Gaziantep 27 Gazetesi
Künye
Anasayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
İletişim
Reklam
Bu Siteyi Tavsiye Et
   
Ana Sayfa
Güncel
Ekonomi
Siyaset
Spor
Kültür - 

Sanat
Saglik
Köse Yazilari
Arsiv

Tamer Abuşoğlu

Ahmet Mengüç

Mehmet Nacar

Kamil Ayan

Erol Güngör

PARANTEZ

Bezmi Özkan

M.Necati Kanalıcı

Fatma Barlas

Refik Barlas

Fırat Küçük

Mehmet Kaya

Ökkeş Ağaoğlu

Ahmet Ayaz

Diger Yazarlarimiz >> 
MailList'e üye olun
Haberler aninda mailinize gelsin
 
EN ÇOK YORUMLANANLAR
 
 
Referandum'da oyunuz nasıl olacak
Evet
Hayır
Hiçbiri
 
 
Tamer Abuşoğlu KÖŞE YAZILARI
EZBER BOZAN BİR ŞAİR: İSMAİL BİÇER
 
Giderek bir genel tekrara dönüşen şiir sanatı istenilen tadı vermekten uzaklaşıyor. Bu durum acaba şiir tıkanıyor mu, sorusunu da ister istemez beraberinde getiriyor. Kütüphanemde yazmam için sırasını bekleyen azımsanmayacak kadar çok şiir kitabı var. Bunların bir çoğunda kendini ilk bakışta ele veren ortak özellik hemen hemen aynı kurguyu kullanmaları, şiiri ise benzer moda sözcüklerin üzerine bina etmeleri. Birde sözcük yığınlarının arasında debelenenler var ki, onlarda evlere şenlik. Kafası karışık şair adayı, bu yolla okurunun da kafasını karıştırıyor. Sözcükler denizinde atılan her oltaya şiir balığı takılır mı pek bilinmez. Ama bu yazılanların çoğunun şiir olmadığı bir gerçek. Bütün bu hengâmenin içinden sıyrılarak okurla buluşmayı başaran kitaplar ve şairlerde var. “Sessizlik Kuyusu” ve İsmail Biçer bunlara örnek olduğu kadar bu kesime önderlik de edebilir diye düşünüyorum.

Yasaklı kentinde
Zincirler beklerdi beni
Kuşanıp heybemi
O kentin surlarını dövdürdüm
İçimde ki mülteciye (sayfa 15, mülteci)
Dize sayısını tasarruflu kullanan şair, sözcüklere ve şiire anlam yüklemekte oldukça istekli, bu durum size gerçek şiirle tanışma olanağı tanıyor.
Yürektir tutuşur
Bir gelincik ve hamur kokusuna
Az okunmuş telvedir sevda
Düşleri alır götürür
Hüzün kalır (sayfa 17, bedel)
“Sessizlik Kuyusu”nda İsmail Biçer, okuru hemen sarıp sarmalayacak ve okurunu sanatıyla tutsak alacak başarılı şiirleriyle, ilk sayfalardan son sayfalara kadar aynı düzeyi koruduğuna inandığım ender şairlerden biri.
içimden kafesler kırıyorum sevdana
ben'i senle tutuşturuyorum yangın ağzımda
küllerinde binlerce çoğalarak (sayfa 19, Sevdan ki…)
Kitaplar şiir kitabı alma iddiasıyla piyasaya çıkarlar, ancak şiir ilerleyen sayfalarda giderek azalır, bu durum çoğu zaman sözcük yığınları haline dönüşen müsveddeleri şiirden giderek uzaklaştırır. Çoğu kitabın birkaç sayfasını okuduğunuzda ilerleyen sayfalarda neler olup biteceği konusunda üç aşağı beş yukarı genel kanaatimiz oluşur. Bundan sonrası sizin için boşuna zaman kaybı ya da istemeden tatmak zorunda kaldığınız ağulu aşa kaşık sallamaktan öte bir anlam taşımaz. Bu genel kanaatten yola çıkarak, ben İsmail Biçer'i ezber bozan şairlerden biri olarak Türk şiir sanatına işaret ediyorum.
bütün aşklar kederle başlar
yürüdüğün yollarda yeniksin artık
estirdiğin nafile bir rüzgardır
kapısına varmadan sevdanın
düşersin yoktur tutanın (sayfa 35, Düşersin Yoktur Tutanın)
Bir şeyler anlatan ve bünyesinde yeni anlamlar biriktiren şiirlerini örneklendirmelerle salık vermek belki de bir görev.
bir kentin yollarında geçişin kadar
yürüyorum kokunu
sonu gelmiyor özlemin
omuzlayamıyorum tek başıma
gündüzün geceye cakalı dönüşünü (sayfa 50, diyafram 5)
Evet, İsmail Biçer Türkçemizin sonsuz ummanında kulaç atan kalem erbaplarından biri olacak. Uzun soluklu şiirler üretmeye devam ettikçe gelişecek ve serpilecek.
Pir Sultan'ın ve Yunus'un torunları olarak, modernize edilmiş ve çağdaş kalıplarla emek verilmiş dizelerin sahibi olma yolunda çağlamaya devam edecek. Kalemine kuvvet diliyorum.


