veren imparator Ayasofya'yı yaptıran Justinyen'miş. Karkamış bundan 3500 yıl önce yeryüzündeki ilk büyük savaş ve ilk büyük yazılı anlaşmanın hazırlandığı yermiş. Dünyanın hiç bir yerinde Yesemek gibi, 3 bin yıl önce yapılmış heykellerin yarım kalmış hali yok. Mısır'da yok. Bugün 23 farklı dilde kitaplarım yayınlanıyorsa, Ahmet Ümit'i Ahmet Ümit yapan bu büyük tarihtir" dedi.

BURASI DÜNYANIN MERKEZİYMİŞ

'Bu şehir, bu şehirde yaşayan her insanı evrensel insan yapıyor' diyen Ahmet Ümit, "Bir Amerika, bir Fransız bir Mısırlı bu şansa sahip değil. Mısır'ın bile bir tek uygarlığı var. Ama bu şehre baktığımızda yeryüzündeki bütün medeniyetlerin kodları bu şehirde. Hititler, Karkamış, Yesemek'teler. Hititlerin ikinci başkenti Karkamış. Hititler o zamanın Amerikası, ikinci devlet ise Mısırlılar. O zaman dünyanın merkezi burası. Hititler olmasaydı Roma imparatorluğu olmazdı. Roma imparatorluğu olmasaydı Osmanlı imparatorluğu olmazdı. Bütün bu uygarlıklar bu şehirde yaşadılar, bu şehri biçimlendirdiler, bu şehir her zaman çok kültürlüydü, çok dilliydi, çok dinliydi" dedi.

GAZİANTEP MUTFAĞININ SIRRI

Gaziantep mutfağının zengin olmasının sırrının zengin uygarlıklara sahip olmamızda yattığını belirten Ahmet Ümit şunları söyledi:"Antep'in yemekleri niye bu kadar zengin? Mutfağımız Unesco tarafından takdir görecek kadar niye bu kadar benzersiz? Çünkü bu topraklarda bu üç uygarlığın yarattığı halklar yaşadılar. Burada Rumlar vardı, Ermeniler vardı, Yahudileri vardı. Türkler, Kürtler, Araplar, Çerkezler zaten var. 3 bin yıllık uygarlık var. Hiç bir şey rastlantı değildir. Tarih bizim genlerimizde yaşar."

TURİZMDE İNANILMAZ ZENGİN OLABİLİRİZ,AMA...

Saçma sapan bir tarih anlayışımız olduğunu, tarih kitaplarının 1071'de Alparslan'ın Malazgirt'i almasıyla başladığını anlatan Ahmet Ümit şöyle konuştu:"Bin yıl önceden bahsediyorlar. Dülükbaba'da Çetintepe adında bir mağara var. Orada 200 bin yıl önce yaşıyorlardı. Niye ben tarihi bin yıl önce başlatayım? Bu topraklar diyorki bize, 'ey gafil, ey cahil, ben sana 200 odalı şato, konak veriyorum', sen diyorsunki, 'ben almam bana bir tane yeter' diyorsun. Normalde alırız, talan ederiz ama cahil olduğu için bunun zenginlik olduğunun farkında değil. Bu ülke sadece turizmde inanılmaz zengin olabiir. Ama önce kafayı değiştirmek gerekiyor."

asdsa.jpg

DNA YAPSAK SAF, KAÇ TÜRK ÇIKAR?

Kültürümüzün ortak olduğunu, düşmanlığa gerek olmadığını belirten Ahmet Ümit, "Gelin bir DNA testi yaptıralım saf Türk kaç tane çıkar? Karışmışız, burası köprü, Zegma demek köprü demek. Burada evrensel insanlık ortaya çıkmış. Zeugma'yı yapan kim? Selvkos. O kim Büyük İskender'in komutanı. Makedonya'dan geldi, Zeugma bir Roma kalesi. Ben neden birini seçeyim? Dar görüşlü, ırkçı, fanatik, islamcıyım onun için kaybediyorum. Hepimizin kültürü ortak, hepimiz Romalıyız, hepimiz Osmanlıyız, aynı yerden geliyoruz, düşman olmaya gerek yok, hepimiz insanız. Ne kattın dünyaya? Kattığın kaç kelime var? Mustafa Kemal bir ulus yaratmak istedi, onun için Türk öğün çalış güven dedi ama ne yaptık, 5 kelime zorlayın 6 kelime, turkuaz, yoğurt, döner, pastırma başka kaç kelime kattık? Dışa bağımlıyız. Amerika'da dolar dalgalansa burada millet batıyor iflas ediyor. Geldiğimiz yer bu. Oysa ufkumuz geniş olsa çok daha gelişirdik" diye konuştu.

