1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. BU CENDEREDEN NASIL KURTULACAĞIZ
BU CENDEREDEN NASIL KURTULACAĞIZ

BU CENDEREDEN NASIL KURTULACAĞIZ

Son dönemlerde özellikle yanlış Suriye ve Ortadoğu politikasıyla birlikte sıkıntılı bir konuma giren, sınır kenti olması hasebiyle illegal güçlerin...

A+A-

Son dönemlerde özellikle yanlış Suriye ve Ortadoğu politikasıyla birlikte sıkıntılı bir konuma giren, sınır kenti olması hasebiyle illegal güçlerin uğrak ve barınma yeri haline getirilen Gaziantep’in bu cendereden nasıl kurtulacağını doğrusu merak ediyorum..

Bir BARIŞ kenti, SANAYİ ve KÜLTÜR, bunun paralelinde TURİZM ve GASTRONOMİ şehri olan Gaziantep’in bu alanlarda ilerleyişini yavaşlatıcı, hatta sekteye uğratıcı pozisyona sokulmasını hazmedemiyorum.. Adeta nefes aldırmıyorlar Gazianteplilere.. Ne zaman ohh biraz rahatladık desek, anında olumsuz olaylar peşpeşe geliyor.. Hepsi de Gaziantepli olanların dışında, hepsi de bu kente zarar verici boyutta.. Onun içindir ki, müthiş bir çaba sonucu elde edilen UNESCO’nun GASTRONOMİ kenti ünvanının keyfini bile doğru dürüst yaşayamıyoruz.. 

İŞ VE SANAYİ DÜNYASININ TADI YOK

Bu nedenledir ki, Gastronomi Lansmanını Gaziantep’te değil, İstanbul’da yapmak zorunda kalıyoruz.. Onun içindir ki, yatırım yapmak, ticaret işine girmek isteyenler, iş görüşmeleri için kente gelmekten imtina ediyor, muhataplarını İstanbul veya Ankara’ya çağırıyorlar..

Bunun paralelinde, en önemli pazarımız Irak ile yaşanan olumsuzluklar sonucunda ihracatçılarımızın sıkıntıya girmesi, komşu ülkelerle temasın bitme noktasına gelmesi, en önemli pazar olan Rusya ile iplerin koparılması, bir çok fabrikada işlerin durma noktasına gelmesine yol açmıştır. Şu anda maalesef ciddi manada sıkıntı yaşanmakta, bunlar mümkün mertebe dışarı yansıtılmamaktadır. Ama mızrak çuvala sığmıyor ve kentin ekonomisi her geçen gün geriye gidiyor..

BU DEFİLE MORAL VERDİ

İşte bu kadar olumsuzluklara karşın, bazen yüzümüzü güldüren, kısmen de olsa içimizi ısıtan gelişmeler de oluyor Gaziantep’te.. Büyükelçilerin topluca kentimize getirilmesi, özellikle yabancı ülkelere mesaj açısından çok iyi bir girişim olmuştur.. Hele Kutnu kumaşından yapılan kıyafetlerin defileye dönüştürülme fikri, bunların Zeugma Müzesinde sergilenmesi tam zamanında yapılmış en önemli bir etkinlik sayılmalıdır. Kim düşünmüşse ve organizasyona emek vermişse, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin nezdinde hepsini kutluyoruz.. Böyle bir zamanda, Gaziantep adına özellikle güvenli şehir konusunda yurt içi ve dışına verilen bu mesaj, umarım şehrimizi tehlikeli kentler arasında göstermeye çalışanların biraz daha düşünmesini sağlayacak, gelmek isteyip de korkudan gelemeyenlere cesaret verecektir..