 

CEHALET ANAYASASI YADA RECEPLEŞMEK
Aklınız esti diye her şeyi halka götüremez, her meseleyi halka danışamazsınız. Belki bu ince manevrayla ve bir siyasi dalkavuklukla halkın gururunu okşar ve kısa vadede popülizmden Nemalabilirsiniz. Ancak 12 Eylül 2010 tarihli referandumda 2011’deki asıl Anayasa’ya kapı aralanıyorsa, burada bindiğimiz alametin bizi götüreceği kıyameti bilme hakkımız var. Bir tarafta “Hayır” diyecek olanlar, ...
Yazının Devamı

GAZİANTEP BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ, ŞAHİNBEY BELEDİYESİ VE VAKIFLAR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ
Daha önce gazetemizin 10 Ağustos 2010 tarihli 4792 sayılı nüshasında "Tuvalet Tartışması" ve 21 Ağustos 2010 tarihli 4801 sayılı nüshasında "Vakıflar Açıkladı, Abuşoğlu yanıtladı" başlığıyla Gaziantep kamuoyuna duyurduğu söz konusu haberin ardından Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'ne ve Şahinbey Belediyesine ayrı ayrı müracaat edilmiştir. Gizli ve izinsiz bir şekilde yapıldığı tarafımızdan tespit edilen tuvalet ...
Yazının Devamı

“12 EYLÜL” ÜZERİNDEN OY DEVŞİRMEK
Anayasa için halk oylamasına gidilecek tarih belirlendikten sonra politika kazanı kaynamaya başladı. Bu hararet kat sayısı her geçen gün artıyor. Bu konuda çalışmalarda bulunanların, taktik hesaplarına, “kimileri de yanımıza çekeriz” yollu beklentileri damgasını vuruyor. Red cephesinde gedikler açma istemi 12 Eylül mağdurlarının da devreye girmesiyle içinden çıkılmaz bir hal almaya başladı. Türkiye’yi sürekli geriye ...
Yazının Devamı

TAŞ ATAN VELETLER
İçerden ve dışardan kuşatılmışlığın acısını iliklerinde duyan Cumhuriyet Devleti tarihin hiçbir döneminde bu kadar aciz bir duruma düşmemişti. Yasaların işletilmediği yada mevcut yasaların geriye götürüldüğü, kolluk kuvvetlerinin yetkisi eleştirilerek pısırıklığa zorlandığı, ayakların baş, başların ayak olduğu namüsait bir süreç. Mütareke basını tarafından "Taş atan çocuklar" adıyla magazine edilen ve masumiyet kılıfı ile muhafaza ...
Yazının Devamı

