Emre Karaoğlu

Emre Karaoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Büyüdük

A+A-

Geçtiğimiz gün Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 2017 yılı 3.çeyrek ekonomik büyüme oranları açıklandı. Türkiye 3.çeyrekte yüzde 11,1 oranında büyüdü. Aslında bu oran yüzde ona kadar yükseltilen beklentilerin, tahminlerin de üzerinde olunca, hadi canım abartıyorsun diyenlerin, hükümetin ve ekonomik çevrelerin bile şaşırmasına neden oldu…

Bu büyüme oranını yakalayan ülkemiz 2011 yılının 3.çeyreğinden bu yana en büyük ekonomik büyüme oranını görerek G-20 ülkelerinin büyüme lideri oldu. Tamam anladık, Türk ekonomisi yüzde 11,1 büyüdü de, biz neden büyümedik kardeşim, nedir bu büyüme, beni mi kandırıyorsun, ben cebimdeki paraya bakarım arkadaş diyen vatandaşa da bu büyüme olayını iyice anlatmak gerek diye düşünüyorum.

Peki nedir bu ekonomik büyüme?

Ekonomik büyüme en basit anlamda, bir ekonominin bir dönemden ötekine üretim miktarındaki artış olarak tanımlanabilir. Ülkemizde binlerce kalem farklı mal ve hizmet üretimi yapılıyor. Türkiye İstatistik Kurumu bu mal ve hizmet üretiminin istatistiklerini çıkararak, artış veya azalışını tespit ediyor, geçen dönem ile kıyaslayıp ekonomik büyüme oranını tespit ediyor. Yani ekonominin büyümesi demek Gayri safi yurtiçi hasılanın artması, yani daha da net bir şekilde ifade edecek olur isek, ülke sınırları içerisinde, belirli bir dönem içinde üretilen (üretimi tamamlanmış) mal ve hizmet miktarının parasal değerinin artmış olduğu şeklinde ifade edebiliriz.

Ülkemizde üretim artmış, dolayısıyla başta ihracat olmak üzere iç piyasada da satışlar artmış demektir. Üretim artarsa ülke zenginleşir, devlet daha çok vergi toplar, kapasite kullanım oranları artar, dolayısıyla işsizlik azalır.

2017 Yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 11,1 büyüme rakamını yakalamak hemen işsizlik azalacak, herkes zenginleşecek, devlet vergi zengini olacak anlamına gelmiyor maalesef….

Ekonomi öyle bir şeydir ki, vatandaşa tek açıdan anlatıldığında, doğal olarak insanlar mantıklarında büyüme varsa bu bize neden yansımadı diyebiliyorlar ve aslında haklılar…

Ülkemiz her ne kadar yüksek büyüme oranları yakalamış olsa da, halen bir tüketim toplumu olmaktan kurtulamadı. Çift rakamlı büyüme rakamları görmemize rağmen halen çift rakamlı enflasyon oranları görmekteyiz. Büyümenin sürekli ve artarak, istikrarlı bir şekilde gelişmesi gerekir ki, tüketmekten çok üretmek eyleminde bulunmak gerekir ki, bu büyüme oranları halkın cebine etki etsin. Büyümenin en büyük aktörleri sanayi ve inşaat sektörleriyken, tarıma, teknolojiye, bilime yeteri kadar yatırım yapmayıp, yeteri kadar üretim yapamadıktan sonra, sanayi sektöründe ihracat yapıp, bir zamanlar kendi kendine yetebilen bir ülkeyken şimdilerde gıda ithalatı yapıyorsak bir kısır döngünün içinde olduğumuzu anlamalıyız. Bir yandan kazanıyoruz, büyüyoruz, sanayi sektöründeki yatırımcı büyürken, istihdam yaratırken, çalışan kesim pahalı gıda ve ithal edilen her ürünü pahalıya alırken, bir tarafta kazandığını diğer tarafta eriten bir ekonomik yapıya sahip olduğumuz için büyüme rakamları halka, tabana yayılmıyor.

Bu sebeple ekonomimiz büyürken dengeli büyümeli, her sektörde yeterince katma değer yaratan, yenilikçi ve teknoloji üreten bir ekonomi haline geldiğimizde işte açıklanan o büyüme rakamlarını gerçekten hissetmiş oluruz.

Umarım bu haftaki yazımda büyüme rakamları ile kafa karışıklığına sebep olan, zihinlerdeki soru işaretlerini bir nebze olsun giderebilmişimdir.

Gelecek hafta farklı bir gündemde, yine bu köşede buluşabilmek ümidiyle, sağlıcakla kalın…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.