1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. DEVR-İ ŞEHÂDET
DEVR-İ ŞEHÂDET

DEVR-İ ŞEHÂDET

İçinde bulunduğumuz bu günlerde şehit haberi almadığımız gün yok gibi. Aynı yerde birden fazla asker / polis şehit olabiliyor ya da aynı il'e ard arda...

A+A-

İçinde bulunduğumuz bu günlerde şehit haberi almadığımız gün yok gibi. Aynı yerde birden fazla asker / polis şehit olabiliyor ya da aynı il'e ard arda gelen şehit haberi ile sarsılıyor. Günümüz oldu devr-i şehâdet, şehirlerimiz de şehr-i şüheda.

Şehâdet, hem dini hem de milli bir onur. Bizim insanımız kutsal kabul ettiği değerler uğruna mücadele etmekten, gerekirse canını vermekten hiçbir zaman çekinmemiştir. Dinin emirlerini yerine getirmek için Bedir ve Uhud gibi cihad meydanlarına koşan sahabelerden tutun Anadolu'yu yurt edinmek için Malazgirt'te; cihan devleti olmak için Konstantinopolis'de; İmparatorluğun işgalini önlemek için Çanakkale'de, Trablus'da; Peygamberimizin Haremini korumak için Medine'de; Sevr'i bozmak için yurdumuzun her bir köşesinde; dünya barışı için Kore'de ve daha pekçok yerde, vatan evlatları gözlerini kırpmadan savaşmış, şehit ya da gazi olmuştur.

 Gidelim Çanakkale'ye, gidelim İstanbul Edirnekapı'ya, ibret alalım oradaki şehitliklerden; kucak kucağa yatıyor Türk, Kürt, Laz, Çerkez yurdum insanı. Arkalarından türkü yakılmış, onbeşlik delikanlıların. Tüm öğrencileri şehit olduğu için kapanmış Mekteb-i Tıbbiye.

Nihayet, üç kıtada toprakları olan koca bir İmparatorluktan geride kalan topraklarda kurulan Türkiye Cumhuriyeti, son otuzbeş - kırk yıldır terör belası ile özellikle de bölücü terörle mücadele ediyor. Bu uğurda asker, polis, korucu, öğretmen, doktor, hemşire şehâdet şerbeti içti, hem de Türk, Kürt, Laz, Çerkez tekmili birden. Kimisi silahlı çatışmada, kimisi mayın, pusu, suikast gibi kalleş saldırılarda şehit düştü. Bir özel harekat polisi baba kendi gibi özel harekat polisi olan oğlunu, bir jandarma yarbayı yine kendisi gibi jandarma yüzbaşı kardeşini şehit olarak toprağa verdi.

Analar ve babalar oğullarının ellerine kına yakarak "vatana kurban olsun" diye askere gönderdi. Polisler ve Askerler geride bıraktıklarını bir an bile düşünmeden ve de gözlerini kırpmadan silahlı çatışmalara girerken, eşleri, çocukları, anne ve babaları endişe ile yollarını gözledi. Karı ve koca ağız tadı ile birbirlerine küsemediler bile, belki akşam eve dönüş olmaz diye.

Şehâdet haberi alan ana ve babalar, eşler ve çocuklar, kardeşler "vatan sağolsun" dediler daha düne kadar. Çünkü inanıyorlardı ki uğrunda ölünen değerler temizdi, tertemiz.

 Bugünlerde topyekün Millet, şehitlerinin ardından "vatan sağolsun" diyemiyor, şüheda'nın hakkını da helal edemiyor.

Aslında onlar, "vatan sağolsun" istiyorlar. Bu Necip Millete haklarını da helal ediyorlar.

 Ancak acının ve feryadın nedeni başka, hem de bambaşka.

Lafın kısası; dinin ve milletin sembolü hilal uğruna "kurban olmak" istiyorlar, "kurban edilmek" değil.

 

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.