ÜLKEMİZİN EĞİTİM VE ÖĞRETİM SORUNUNU ÇÖZECEK BAKAN'IN ALTINDAN HEYKELİNİ DİKELİM
Eğitim ve öğretim, ülkemizin en büyük sorunlarından biri olmaya devam etmektedir.
Ne yazık ki 30 - 40 senedir bu sorunlar çözülemediği için, toplum hayatımız da her geçen gün daha da kötüye giden olumsuz sonuçları, nesilden nesile yaşamaya devam etmekteyiz.
Gelen giden hiç bir iktidar, bu sorunu kökünden çözecek irade gösteremedi. Ne yazık ki nesiller bir bir yok olup gitmektedir. Doğru eğitim ve öğretim ile ülkemizi ve gelecek nesilleri kurtaracak bir bakan, bir hükümet yok mu? Bunu çözecek olanların her halde altından heykelini dikmeliyiz.
Peki eğitim ve öğretim sorunu niçin çözülmüyor ya da çözülemiyor? Hiç bir gerekçe, nesillerin kaybedilmesine mazeret olamaz.
Şu anda öğretim tamamen sınavlara endeksli hale gelmiştir. Dershane, özel ders ve etütlerle eğitim öğretim, rant kapıları tarafından teslim alınmıştır. Bu nedenle, ruh hastası bir toplum haline gelmiş bulunmaktayız. Böyle bir sistem dünyanın hangi ülkesinde var? Onlar mı akılsız, biz mi çok zekiyiz?
İlk okuldan başlayarak üniversiteye girene kadar, hem çocukları, hem de ailelerini yarış atı gibi bir maraton içerisinde, maddi manevi çökerten bir düzenden bahsediyoruz. Tek amaç var; o da hedefe ulaşmak, yani iyi bir okulda eğitim alabilmek için sınav kazanmak. O an için sınavı geçecek kadar bilgiye sahipseniz, sonuca ulaşmışsınız demektir.
Bu yarışta sağ kalıp da üniversite kapılarına ulaşan gençler, hem çok yorgun, hem de üniversite eğitimini sürdürecek yeterli alt yapıdan yoksun oldukları için üniversitede daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar.
Sonuç olarak;
Bu eğitim sistemi sayesinde; ezberleyen, sorgulamadan kabullenen, bir kaç seçeneğin dışında farklı doğruların da olacağını düşünmeyen bir nesil meydana getirmekteyiz.
Sadece bu mu; üniversiteye gelirken bu yarış nedeni ile çocuklar, sosyal zekalarını geliştirecek spordan, sanattan, kültürden, üretimden yoksun; sevgiden saygıdan, toplumda birlikte yaşamanın olmazsa olmaz kurallarından habersiz; hayata, yaşama, çevreye dair bilgilerden uzak; sadece kendilerini düşünen bencil insan olmaktadırlar.
Devletin milli bir eğitim öğretim politikası da yok. Her gelen hükümet ve onun bakanı, kendi kafasına göre eğitim ve öğretime şekil vermektedir. Bu durumda çocuklar, gençler, demokrasinin ne demek olduğunu bilmeden, cumhuriyetin ülkemize ve milletimize kazandırdıklarından habersiz, devlet millet kavramlarından yoksun bir şekilde yetişmektedirler. Böyle yetişen nesillerden nasıl güçlü devlet, nasıl birlik ve beraberlik içinde vatan millet duygu ve coşkusunu bekleyebilirsiniz.
YANLIŞ EĞİTİLEN BİR ÇOCUK, KAYBEDİLEN BİR İNSAN DEMEKTİR. Buna sebep olan, gelmiş geçmiş bütün yöneticiler, bu sorumluluktan kurtulamayacaklardır.
