AKP'nin ısrarla biriktirdiği enerji sonunda meyvelerini verdi ve TBMM'nin rahminde büyüttüğü CHP ve MHP düşmanlığı nur topu gibi bir kargaşayı doğurdu.
Daha önce MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'ın kamuoyuna duyurduğu AKP Aydın eski İl Başkanı tarafından sarf edilen sözleri bu kez meclis kürsüsünden eski Sağlık Bakanlarından MHP Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş dile getirince kızılca kıyamet koptu.
AKP Aydın eski İl Başkanı ne demişti hafızalarımızı tazeleyelim.
"Bizler Başbakanımıza aşığız. O adeta bizim 2. peygamberimiz."
Şuursuzluğun, ölçü tanımazlığın ve edepsizliğin bu kadarına da pes doğrusu.
Konu insanın kendini bir yağdanlığın yerine koyması olunca acıklı enstantanelerle karşılaşmanız kaçınılmaz oluyor.
Osman Durmuş Meclis kürsüsünden adeta gök gürültüsünü andıran tonlarda AKP surlarını ağır bombardımana tabii tutunca, H1 N1'den mütevellit kuyruk acısı henüz dinmeyen yeni Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ı tutmak ne mümkün.
Halef ve selef arasındaki gerginlikle Başbakan'ın öfke olup Recep Akdağ'a yağmış olmasının müsebbibi Osman Durmuş sayılınca "Aman Recep'im" türküsü kaçınılmaz oluyor.
"Bırakın Beni" naralarıyla zaptolmayan "küçük Enişte"yi keşke bıraksalardı nasıl dövüşeceğini çok merak ediyordum.
Bunca gövşen gözlü kurdun arasında "Hev hev" diyen finoların hali nice olurdu? Çizgi film kahramanlarına öykünmek bu olsa gerek.
Kasımpaşa kabadayısına karşı gruplarını itidalle muhafaza eden Baykal'ın ve Bahçeli'nin efendiliğine sözüm yok.
Ancak sokaktan Meclise kadar biriken enerji mutlaka kendini dışa vuracak ve kendini sarf edecek alanı yaratacaktır. Kurtların dişlerini söküp, tırnaklarını çekmeye kalkarsanız sonuç kaçınılmaz olur.
Ayranı kabaranların ısınma turlarını ve testesteronsuz yavşaklara karşı gardlarını almalarına, Bahçeli'de, Baykal'da biraz izin vermelidir diye düşünüyorum.
Bir de TBMM'si Başkanvekili ve CHP Milletvekili Güldal Mumcu'nun makam odasına destursuz dalan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve AKP Grup Başkanvekilinin ceberrutluğu var ki, bunları da mı görecektik dedirtecek kadar seviyesiz ve makamın mahremiyetine tecavüze varan bir diğer akıl dışı olay.
Sonuçta ne oldu? MHP'nin Genel Kurul'a taşıdığı olay AKP Aydın İl Başkanının kellesini vermesiyle nihayet buldu. "Ya istifa etsin ya da ihraç edin gitsin" talimatı neyin sonucudur? MHP'nin haklılığının ve kamu vicdanı karşısında AKP'nin geri adım atmasının.
Peki bir bardak suda fırtına kopartarak, Türk devletinin iki mesai gününü meşgul etmenin, Türk milletinin sabrıyla alay etmenin, ne alemi vardı?
90 yıllık Cumhuriyetle hesaplaşmayı CHP ve MHP düşmanlığına endeksleyen anlayışın AKP'nin başına daha çok işler açacağı ortada.
CEHALET ANAYASASI YADA RECEPLEŞMEK
Aklınız esti diye her şeyi halka götüremez, her meseleyi halka danışamazsınız. Belki bu ince manevrayla ve bir siyasi dalkavuklukla halkın gururunu okşar ve kısa vadede popülizmden
Nemalabilirsiniz.
Ancak 12 Eylül 2010 tarihli referandumda 2011’deki asıl Anayasa’ya kapı aralanıyorsa, burada bindiğimiz alametin bizi götüreceği kıyameti bilme hakkımız var.
Bir tarafta “Hayır” diyecek olanlar, ...