ÇAKIR REİS: FERMANI BOYNUNDA, KELLESİ KOLTUĞUNDA, YÜREĞİ AVUÇLARINDA YAŞAMAK
Ve yürüyordu gök tengri’ye yakaran çelik bilekli bahadırlar, elleri kılıçlarının kabzasında, bakışları düşmana kilitlenmiş ve yürüyordu tam tekmil ordu-yu hümayun. Ve dahi göklerin gelişine muştuladığı Allah’ın yeryüzünde ki Türk adlı ordusuna mensup bir neferdir o. Ve dahi Fermanı boynunda, kellesi koltuğunda, yüreği avuçlarında yaşayan yiğit bir alperendir o. Adı ÇAKIR REİS. Mete Kağan’ın ...
Yazının Devamı

MERAL CAN ULUDAĞ'IN ŞİİR SANATINDAKİ MELANKOLİK ÇÖZÜMLEMELER (2)
Günümüz şairlerinin düştüğü çukura düşmüyor Meral Can Uludağ, moda sözcükleri üstüste yığarak bu yığıntıdan bir şiir türetmeye çalışanlar çoğu zaman zorlama reflekslerle şiire ulaşılamayacağının bilincinde değiller. Meral Can Uludağ birilerine öykünerek şiir yazmıyor, o direkt kendisinin olan dizelerle kendi şiirini çatıyor, obje kişi kitabın tamamında da kendi olan, duygularını şiirine yedirerek sanatını ...
Yazının Devamı

MERAL CAN ULUDAĞ'IN ŞİİR SANATINDAKİ MELANKOLİK ÇÖZÜMLEMELER
Şairlerdir kendi dünyalarını da başkalarının dünyasını da yeni baştan kuranlar. İşte bu nedenle şiirin dili evrenseldir ve yine bu nedenle şairler bu söz konusu seyahatte yalın kılıç dövüşen şövalyeler gibidir.

evvel zaman içinde bir masal doğar
kalbur zaman içinde ölür gece
o masal ile vurulmuş göğsünden
sarılmış siyah bir kefene
geceden daha gece (sayfa. 31)
Meral Can ...

Yazının Devamı

DEH VE ÇÜŞ
Bir varmış bir yokmuş. Develer berber iken, pireler tellal iken hikaye bu ya. Eşeklere hürriyet naralarıyla gürültü ve patırtı çıkartan türlü mahlukat meydanı boş bulmuşlar. Edepsizliği iyice ele alıp, suistamalin arkasına saklanmışlar. Sabrı ve itidali korkaklığa nezaketi ve zerafeti süt çocukluğuna yormuşlar. Ahrımızın kapısını kırma hürriyetide bizim, zibil kümelerini çifteleme hürriyeti ...
Yazının Devamı

ABDULHADİ BAY'IN FİKİR ÇİZGİSİ VE ŞİİRLERİNDEKİ TEMATİK ÖZELLİKLERE DAİR KISA NOTLAR
Bir tarafta kurallara uygun bir yaşam tarzının emri gereği mantıksal çözümlemeyi birincil tutan hukukçuluğu, diğer tarafta ise derin ve köklü bir düşünsel çizginin duygu yoğunluğu ile şairliğe dönüşmüş hali. Abdulhadi Bay, zaman zaman birbirleriyle tezata düşme tehlikesi bulunan, hukukçuluk ve şairlik gibi bu iki ayrı sanatı atbaşı yürütme becerisini gösterebilen ender şahsiyetlerden ...
Yazının Devamı

ŞARAKÜSTÜ'LÜ OLMAK
İnsanlar istisnai haller hariç genelde yaşadığı yerlere benzerler. Doğup büyüdüklerine, serpilip geliştiklerine tanıklık eden ata topraklarının kokusu tenlerine siner, yaşadıkları coğrafyalar yüz haritalarında kendine fazlasıyla yer bulur. Kültürleri ve meşrepleri dillerine, aksanlarına ve kendilerine ifade sanatlarında birebir etkendir. Yedisinde onu var eden koşullar yetmişinde de onu ısrarla takip edecektir. Bıçkın ve delikanlı suretin gerisinde, ...
Yazının Devamı

