Bir gün tanrı duyguları yaratmış ama bakmış ki bunlar çok yoğun ve güçlü şeyler ve de insanlar bu duygulara hazır görünmüyor. Tutmuş hepsini bir kutuya koymuş ve bir meleğine emanet etmiş. Bu kutuyu ona söyleyinceye kadar açmamasını hatta aralayıp bakmamasını tembihlemiş.
Günün birinde bu meleğin dünyaya inmesi gerekmiş. Öykü bu ya kutuyu yanında götürmemek için bir başka meleğe teslim etmiş ve ona sakın açmamasını yoksa Tanrı’nın anlara kızacağını anlatmış...
Ancak bu melek, kutunun içerisindekileri çok merak etmiş. Biraz aralayıp baksa hiçbir zararın gelmiyeceğini düşünmüş ve kutuyu aralamış. O kutuyu aralar aralamaz duygular birden kutudan fırlamış ve birer birer dünyaya dökülmeye başlamış. Dünyada insanların değiştiğini, birbirini sevmeye, nefret etmeye, öldürmeye , yüceltmeye başladığını gören ilk melek apar topar dünyadan ayrılmış ve duyguların neredeyse tamamının kutudan çıktığını görünce, kutuyu teslim ettiği meleğin elinden hışımla almış kapatmış.... Ancak kutuda bir tek duygu sıkışıp kalmış, yarısı içerde yarısı dünyada... İşte o duygu UMUT muş. Tüm duygular vaktinden önce dünyaya inmiş ama umudun sadece yarısı inebilmiş. Yani aceleci bir melek yüzünden umut, dünyada hep bir varmış bir yokmuş....
Çekirge
Amerikalı bir turist bulduğu rehberiyle beraber Avustralya’yı gezmektedir. Rehber ve Amerikalı büyük bir çiftliğe gelirler. Amerikalı ileride otlayan koyunları fark ederek rehbere:
-”Bunlar nedir”? diye sorar.
Rehber:
-”Koyun”
Amerikalı:
“Yapma yahu, bizde koyunlar bunların iki üç katıdır” diyerek alaylı bir biçimde güler.
Biraz daha ilerlerler ve otlayan inekleri görürler. Amerikalı yine sorar: ...
Temel ile Cemal henüz ilkokula gidiyorlardı.
Bir gün aralarında konuşuyorlardı.
Temel:
- Havuç, yemenun cözlere o kadar faydası var ki, dedi..
Bunun üzerine Cemal hayretle sordu:
- Nasıl olayi o..
Temel bilgiç bilgiç konuştu:
- Ha uşağum, sen hiç gözlüklü tavşan cördün mü?
Serinleyen Güneş
Belma, sınıfta pencerenin yanında oturuyordu. Sıcak bir gündü. Dersleri zor izliyordu. Bir aralık güneş, bulutların ...
Genç bir adam kendi yöresinde çok tanınan bir bilgenin yanına gitti. Derdi biraz farklıydı. Genç yaşında hep başarı kazanmıştı. Babasından devraldığı küçük işi hızla büyütmüş, zengin olmuştu. Çevresindeki herkez ona saygı gösteriyordu. Düşmanı yoktu. Evlilikleri başarılı olmuş, çok genç yaşlarda başlayarak birkaç kez baba olmuştu. Ve genç adamın derdi de buradan ...
Rüzgâr bir gün Güneş'e, kendisinin ondan daha güçlü olduğunu ileri sürdü ve bu savını kolaylıkla kanıtlayabileceğini söyledi. "Şuradaki yaşlı adamı görüyor musun?" dedi."Kuvvetlice estiğimde onun sırtındaki paltoyu, senden daha çabuk söküp, alabilirim."Güneş, rüzgârın bu sözlerini duyunca onunla yarışa girmeyi kabul etti ve bir bulutun arkasına çekilerek, rüzgârın yapacaklarını seyretmeye hazırlandı. Meydanın ...
En sonunda yorulmuş ve umudumu kaybetmiştim. Daha fazla dayanamayacaktım artık, son dakikalarımı da oturarak geçirmeliydim. Saatlerdir yürüyerek vakit geçirmiştim zaten. Oturacak bir yer vardı. Aslında bir sürü yer vardı ama benim gibilerin bulunması gereken yer şu an karşımdaydı. Oraya doğru yürümeye başladım. Bu sırada son bir ümitle telefona sarıldım ama gene ...