GURBETÇİLER VE RAMAZAN AYI PİYASAYI CANLANDIRDI...
Gurbetçi vatandaşların hareketlendirdiği Gaziantep piyasasında yaşanan "canlılık" esnafın yüzünü güldürüyor! Başta konfeksiyon ve gıda maddesi satıcılarının "siftahsız" geçirdikleri günlerin "öcünü" aldığı şu sıralar, piyasada yaşanan hareketlilikte yıllık izinlerini kullanmak için gelen "gurbetçiler" kadar, Ramazan ayının da payı büyük...
Büyük mağazalara karşı ancak "mevsimsel ürün" satışlarıyla rekabet (!) edebilen küçük esnafın canlanan piyasası, yaklaşan "Ramazan" ayı münasebetiyle bir süre daha hareketli kalacak gibi görülüyor!
Buna da şükür. Ya gurbetçiler yıllık izine gelmese, ya mübarek Ramazan ayı olmasaydı; küçük esnaf ne yapacaktı? Bu yıl Allah yüzlerine baktı gariplerin... Bir süre daha elleri "böğründe" oturmayacaklar!
SU AKARKEN TESTİ DOLDURMAK GİBİ
Gurbetçilerin gelişi ve Ramazan ayı "bereketinin" piyasayı canlandırması elbette iyi oluyor.
Ancak iyi olmayan bir şey var!
Daha çok "peşin para" ile alış veriş yapan gurbetçilerimizin gelişini fırsata dönüştürmek isteyen esnaflar kollarını sıvamış, tetikte bekliyorlar. Malum tipler, her yıl olduğu gibi bu yıl da aynı taktiğe başvurarak "hemşehrilerini" nasıl söğüşleyeceklerinin telaşı içindeler! İzninizle ben onlara "esnaf bozuntusu" demek istiyorum!
Hakediyorlar!
"Senin hatırın için.." diye söze başlayan bu tipler, "Bunun tanesi 10 Tl ama, sen yabancı değilsin, 5 TL'ye verebilirim!"
"Ama sadece senin hatırın için..."
Bu sözden sinir aldığım kadar hiç bir sözden sinir almıyorum!
Yahu, neden onun bunun; ya da bir başkasının hatırı için değil de, sadece "Senin hatırın için!"
Böyle bir yalan olur mu? Çok mu iyi tanıyorsun; karşılıklı kadeh tokuşturmuşluğunuz mu var gurbetçi vatandaşla?
Senin hatırın salaklığına yatarak "aptal" durumuna düşeceğine sattığın malın üzerine adam gibi etiketini koyar, sonra da "yeri varsa" tenzilat yaparsın.. olur biter...
GELDİĞİNE PİŞMAN EDİLİYORLAR!
Bir yazımda konuştuğum gurbetçi bir vatandaşımızın, memlekete gelmeye hasret kaldığını söylediğinden bahsetmiştim. Buraya geldiklerinde kendilerinden çok şey beklendiği; bu beklentinin boyut ve gerçekleşmesi için adeta sıkıştırıldıklarını anlattığını dile getirmiştim.
Aile-ahbap ilişkileri çerçevesinde yaşanan bu olumsuzluktan yakınan gurbetçiler, artık eski gurbetçiler değil. Neredeyse onların iki kuşak sonrası!
Tamamı, yaşadıkları yerde doğup büyümüş; yetiştikleri ülkenin kültür ve yaşam biçimini özümsemiş bizim insanlarımız. Bunlar anne ve babaları gibi düşünmüyor! Doğrusunu söylemek gerekirse düşünmek zorunda da değiller...
Bir başka ülkede büyüyüp oranın yaşam biçimiyle "harmanlanan" gurbetçiler, aileleri gibi değil, okumuş-yazmış kimseler. Neyin ne olduğunu anne babalarından iyi biliyorlar.
Nasıl para kazanılacağını, kazanılan paranın nasıl harcanacağını.. ahbap çavuş ilişkilerinde "yolunacak kaz" olmadıklarının bilincindeler.
Hayatlarını gurbet ellerde geçirmek ve daha uygun yaşam koşullarını yakalayabilmek adına gösterdikleri cesaretin elinden kaçırılmasına elbette rıza göstermezler.
Müşterisini aptal, kendisine açıkgöz zanneden bu tiplerin önünü tıkayamazsınız. Serbest piyasa eknomisi, bu tiperin oksijen depoladığı bir düzendir. Bu yüzden oları kulaklarından tutup cezalandırmanız mümkün değildir...