Bunlara birde okul binalarımızı eklemek istiyorum. Kötü planlanmış, can güvenliği ve hiç bir estetiği olmayan okullarda eğitim yapılmaktadır. Hal bu ki okullar mabet gibi olmalıdır. Çocuklar, gençler okula geldiğinde oranın ihtişamı ile,teneffüs edilen havası ile, okullu olmanın ayrıcalığını yaşamalıdır. Okullar bina ihtişamı yanında kampüs haline de gelmelidir. Orada eğitimin; bilerek, görerek, yaşayarak, deneyerek yapılması için gerekli ortam hazırlanmalıdır. Biz bu okulları ne ilkokulda, ne orta öğretimde, hatta ne de üniversitede görebilmekteyiz. Tabii Türkiye’deki çok az sayıda okulumuz hariç.
Çözüm nedir?
Çözüme öğretmenden başlamalıyız. Çünkü bu sistemde öğretmeni de yozlaştırdık. Onları her türlü bilgi, görgü, ve eğitimden mahrum bıraktık. Bunun için öğrencisine sevgi ile, anlayış ile yaklaşan, konusunda iyi öğretim görmüş, her konuda donanımlı, ahlaken mükemmel öğretmenler yetiştirmeliyiz. Bunu yaparken öğretmenin ekonomik durumunun iyileştirilmesi, onun kimseye muhtaç olmadan, huzurlu, arzulu istekli görev yapması ve onuru ile yaşaması da sağlanmalıdır.
Daha sonra, çocuklarını koruma, özgür birey yetiştirme adına öğretmenine olur olmaz tahakküm eden, parası ile okulu ve öğretmeni idare etmeye çalışan, ukala bencil velilere de dur demesini bilen bir düzene geçmeliyiz.
Aileler maalesef özgür çocuklar yetiştirmek adına, çocuklarının geleceklerini mahvediyorlar. Özgür bireyin, sorumsuz, doyumsuz, saygısız insan demek olmadığını herhalde idrak edemiyorlar. Bu tarz da yetişen çocuklar, kurallarla yaşamaya zorlanıyorlar. Her istediğine daha küçük yaşta sahip olan bu çocukları büyüyünce ne ile tatmin edeceksiniz. Maalesef bu çocuklar daha sonra uç noktaları zorlayarak, hem kendi hayatlarını, hem de ailelerinin ve çevrelerindekilerin hayatlarını riske sokacaklardır.
Gelelim eğitim ve öğretim sisteminin nasıl yapılandırılması gerektiğine;
Öyle bir eğitim ve öğretim vermeliyiz ki; araştıran, sorgulayan; disiplinle ve kurallarla yaşamayı bilen, insan ilişkileri, hukuk, vatandaşlık hakları, trafik, sağlık ve ilk yardıma dair bilgilerle donatılan, sadece kendisi için değil, toplum için, çevre için, ülkesi için de yaşamayı bilen; hayatta karşılaştığı problemleri algılayıp, çözebilen, yorumlayan, düşünen, yaratıcı, bir nesil yetiştirmeliyiz. Kısacası çocukları, gençleri sadece sınavlara değil, hayata da hazırlayan, bir eğitim ve öğretim sistemi oluşturmalıyız
Tabii ki görgü ve ahlak kurallarının, bütün bunların en başında olması gerektiğini de unutmadan.
ÇÜNKÜ ÇOCUKLARIMIZI, GENÇLERİMİZİ ZİHNEN EĞİTİP, AHLAKEN EĞİTEMEZSENİZ , EN YÜKSEK OKULLARI DA BİTİRSELER, ÜLKENİN, MİLLETİN BAŞINA BELA OLMALARINI ÖNLEYEMEZSİNİZ..
GAZİANTEPSPOR BAŞKANI İBRAHİM KIZIL'A AÇIK MEKTUP
Sayın Başkan;
Gaziantepspor Başkanlığına seçildiğiniz genel kurulu hiç unutmuyorum.
