1. YAZARLAR

  2. Tamer Abuşoğlu

  3. BÜYÜK OĞUZ ÇADIRINDAN KAÇIŞ, KÜRTÇÜLÜĞÜN SOSYO POLİTİĞİ (32)
Tamer Abuşoğlu

Tamer Abuşoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

BÜYÜK OĞUZ ÇADIRINDAN KAÇIŞ, KÜRTÇÜLÜĞÜN SOSYO POLİTİĞİ (32)

A+A-
LEJYON ORDUSUNUN NİHAİ HEDEFİ KARAKOL DEVLETİ

PKK Kürt orijinli bir örgüt gibi görünmesine rağmen, aslında örgüt çok uluslu bir lejyon ordusu gibidir. Çünki PKK'yı kurduran güç topyekün bütün Batı Emperyalizmidir. Diplomatik dokunulmazlık, serbest dolaşım, nakit akışı, siyasal örgütlenme, lojistik yardım, silahlanma ve barınma dahil her türlü iş birliği ABD-AB ortaklığı tarafından koordine edilmektedir.

Amaç Lozan'ın rövanşını almak olduğu kadar, Ortadoğuyu kontrol altında tutabilmek adına İsrail'den sonra bölgede ikinci bir ileri karakol devletini inşaa etmektir.

Bu paralel uydu devlet vasıtasıyla bölgeyi yeniden dizayn etmek ve evangelist-siyonist ortaklığı perçinlemek Büyük Ortadoğu Projesinin hayata uygulanabilirliği ve pratikteki deneyimi birikimi açısından son derece önemlidir.

Bu manada ABD PKK gibi bir figürana ara roller dağıtırken PKK ise ABD gibi Bir madrabazın desteğiyle hayat bulmaya devam edecektir.

KÜRTÇÜLÜK EMPERYALİST BİR PROJEDİR
Irak'ın işgaliyle Kuzey'de hukuksuz bir alan yaratılmış bu gayri yasal alanda PKK iyice palazlandırılmıştır. İşgali Allah ile yaptığı bir görüşmeye bağlayan George W. Bush'un kurduğu savaş ekibinin adı “Vulcanlar”dır. Yakıp, yıkarak, kan ve göz yaşı ihracıyla BOP fiilen kurulmuş, bunun adı ise yeni bir Haçlı Seferi Avrupa'dan start almış, tarih içindeki 9. Haçlı Seferi ise İslam Coğrafyasına Washington'dan yayılmıştır.

Kürtçü-Bölücülük bu projenin argümanlarından sadece biri fakat önemli bir piçlemesidir. Öcalan, Barzani ve Talabani ekibi bölge halklarına karşı işlenen bütün cinayetlerden sorumludur.  Bu nedenle PKK'ya karşı verilen mücadele Batı Emperyalizmine karşı verilen mücadeleden bağımsız değildir.

EMPERYALİST HAÇLI ORDULARINA KARŞI ZAFER KAZANAN SON İSLAM KOMUTANI MUSTAFA KEMAL GERÇEĞİ

Bütün ömrünü Türk Milleti'nin ve Türk Devleti'nin yeniden inşasına vakfeden Mustafa Kemal Atatürk'ün olağanüstü yaşam serüveninin içindeki Doğu ve Güneydoğu Anadolu parantezi şöyle ; O'nu Kafkas Cephesi'nde 16. Kolordu Komutanı olarak Muş'ta Rus Ordusu'na karşı savaşırken görüyoruz.

5 Ağustos 1916'da taarruza geçen 16. Kolordu, 17 Ağustos'ta Muş'u, 18 Ağustos'ta Bitlis'i, 20 Ağustos'ta Tatvan'ı Rus Ordusu'ndan geri alır. Mustafa Kemal'e altın kılıç imtiyaz madalyası verilir. Ağustos 1916 sonunda Bingöl'de Çapakçur Boğazı'nda Rus Ordusu'nu bir daha yenmiş ve 14. Tümen'i yok olmaktan kurtarmıştır.

Rus Genelkurmay Başkanlığı'nın bir raporunda Mustafa Kemal Paşa şöyle değerlendirilmektedir: “Büyük Komutanlarının halk tarafından en çok saygı görenidir. Cesur, muktedir, azimkar ve azami derecede müstakil fikir sahibi olup, herkes tarafından itibar görmektedir. Şöhretini Bingazi'deki başarıları ile kazanmıştır. Çanakkale'de iki defa durumu kurtarmıştır.”

AB-ABD çetesinin neden Atatürk'ü ve onun devrimci ordusunu tesfiye etmek istediğini, zamanın düşman kuvvetlerine ait bu raporundan yola çıkarak anlamak pek ala mümkün. Zira Atatürk Emperyalizme karşı bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi veren bütün dünya halklarının ortak direnç ve ilham kaynağı olmuştur.

“Güneşin doğuşunu nasıl görüyorsam, Doğu Uluslarının uyanışınıda öyle görüyorum” diyen Mustafa Kemal Atatürk aynı zamanda Emperyalist-Yayılmacı Birleşik Haçlı Ordularına karşı zafer kazanan son islam ordularının son komutanıdır.

Bu manada Selehattin Eyyubi'nin tarihi rolüne ortak olan Mustafa Kemal, Kürtlerin dünyada reddedeceği son siyasi lider, Türkler ise baş kaldıracakları en son millet olmalıdır.




Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.