Bir Yunan düşünürünün dediği gibi, "İyiden iyiyi öğrenmek" de var; "kötüden iyiyi öğrenmek" de...
İnsanı daha insan yapan unsurların başında "medeniyet" gelir. Medeni olabilmenin yolu, "kötüden iyiyi öğrenmekten" geçer...
KADIN SIĞINMA EVLERİ
Varlığı bilinen adresi "sır gibi" saklanan Gaziantep Kadın Sığınma Evi, nihayet Ekim ayı sonlarına doğru hizmete girecek.
Aile içi şiddet, taciz ve çeşitli olumsuzluklara maruz kalan kadınların "devlet himayesine" alınarak kendi ayakları üzerinde durmasına yardımcı olacak Sığınma Evi'nin kadrosu hazır. İnşaat tamamlanır tamamlanmaz kolları sıvayacak.
Türkiye kırsalında daha yoğun olduğu sanılan kadına ...
"Koca Kurt" sözünü iltifat maksadıyla söylemedim. Gaziantep'in siyaset arenasında önemli bir yere sahip en eski politikacılarından Celal Doğan, Demokrat Parti'ye gönül verenlerin "hizmetine girdiği" günden bu yana, ilk kez bu kadar "aktif" gözüktü.
"Zincirbozan" tecrübeli Celal Doğan'ın politika içerisinde ne derece etkili olduğunu söylememe gerek yok. Sosyal demokrat kesimin en "önde" ...
Et fiyatlarındaki anormal yükselişin önü alınamıyor! Et Balık Kurumu'na "kasaplık hayvan ithal etme yetkisi" verilmesi de bir işe yaramadı. İthal etin gelişiyle birlikte birkaç kuruş gerileyen fiyatlar, indiğinin bir kaç katı birden arttı; artmaya da devam ediyor!
Ne gariptir ki, Ramazan'da halkın "normal fiyatla et yiyebileceğini" söyleyenler de çark etti. Ağzlarını bıçak ...
Şehitkamil Belediye Meclisi'nin Eylül ayı 1. dönem toplantısı oldukça hareketli geçti. Üzerinde yoğunlaşılan iki imar plan tadilatı teklifi, bazı Ak Partili Meclis üyesini de rahatsız etti. CHP'li üyelerin "kişiye rant" sağlandığı gerekçesiyle karşı çıktığı bahse konu plan tadilatlarını, bazı Ak Partili üyeler de destekleyince Belediye Meclis toplantısında uzun süre "sözlü sataşma" ...
Trafik cezalarının caydırıcılığı olmadığını hep söylemişimdir. İhlal ettiği trafik kuralına uyan cezayı ödeme biçimi sorulan sürücünün keyfine kalmış bir ödeme biçimi nasıl caydırıcı olsun?
Trafik görevlisinin "yazdığı", sürücünün cebine koyup gittiği "ceza makbuzunun" tahsili keyfiyete kalmışsa, "yaptırım gücü" olduğunu söyleyebilirmiyiz?
İstatistiklere göre, yılda 7 milyon civarında ceza tutanağı kesilen trafikte, işlemlerin sonuçlanması 1.5-2 ...
Adına ister keyfi, ister resmi ne derseniz deyin basit bir uygulama yüzünden bir vatandaş, Anayasal hakkı olan "yurttaşlık" görevini yapamıyor! Belediyenin kapı numarasını değiştirdiği mesken sahibi, olayı öğrendikten sonra itiraz başvurusunda bulunuyor ama, "zamanında" itiraz etmediği için bu hakkından da yararlanamıyor...
Bir "kusurun" iki defa cezalandırılması anlamına gelen uygulamanın adresi; Gaziantep'in Batıkent ...
Soyadının aksine çok sabırlı bir" ağabeyimiz" olan Nuri Sabırsız, hayatında belkide yaşanabileceği en büyük acıyı tattı! Benzer bir acıyı tadan biri olarak, yıllarca aynı yastığa baş koyduğu eşi Emine Sabırsız'ın aniden rahatsızlanıp vefat etmesinin Nuri Sabırsız'da nasıl bir etki bırakacağını en çok ben bilirim.
Gaziantep'e geldiğimde meslekte ilk tanıştığım kişiler arasında yer ...
Öğretmek için "öğrenilenler" pek önemli değil! Önemli olan "öğrendiklerimizi" kendimiz yapabilmemiz!