O gün, Gaziantepspor gibi marka bir kulübe hiç de yakışmayacak şekilde gerçekleşen genel kuruldaki olumsuzluklarla neye uğradığımı şaşırmıştım. Genel kuruldan çıkar çıkmaz o dönemde görev yapmakta olan üç Belediye Başkanımızı da arayarak, duyduğum endişeleri dile getirmiş; eğer Gaziantepspor'a sahip çıkmazsanız, ...
GAZİANTEP' E ACİLEN KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİ YAPILMALIDIR
Gaziantep 1989 dan bu yana önemli hamlelerle Büyükşehir olma yolunda ciddi mesafeler kat etmektedir.
15 yıllık Celal Doğan döneminde başlayan Büyükşehir olma yolundaki çalışmalar ve sanayi hamlesi, Dr Asım Güzelbey'le iki dönemdir devam etmektedir.
Bu dönemde de bir yandan alt üst geçitler, bir yandan da ...
GAZİANTEPTEKİ YÖN-TRAFİK- UYARI -TABELALARI SORUNU
Gaziantep son yıllarda şehir içi yön tabelaları hususunda ciddi yol aldı.
Doğru dürüst yeterli tabelanın olmadığı bir durumdan, bu gün geldiğimiz noktanın iyi olduğunu belirtmeliyim.
Ancak, Gaziantep artık kabuk değiştirmekte, bir yandan sanayi şehri, fuarlar şehri, bir yandan turizm ve kültür şehri, bir yandan sağlıkta pilot il, diğer yandan üniversiteler şehri ...
Yapı denetim sistemi iflas etmiştir.Sistem kuruluş amacının dışına çıkmış, faydadan çok zarar verir hale gelmiştir.
Çok iyi niyetlerle, marmara depremi ardından kurulan bu sistem, başlangıçta depreme dayanıklı yapıların oluşturulması ve yapıların imara uygun yapılmasını amaçlamakta idi.
Ancak bu süre içerisinde, her konuda olduğu gibi plansız bir şekilde, çok sayıda denetim şirketi kuruldu. ...
Dünya'da kulüplerin yönetimsel yapıları hızla değişime uğramaktadır. Bu değişimin temelini futbolda değişen ve çeşitlenen gelir kaynakları oluşturmaktadır.
Avrupa'nın önde gelen kulüpleri bu değişimi fark ederek, ekonomik anlamda rakiplerine fark atmak ve pastadan en fazla payı alabilmek için, ticari ve endüstri alanlarında da yatırımlar yapabilecek yeniden yapılanma modelleri uygulamaktadırlar.
Bu nedenle kulüpler ...
Dünden devam
EĞİTİM
Ülkemizde yıllardır maalesef eğitim yapılmamaktadır. Bu bilgi ve internet çağında yapılan, boş bilgilerle gençleri ve çocukları yarış atı gibi koşturmaktır. Çocuklar sağlıklarını koruyacak spordan yoksun, kabiliyetlerini sergileyecekleri kültürden, sanattan yoksun, sözde eğitim görüyorlar. Bu eğitim sistemi maalesef çocukların ruh halini de olumsuz yönde etkilemektedir.
Toplumda, birlikte sevgi, saygı içerisinde ...
Ülkemizde huzurlu mutlu ve güven içerisinde yaşamanın iki olmazsa olmazı vardır. Birisi hakkın hukukun temini ve hayatımızdaki hakimiyetidir. Diğeri ise, eğitim, eğitim, eğitimdir. Ülkeyi yöneten Hükümetler en büyük bütçelerini Hukuka ve eğitime ayırmalıdırlar.
Hakkın hukukun olmadığı ve güven vermediği bir Ülkede yaşamak çok zordur. Yaşamın her anında Devleti temsil eden ...
Bu Hükümetin ne yapmak istediğini anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum.