AB DÜŞÜNCESİ BU TOPRAKLARDA KURULDU

AB düşüncesinin bizim topraklarımızda kurulduğunu söyleyen Ahmet Ümit, "Nemrut dağının tepesinde 2100 metre yüksekliğinde heykeller var. İsa'dan önce önce kral Antiochos yaptırdı. Zeus Yunanlı bir tanrı onun karşısında doğulu tanrıça. Doğu ile batı kültürünü aynı anda sergiledi bir dağı tepesinde. Avrupa Birliği doğu ve batı kültürünün birlikteliği değil mi? Bunu Nemrut'ta gerçekleştirdik. AB düşüncesi bu topraklarda kuruldu. Acı olan bunu biz bilmiyoruz, problem bu. Bizim çocuklarımız Avrupa'ya gittiği zaman hala bizim fes giydiğimizi sanıyorlar. Biz kendi kültürümüzün zenginliğimizin farkında değiliz. Antepli olmak, İstanbullu olmak, İzmirli olmak, Londralı, Parisli olmak çok önemlidir kendinizi o şehirle anlatırsınız. Medeniyet şehirle başlar, şehrini bilmeyenin kendini bilmesi mülkün değildir. Şehrini bilmeyenin demokrasiye sahip çıkması mümkün değildir, şehrini bilmeyenin kul kültüründen kurtulması mümkün değildir" dedi.

 

KUL KÜLTÜRÜNÜ KIRAMADIK

Hala kul kültürü içinde olduğumuzu,birey ve vatandaş olamadığımızı öne süren Ahmet Ümit, konuşmasını şöyle sürdürdü:"Bunlar büyük uyganlıklardı ama bize bir zarar verdiler. Hitit kralları ölünce tanrı olacaklarına inanıyorlardı. Onların yerine Romalılar geldi. Sezar da ölünce tanrı olacağına inanıyordu, sonra Osmanlılar geldi. Padişahlar kendilerini Allah'ın yeryüzündeki gölgesi olarak tanımlıyorlardı. Bütün bunların anlamı şuydu bizim sözümüz kutsaldır, yani siz kulsunuz diyorlardı. Fransız ihtilali bunu ortadan kaldırdı. Biz kul değiliz bireyiz, vatandaşız ve yurttaşız dedi, bunu ittihat ve terakki örnek aldı, ancak bunu, gerçekleştiremediler. Bunu kim gerçekleştirdi Mustafa Kemal. Vatandaş, yurttaş vardır kul yoktur dedi. Dedi ama oldu mu, olmadı. Herkes Mustafa Kemal'i Padişah olarak algıladı. Atatürk kul olan bir milletten bir vatandaş ve özgür birey millet yaratmaya çalıştı olmadı. İsmet İnönü, Menderes, Demirel, Özal geldi. Tayyip Erdoğan o zaten kendini öyle hissediyor. Kul kültürünü kıramadık, birey vatandaş olamadık. Hayır diyemiyoruz, çünkü hala bizi yöneten adamların kutsal olduğuna inanıyoruz."

ERKEKLER İŞİ ELE GEÇİRDİ, ÇUVALLADIK

Erkek egemen bir toplum olduğumuzu,oysa kadın ve erkeğin eşit olduğuna değinen Ahmet Ümit, "Çatal höyük, 6 bin yıl önce burada erkek tanrı yoktu, kadınlar herşeyi idare ediyordu, sonra erkekler işi ele geçirdik ve çuvalladık. Mutsuzluğumuzun altında biraz bu var. Ama tarihi anlasaydık, tarihi doğru yorumlayabilseydik herşey farklı olacaktı. Şehrini bilmeyenler kendini bilmezler. Bu şehrin katledilmesine ortadan kaldırılmasına tarihinin silinmesine, doğasının yok edilmesine karşı çıkmak zorundasınız. Komşunuza sahip çıkmak zorundasınız. Demokrasi evde başlar, sokakta sürer, şehirde filizlenir, ülke çapında yetişir, dünya çapında kendini ifade eder. Biz demokrasiyi evlerde kaybettik. Bu gün can çekişen demokrasimizi tekrar canlandırma uğraşı içerisindeyiz. Allah'tan ölmüyor filizleniyor, büyükşehirlerde ben buradayım kimsenin emrini dinlemem, tek başımayım, ama dövüşürüm diyor. Tıpkı Gaziantep'in 11 ay boyunca teslim olmayışı gibi. Tarihi yanlış anlarsanız demokrasiyi de yanlış anlarsınız" dedi.

GAZİANTEP'LE İLGİLİ ROMAN MÜJDESİ

Ahmet Ümit, Gaziantep gastronomisiyle ilgili bir roman yazacağı sorusuna şöyle cevap verdi: Gazianteple ilgili bir roman yazmayı istiyorum ve yazacağım. Ama biraz beklemek lazım. İyi yemek kısık ateşte pişer. Birde açıkcası bir kurnazlık yapmak istiyorum. Gaziantep Türkiye'de tanınıyor ama dünyada tanınmasını istiyorum, o nedenle yurt dışındaki ünümüz biraz daha artsın, Antep'le bir batı şehrini kıyaslamak istiyorum. Aslında hem Newyork, hem Gaziantep'te geçen bir roman yazmak istiyorum. Aynı zamanda bu kitabın tanıtımını hem Newyork, hem Gaziantep'te yapalımki, çok büyük bir tanıtım olsun. O yüzden biraz bekleyeceğiz ama olacak" dedi.