Öğrettiklerimizin de öğrendiklerini başkalarına öğretmesi pek önemsenecek bir şey değildir. Öğreniyor ve öğretiyormuş gibi yapıldığı içindir ki, öğretilenler öğrenildiği yerde kala kalmaktadır!
Biraz "felsefi" olsa da, söylediklerimizin haklı olduğu maalesef doğrudur!
Bastırılmış duyguların patlak verip dışarı çıkıncaya kadar nerede gizlendiğini okuyarak ...
Çözüm aramak işimize gelmiyor. Toplum olarak "bahane" üretmeyi sever olduk! İki hafta öncesine kadar kilosu 30 kuruşa satılan karpuz, şimdilerde 80-90 kuruşa yükselmiş; nedenini sorgulamak yerine "havaların aşırı sıcak" olduğunu söyleyerek konuyu basitleştiriyoruz!
Basın da öyle yapıyor.
Fiyatı artan veya yükselen ürünlerle ilgili haber yaparken tüketicinin yanında yer alınmıyor. Stokçu ve simsarların işini ...
Sizin de dikkatinizi çekmiştir. Son bir hafta içerisinde Gaziantep'te meydana gelen "asayiş" olaylarında cinayet üzerine cinayet işlenir oldu! Günlük yayınlanan yerel gazete sütunlarına yansıyan "asayişsizlik" haberleri kaygı verir hale gelmeye başladı!
Olayları asayişi sağlayan ekiplerin görev yapmadığına bağlamıyorum. Tam aksine asayiş olayları sebebiyle emniyetin başını kaşıyacak zamanı kalmıyor. Çoluk-çocuk kavgası yüzünden çıkan ...
Gazetemize gelen "haber" telefonlarından bir çoğu, halk şikayetleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Kent yaşamı ve kendi rahatlığını önemseyen halkımız, belediye hizmetlerinin büyük bir bölümüne "katkı payı" ödediği görüşünde.
Asfaltta, çevre temizliğinde, sokak aydınlanmasında, atık su ve hatta ilaçlamada. Belediyelerin hizmet alanına giren bu gibi zorunlu işler için "katılım payı" ödeyen insanlar, elbette, yaşadığı ...
Bugüne kadar yayın hayatına yeni giren "cerideler"e çok sayıda yazı yazdım. Çoğu, başladığı tarihten sonra kendiliğinden yayın hayatından çekildi. Çoğu da sahip değiştirerek bir başka isimle okurlarının karşısına çıkmayı sürdürdü.
Bu konuda yaşadıklarımı, Gaziantep'te yayınlanan gazeteler hakkında meydana gelen değişkenlikleri "Gaziantep Basınında 35 yıl" başlığı altında bir kitapta topladım ama henüz basım ...
Hafızam beni yanıltmıyorsa, 1980 öncesi Gaziantep'te Et Balık Kurumu'nun satış mağazası vardı. Anavatan Partisi iktidarı zamanında Vilayetin önündeki geniş alan, merdivenle Tüfekçi Yusuf Caddesine bağlıydı. Hala da öyle ya! Alanın göbeğine doğru bir çiçekçi dükkanı, hemen yanında Gazeteciler Cemiyeti ve Anadolu Basın Birliği'ne tahsis edilmiş bürolar vardı. Şimdi elden çıkarıldı mı ...
Şunun şurasına 12 Eylül'e 14 gün kaldı. Vatandaşlar "ayaklarına" kadar gelen siyasi parti liderlerini "son sözlerine" kadar dinliyor ama, niçin evet, niçin hayır diyeceğini hala bilmiyor!
Kararsızları saymıyorum. Onlar kullanacakları oylarının akibetini henüz belirlememişler; nasıl bir tercih yapacaklarının arayışı içerisindeler...
Ama "EVET" çilerle, "HAYIR" cılar öyle değil!
Birilerinin etkisinde kaldıkları bal gibi belli olan ...
Gaziantep Ticaret Borsası Başkanı Ömer Çelik üstadımız, durdu durdu "turnayı gözünden" vuracak bir laf etti! Çelik Başkana göre, "buğdayda alarm zilleri" çalıyormuş!
Bir süre önce, küresel ısınmanın bir tezahürü olarak başta buğday olmak üzere bazı tarımsal ürünlerde sıkıntı olabileceğine dikkat çekmiştim. Endişem "Ramazan'da halkın ekmeğine zam yapılmak için fırsat kullanıldığı, ekmeğe zam ...