Bu dönemde iş hayatı kritik günler yaşıyor. Hiç kimse önünü göremiyor. Geleceğe karşı, özellikle de ekonomi konusunda umutsuzluk bulutu Ülkeyi sarmış durumda. Yani 2008 ‘e iyi başlamadık. Bütün dileğimiz, bu bulutların bir an önce dağılmasıdır.
Ancak maalesef Hükümetimiz ...
Akparti iktidara türban sorununu çözmek vadi ile geldi. Birinci 5 yıllık iktidar döneminde sorun çözülemedi. Ancak yeni iktidar döneminde özellikle de şu sıralarda konu ciddi bir şekilde ele alınmış bulunmaktadır. Taraftarı ile, karşıtları ile Ülkemizde toplumu geren ve sıkıntılara sebep olan bu sorunun, süratle çözümlenmesi ve artık Ülke gündeminden düşmesi herhalde ...
GAZİANTEPSPOR, Gaziantep’in en büyük markası, şerefi ve itibarıdır. Gaziantep’i, Türkiye’ye ve Dünya’ya tanıtan en önemli varlıklarımızdan birisidir. Bu nedenle GAZİANTEPSPOR, sporla ilgisi olsun olmasın bütün Gaziantep’lilerin ilgi odağıdır. Onun başarıları ile gurur, başarısızlıkları ile de hüzün duyar.
İşte bu nedenledir ki, GAZİANTEPSPOR yönetiminde görev alan insanların ...
KAMU YÖNETİCİLERİ VE YEREL YÖNETİCİLER, SİZLERE SESLENİYORUM
Nüfus artışı, göç ve kuralsız yaşam maalesef ülkemizin ve özellikle de Gaziantep'in en önemli proplemlerindendir.Ülke'nin ve milletin kalkınması için gece gündüz demeden çalışan kamu yöneticileri ve yerel yöneticiler; yapmanız gereken en önemli hizmet, nüfusu ve göçü kontrol altına alacak ve kurallarla yaşamayı hizmetin merkezine koyacak çalışma olmalıdır.Yoksa bu hızlı artışa ne ...
Gaziantepspor bu gün rotasız bir gemiye benzemektedir. Günlük başarı peşinde koşan, günlük ekonomik sıkıntılarla boğuşan, yönü ve hedefleri olmayan, bu nedenle de her gün seyirci ve taraftar kaybeden bir takım duruma gelmiş bulunmaktadır.
Halbuki GAZİANTEPSPOR, Gaziantep'in en büyük markasıdır. Övündüğümüz, gurur duyduğumuz, sanayimizin de, baklava ve kebabımızın da, ...
Bu sütunlarda 06.06.2007 tarihinde dile getirdiğim "LÜTFEN ARTIK İMARA UYGUN YAPILAR YAPALIM" başlıklı yazımın mürekkebi kurumadan sorun su yüzüne çıktı. Yıllardır biriken ve kangren olan imar dışı fazla inşaat yapma alışkanlığını kökünden kesip atma zamanı geldi. Daha fazla uzaması yeni yapılan inşaatlara da iyi örnek olmuyor.
Geçen ...
Şehirleri, kasabaları, köyleri güzelleştiren ve yaşanır hale getiren, denizler, göller, nehirler, ormanlar ve yeşil alanlar, değil midir? Bunlar olmadan yaşanır mı ? Çünkü hayatın anlamını ve mutluluğu bu güzelliklerde ararız.
Ben küçük çocukken Atatürk bulvarında, Halk evinden Başkarakol'a kadar olan bölümün ortasında geniş bir refüj, refujda harika ...
İnsanlar yaşam mücadelesi içerisinde geçinmek için kendilerine bir iş bulabilirler. Barınma sorununu çözmek için Belediyeler, kentsel dönüşümle ve buna benzer yöntemlerle şehirleri düzene sokabilirler. Ancak en zor konu, insanların yeni yerleştikleri yerlere uyum sorunudur. Maalesef bu sorunun çözümü hem kolay değil, hem de ...