TAHİR SIRAL'IN ARDINDAN
Yetiştirdiği değerlerine onlar yaşarken gerekli değeri vermekten özellikle kaçınan bir Gaziantep gerçeği var. Onlar sessiz sedasız yaşarlar, yaşarken eserler verir, diğer şehirler tarafından taltif edilir, kıymet görürler. Ancak kendi şehirleri onların varlığından bihaberdirler. Tahir Sıral anılan bu mesajlara emsal teşkil etmesi açısından önemli bir isim. Musikişinas bir ailenin Gaziantep kültürüne dolayısıyla Türk kültürüne de ...
Yazının Devamı

ANAYASA'YA NEDEN "HAYIR"? (2)
“Egemenlik dediğiniz nedir ki? Pekala paylaşılabilir.” diyerek pot üstüne pot kıran, buna karşın “Türk topraklarının egemenliği sadece Türklere aittir.” şiarıyla bütün bir vatan sathında emperyalizme karşı mücadele veren Mustafa Kemal Atatürk'ün ve onun dava arkadaşlarının kemiklerini sızlattıkları için. HAYIR. Dini bir meta haline getirerek ve dinden beslenmeyi marifet haline dönüştürerek, zafere giden ...
Yazının Devamı

ANAYASA'YA NEDEN "HAYIR"?
Fırsatı ganimete dönüştüren iktisadi hayatın haramilerine ve siyasi içtihadın bezirganlarına "dur" diyebilmek için. HAYIR. Halkımızın ve devletimizin nasıl bir akıbete sürüklendiği konusundaki bütün namüsait delilleri karartarak, referandumu basit bir "evet", "hayır" oyununa dönüştürdükleri için. HAYIR. Gün olup devran döndüğünde kendi tahtları devrilip, bindikleri saltanat kayıkları alabora olduğunda, mevcut yasaların onlardan hesap ...
Yazının Devamı

İNTİKAM NARALARINI GÖLGESİNDE, BEYNİ İMRALI'DA, KALBİ KANDİL'DE OLMAK
Gizli eller düğmelerine bastı ve etnik-bölücü terör azdı. Türkiye'nin izlediği dış politikaya bağlı olarak hız kazanan vur-kaç eylemleriyle terörün içinde devindiği karakteristik özellikler kendini ele veriyor. “Mavi Marmara” gemisiyle macera arayan hükümet aradığını buldu ve Mossad'a bağlı PKK'yı harekete geçirmeyi başardı. Sansasyonel eylemlerle, kırsaldaki gayri-nizami savaş birden fazla PKK olgusunu doğrular nitelikte. Terörün ...
Yazının Devamı

ZAZALARIN TÜRKLÜĞÜ (2)
Yine Prof. Dr. Orhan Türkdoğan’ın “Zazalar ve Kürtler” adlı eserinin 35. sayfasında nakledildiği üzere; Strasburg Üniversitesi’nde görevli Japon dil bilimci Goishi Kojima Türkiye’ye gelerek uzun süreli araştırmalar yapmıştır. Goishi Kojima’nın Kurmançi ve Zazaca üzerinde yapmış olduğu araştırma ve incelemeleri sonucunda; Türkçe ile Zazaca arasında ki şaşırtıcı benzerliğin, Kurmançi ile Zazaca arasında ki ...
Yazının Devamı

 
 
   
     


Öcal Uluç

Orhan Dineri

Ömer Lök

Serdar Özekşi

Ömer Akyılmaz

Ali Budak

Muharrem Türkoğlu

Cevdet Tercan

Diğer Yazarlarımız >> 
Gaziantepspor Galatasaray karşısında ne yapar?
Galip gelir
Berabera kalır
Mağlup olur
   

 
Copyright 2006 GAZIANTEP 27 GAZETESI ---2010-09-08