TARİH YÜZEYSEL ANLATILIYOR

Tarihin okullarda yüzeysel anlatıldığını söyleyen Ümit, "Bu toprakla çok renkli bir kültür var. Bize anlattıkları Fatih Sultan Mehmet'in romanını yazdım, inanın bize anlatılan Fatih Sultan Mehmet'le alakası yok. Zaten padişahların doğum tarihlerini yanlış yazmışlar, pusulasız zarflar varya onun gibi yalan,yalan" dedi.

YENİ TÜRKİYE GELİYOR

Ülkenin bugünkü durumunu umutsuz görüp görmediğiyle ilgili bir soruya Ahmet Ümit şöyle cevap verdi:"Hayatı, yaşamı şehir yaşamını gelişmeyi asla devlete bırakmamak lazım. Sivil toplum örgütleri hayatın içerisinde ne kadar çok yeralırlarsa devletin gücü ne kadar azalırsa, o ülke o kadar gelişir. Devletin hissedilmediği, polislerin az olduğu yerler en medeni yerlerdir. İsveç'e giderseniz polisi sokakta göremezsiniz. O yüzden devletin gücünü azaltmak için bu baskıyla olabilecek bir şey değil sivil toplum örgütlerine ve bireylere çok roller düşer. Biz hayatta öyle roller almalıyızki, devletin alanı azalmalı, daralmalı. O zaman insanları size kömür vereyim, peynir vereyim diye kandıramazsınız. Bugünkü durumu umutsuz görmüyorum. Bugünkü durum çok umut verici. Büyük değişimler büyükşehirlerde başlar. Büyükşehirleri kazananlar kazanırlar, büyükşehirleri kaybedenler kaybederler. Yeni bir Türkiye geliyor."

istiklal.jpg

POLİTİKANIN KENDİSİ ÜLKEYİ ZAYIFLATIYOR

Ahmet Ümit, bir soru üzerine izlenen politikanın düşmanlık yarattığını söyledi. Ümit, "Yanlış olan şu biz bu ülkede bugün eğer laik, dindarın, Kürt, Türkün, Türk, Kürdün, Alevi Sünninin, Sünni Alevinin, kadın erkeğin, erkek kadının haklarını savunmazsa bu ülke batar. Biz bunları savunursak bu ülke ayağa kalkar, bu ülke kenetlenir, bu düşmanlık yüzde 50 senden yüzde 50 benden bunlar biter, bu ülke toparlanır. Politikanın kendisi ülkeyi zayıflatıyor, fakirleştiriyor, düşmanlık yaratıyor problem bu. Roma'da, Hitit'te Osmanlı'da bu yoktu" dedi.

fdfd.jpg

GAZİANTEPLİLİK KİMLİĞİ KAYBOLMAYA BAŞLADI

Eski Anteplilik, Antep kültürünü maalesef bugün bulamadığını dile getiren Ahmet Ümit, "Gaziantep'te daha önce Gazianteplilik denen şey daha yoğundu. Komşuluk, arkadaşlık, dostluk ilişkileri, mahalle içi ilişkiler çok daha yoğun ve belirgindi. Fakat şehir büyük bir göç aldı. Ne yazıkki, gelen insanları Anteplileştiremedik. Onların kültürüyle birlikte kültürler birbirine girdi, başka bir şey oldu. Gazianteplilik kimliği kaybolmaya başladı. Siyasetçiler buna önem vermediler. Şehrin sosyolojisini, kimliğini, dokusunu, tarihini, gözönüne almadılar. Çok büyük bir hamaset şeklinde anlatıldı bunlar, siyasetçiler tarafından oy için sadece hamasetler öne çıkarıldı. Sağı solu bütün siyasetçiler bu popülerliliği yaptı ve bu popülerlik Gaziantep'teki Antepliliği de tıpkı İstanbulluluğu, Mersinliliği öldürdü. Eski Anteplilik, Antep kültürünü maalesef bulamıyorum. Başka, karma ve melez bir kültürle karşı karşıyayız. Aynı şey İstanbul içinde, İzmir, Ankara içinde maalesef geçerli. Bu göç dalgası batıdada yaşandı, fakat onlar şehirleri korudular. Ben Parisliyim Newyorkluyum diye övünüyor. Biz bunu koruyamadık acı olan bu. Burada bir şehir kimliği vardı, Anteplilik, çalışkanlık, dürüstlük, dayanışma, cesaret bu kayboldu." şeklinde konuştu. Meral KINACILAR

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.