Emre Karaoğlu

Emre Karaoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Ekmek Parası

A+A-

Hepimiz hayatımızı sürdürebilmek için çalışırız. Bir meslekte emek verir, bir işverene bağımlı veya serbest olarak anladığımız işi yapıp, hayatımızı kazanmak için çabalar dururuz.

Kimimiz bir maden ocağında, kimimiz inşaat şantiyelerinde, kimimiz temiz ofis ortamlarında, anladığımız, yapabildiğimiz işi yapmak üzere her sabah evimizden çıkıp, akşam sağ salim dönebilmek ümidiyle, her yeni güne merhaba deriz.

Geçtiğimiz gün bir televizyon programı izlerken, canlı yayın konuğu olan veteriner hekim bir kişi, aslında mesleklerinin hiç de öyle göründüğü gibi olmadığını birkaç istatistiki bilgi vererek yayında paylaştı.

Her yıl ortalama 20-30 veteriner hekim köy yollarında trafik kazası geçirerek vefat ediyor, vefat edenlerin birkaç katı kadar da bu kazalarda ağır veya hafif yaralanmalara maruz kalıyormuş.

Mesai saati kavramının olmadığı bir meslekte, gecenin kör vaktinde aniden bir köyden gelen telefonla, kimi zaman ölmek üzere olan, kimi zaman doğum esnasında sıkıntılar yaşayan, kimi zaman acil müdahale edilmesi gereken bir hastalığa yakalanmış bir hayvana acil müdahale talebiyle, anında yollara düştüklerinden bahsetti. Birer hekim olan bu vatandaşlarımız, aslında dışarıdan bakıldığında işleri iyi, gelirleri yüksek gibisinden yorumlar aldıklarını, aslında işin böylesine kolay olmadığını söyleyerek, SGK’dan yıpranma payı talep ettiklerini belirttiler.

Aslında birçok meslek öyle göründüğü gibi değil. Ülkemizde yıpranma payı uygulaması ile erken emekli edilmesi gereken, türlü sosyal haklara sahip olması gereken o kadar çok meslek var ki, saymaya kalksam bu köşe değil, gazetemizin bugünkü baskısı tamamen dolar.

Bir örnek daha vereyim, toplu taşımada insan taşıyan veyahut yük taşımacılığı yapan şoförlerimiz. Gününün büyük kısmını direksiyon sallayarak ekmeğini kazanan bu mesleği icra eden vatandaşlarımız, her ne kadar teknolojik imkanlarla donatılmış günümüzdeki yeni araçları kullanıyor olsalar da, kimi zaman bizler evlerimizde oturup çayımızı içerken, onlar insanların ulaşımını sağlamak için, taşıyacakları şeyleri sağ salim varış noktasına ulaştırabilmek için gece gündüz demeden çalışmaya devam ediyorlar.

Öyle saatlerce yollarda direksiyon sallamak hiç de öyle göründüğü gibi değildir. Bizler bile günde 1, maksimum 2 saat trafikte olmamıza rağmen sinirlerimize hakim olamıyor, kısa sürede direksiyon başında yoruluyor isek, bu insanların neler çektiğini anlamak için öyle oturup araştırmalar yapmaya gerek kalmadığını düşünüyorum.

20 Metrelik upuzun körüklü bir otobüsü şehrin dar yollarında kullanan şoförlerimizi gördüğümde her zaman helal olsun sizlere diyorum içimden. Çoğu zaman küçük aracımla aklı başında gidemediğim o yollarda, o kadar uzun aracı hele hele içinde onlarca yolcu varken kullanmak gerçekten büyük maharettir.

Sonuç olarak, insanlar ekmekleri uğruna, çoluk çocuklarına rızık temin edebilmek için türlü türlü mesleklerde toplumsal yapının birer parçası olarak hayatlarını sürdürmeye devam ediyorlar.

Allah hiç kimsenin emeğini boşa çıkarmasın, herkes emeklerinin karşılığını alsın inşallah diyor ve bu haftaki köşe yazımı burada noktalıyorum.

Gelecek hafta ölmez,sağ kalırsak, yine bu köşede buluşabilmek ümidiyle, sağlıcakla kalın…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.