GAZİANTEP BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ, ŞAHİNBEY BELEDİYESİ VE VAKIFLAR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ
Daha önce gazetemizin 10 Ağustos 2010 tarihli 4792 sayılı nüshasında "Tuvalet Tartışması" ve 21 Ağustos 2010 tarihli 4801 sayılı nüshasında "Vakıflar Açıkladı, Abuşoğlu yanıtladı" başlığıyla Gaziantep kamuoyuna duyurduğu söz konusu haberin ardından Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'ne ve Şahinbey Belediyesine ayrı ayrı müracaat edilmiştir.
Gizli ve izinsiz bir şekilde yapıldığı tarafımızdan tespit edilen tuvalet ...
Anayasa için halk oylamasına gidilecek tarih belirlendikten sonra politika kazanı kaynamaya başladı. Bu hararet kat sayısı her geçen gün artıyor.
Bu konuda çalışmalarda bulunanların, taktik hesaplarına, “kimileri de yanımıza çekeriz” yollu beklentileri damgasını vuruyor.
Red cephesinde gedikler açma istemi 12 Eylül mağdurlarının da devreye girmesiyle içinden çıkılmaz bir hal almaya başladı.
Türkiye’yi sürekli geriye ...
İçerden ve dışardan kuşatılmışlığın acısını iliklerinde duyan Cumhuriyet Devleti tarihin hiçbir döneminde bu kadar aciz bir duruma düşmemişti.
Yasaların işletilmediği yada mevcut yasaların geriye götürüldüğü, kolluk kuvvetlerinin yetkisi eleştirilerek pısırıklığa zorlandığı, ayakların baş, başların ayak olduğu namüsait bir süreç.
Mütareke basını tarafından "Taş atan çocuklar" adıyla magazine edilen ve masumiyet kılıfı ile muhafaza ...
Ve yürüyordu gök tengri’ye yakaran çelik bilekli bahadırlar, elleri kılıçlarının kabzasında, bakışları düşmana kilitlenmiş ve yürüyordu tam tekmil ordu-yu hümayun. Ve dahi göklerin gelişine muştuladığı Allah’ın yeryüzünde ki Türk adlı ordusuna mensup bir neferdir o.
Ve dahi Fermanı boynunda, kellesi koltuğunda, yüreği avuçlarında yaşayan yiğit bir alperendir o. Adı ÇAKIR REİS.
Mete Kağan’ın ...
MERAL CAN ULUDAĞ'IN ŞİİR SANATINDAKİ MELANKOLİK ÇÖZÜMLEMELER (2)
Günümüz şairlerinin düştüğü çukura düşmüyor Meral Can Uludağ, moda sözcükleri üstüste yığarak bu yığıntıdan bir şiir türetmeye çalışanlar çoğu zaman zorlama reflekslerle şiire ulaşılamayacağının bilincinde değiller.
Meral Can Uludağ birilerine öykünerek şiir yazmıyor, o direkt kendisinin olan dizelerle kendi şiirini çatıyor, obje kişi kitabın tamamında da kendi olan, duygularını şiirine yedirerek sanatını ...
MERAL CAN ULUDAĞ'IN ŞİİR SANATINDAKİ MELANKOLİK ÇÖZÜMLEMELER
Şairlerdir kendi dünyalarını da başkalarının dünyasını da yeni baştan kuranlar. İşte bu nedenle şiirin dili evrenseldir ve yine bu nedenle şairler bu söz konusu seyahatte yalın kılıç dövüşen şövalyeler gibidir.
evvel zaman içinde bir masal doğar
kalbur zaman içinde ölür gece
o masal ile vurulmuş göğsünden
sarılmış siyah bir kefene
geceden daha gece (sayfa. 31)
Meral Can ...
Bir varmış bir yokmuş. Develer berber iken, pireler tellal iken hikaye bu ya.
Eşeklere hürriyet naralarıyla gürültü ve patırtı çıkartan türlü mahlukat meydanı boş bulmuşlar.
Edepsizliği iyice ele alıp, suistamalin arkasına saklanmışlar. Sabrı ve itidali korkaklığa nezaketi ve zerafeti süt çocukluğuna yormuşlar. Ahrımızın kapısını kırma hürriyetide bizim, zibil kümelerini çifteleme hürriyeti ...
Bir tarafta kurallara uygun bir yaşam tarzının emri gereği mantıksal çözümlemeyi birincil tutan hukukçuluğu, diğer tarafta ise derin ve köklü bir düşünsel çizginin duygu yoğunluğu ile şairliğe dönüşmüş hali.
Abdulhadi Bay, zaman zaman birbirleriyle tezata düşme tehlikesi bulunan, hukukçuluk ve şairlik gibi bu iki ayrı sanatı atbaşı yürütme becerisini gösterebilen ender şahsiyetlerden ...
İnsanlar istisnai haller hariç genelde yaşadığı yerlere benzerler. Doğup büyüdüklerine, serpilip geliştiklerine tanıklık eden ata topraklarının kokusu tenlerine siner, yaşadıkları coğrafyalar yüz haritalarında kendine fazlasıyla yer bulur.
Kültürleri ve meşrepleri dillerine, aksanlarına ve kendilerine ifade sanatlarında birebir etkendir.
Yedisinde onu var eden koşullar yetmişinde de onu ısrarla takip edecektir.
Bıçkın ve delikanlı suretin gerisinde, ...
Yetiştirdiği değerlerine onlar yaşarken gerekli değeri vermekten özellikle kaçınan bir Gaziantep gerçeği var.
Onlar sessiz sedasız yaşarlar, yaşarken eserler verir, diğer şehirler tarafından taltif edilir, kıymet görürler.
Ancak kendi şehirleri onların varlığından bihaberdirler. Tahir Sıral anılan bu mesajlara emsal teşkil etmesi açısından önemli bir isim.
Musikişinas bir ailenin Gaziantep kültürüne dolayısıyla Türk kültürüne de ...
Giderek bir genel tekrara dönüşen şiir sanatı istenilen tadı vermekten uzaklaşıyor. Bu durum acaba şiir tıkanıyor mu, sorusunu da ister istemez beraberinde getiriyor.
Kütüphanemde yazmam için sırasını bekleyen azımsanmayacak kadar çok şiir kitabı var. Bunların bir çoğunda kendini ilk bakışta ele veren ortak özellik hemen hemen aynı kurguyu kullanmaları, şiiri ise benzer ...
“Egemenlik dediğiniz nedir ki? Pekala paylaşılabilir.” diyerek pot üstüne pot kıran, buna karşın “Türk topraklarının egemenliği sadece Türklere aittir.” şiarıyla bütün bir vatan sathında emperyalizme karşı mücadele veren Mustafa Kemal Atatürk'ün ve onun dava arkadaşlarının kemiklerini sızlattıkları için. HAYIR.
Dini bir meta haline getirerek ve dinden beslenmeyi marifet haline dönüştürerek, zafere giden ...
Fırsatı ganimete dönüştüren iktisadi hayatın haramilerine ve siyasi içtihadın bezirganlarına "dur" diyebilmek için. HAYIR.
Halkımızın ve devletimizin nasıl bir akıbete sürüklendiği konusundaki bütün namüsait delilleri karartarak, referandumu basit bir "evet", "hayır" oyununa dönüştürdükleri için. HAYIR. Gün olup devran döndüğünde kendi tahtları devrilip, bindikleri saltanat kayıkları alabora olduğunda, mevcut yasaların onlardan hesap ...
İNTİKAM NARALARINI GÖLGESİNDE, BEYNİ İMRALI'DA, KALBİ KANDİL'DE OLMAK
Gizli eller düğmelerine bastı ve etnik-bölücü terör azdı. Türkiye'nin izlediği dış politikaya bağlı olarak hız kazanan vur-kaç eylemleriyle terörün içinde devindiği karakteristik özellikler kendini ele veriyor.
“Mavi Marmara” gemisiyle macera arayan hükümet aradığını buldu ve Mossad'a bağlı PKK'yı harekete geçirmeyi başardı. Sansasyonel eylemlerle, kırsaldaki gayri-nizami savaş birden fazla PKK olgusunu doğrular nitelikte.
Terörün ...