ULAŞIMDA DEVRİM İÇİN ÇOK TİTİZ DAVRANILMALI

Fatma Şahin’in Ulaşım Master planı için yapmış olduğu görsel ve bilgisel toplantıya gitmeyi çok isterdim. Nedense hem haber edilmedi, hem de çağrı yapılmadı. Böyle durumlarda kentin sorunlarını, hemde özellikle ulaşım konusunda en fazla uğraşanı olarak görüşlerimizin paylaşılması konusunda daha hassas olunmasını isterdim.. Çünkü Devrim gibi bir karar alınacak, ama çağırı işi, sadece kısıtlı sayıdaki STK’lar ile sınırlı tutulacak..İşte bunu eleştiriyorum.. Oysa bu kentte ulaşım ile ilgili akademisyen ve pratikte bilgisine, görüşlerine başvurup faydalanılacak çok sayıda insan var. Zaten sunumu yapan firma, “lütfen eleştiri yapın”demiş.. Ama galiba bir tek Mimarlar Odası Başkanı Sıtkı Severoğlu, planın tümünün iyi gözden geçirilip öyle karara bağlanması gerektiğini söylemiş. Diğerleri çok mükemmel deyip geçiştirmiş.. Oysa bu proje Gaziantep için geri dönülmez bir yola girişin projesidir.. Öyle yüzeysel bir şekilde görsel sunum yapılmasını izleyip tamam mükemmel demek, yasak savmakla eşdeğerdir.. Bilinmelidir ki, başarı detaylarda gizlidir..

TRAFİK İŞİ MİLLİ EĞİTİME BENZEMESİN

Sayın Fatma Şahin’e bir önerim olacak burada.. Bu kentin ulaşım konusundaki sorunlarını en iyi, hergün trafiğin içinde olanlar bilir. Bilinçli şoförler, bilinçli vatandaşlar ve akademisyenler ile konusunda uzman olanların görüş, öneri ve düşünceleri, atılacak adımlarda önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bakın eğitim konusunda yıllardır çalıştaylar düzenlenir, toplantılar yapılır ama bir adım ileri gidilmez. Çünkü buralara çağrılanlar, yıllardır aynı insanlardır.. Ben Milli eğitim müdürünün yerine olsam, açarım geçmişi, yıllardır çalıştay ve kentin eğitim sorunu için kimler çağrılmışsa, kimler rapor yazmışsa gözden geçirir, işe yaramayan çözüm önerilerini sunanların bir daha fikrine başvurmam.. Kent ulaşım konusu da aynen böyle..

FATMA ŞAHİN'DEKİ HEYECANI HİSSEDİYORUM, AMA ?

Bu iş çok önemli. Ama Projeyi görmeden, bilgi almadan bir şey söyleyemem. Elbette bu kent ulaşım sorunu yüzünden boğulacak noktaya getirildi. Kesinlikle nefes aldırmak gerekli.. Bunun için, gerekirse fincancı katırlarını ürkütmek gerek. İstimlaksa istimlak, bir yerden başlanmalı mutlaka.. Daha önce de yazdım, Sayın Fatma Şahin Gaziantep tarihine adını altın harflerle yazdırmak istiyorsa, radikal kararlar almalı.. İmar planlamalarında, ulaşım ve görsellik açısından son derece kararlı olmalı. Bu kent GRİ GAZİANTEP olmaktan çıkarılmalı, geniş yollarıyla geleceğini kurtarmalı.. Sayın Fatma Şahin’de bu heyecanı hissediyorum.. Gerçekten samimi ve birşeyler yapıp eserler bırakmak istiyor.. Ama izlediği bazı politikalar ve attığı yanlış adımların, hızını azalttığını da gözlemliyorum.. Umarım o yanlışların yerini, toplumla bütünleşen, sadece mensup olduğu partinin değil, kent halkının  belediye başkanı olduğu düşüncesini, yaptıkları ve yapacaklarıyla gösterme fırsatı yaratır..Böylece arkasına her radikal kararda büyük bir destek alacaktır..

MEYDANI BİRKAÇ İT-KOPUĞA BIRAKAMAM

Sevgili okurlarımız.. Bu bölümü mecburiyetten yazıyorum..Çünkü sessiz kaldığım takdirde, aleyhimde yazılanları ve yapılan iftiraları kabul etmiş olacağım..Ne demiş Hazreti Muhammed bir hadisinde.. “HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR” Bunun için hakkımda olur olmaz şeyler yazanlara suskun kalamam.. Herşeyim açık, saklım gizlim yok. Sizinle herşeyimi paylaşır, asla yalan söylemem.. Hazreti Muhammed’in bu hadisinin değişik söylemini de İsmet İnönü yapmış ve “bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur”demiştir.. Şimdi ortalıkta cirit atan ve hakkımda hiç te alakası olmadığı halde fikirle karşılık verme yerine, anama, atama, yedi sülameme küfür edip, iftira atanlara sessiz kalamam. Kimse kusura bakmasın. Ben meydanı birkaç it-kopuğa bırakmam..

Onun için hoşgörünüze sığınıyorum.. Biliyorsunuz belki, geçen hafta Gaziantep’teki gazeteciler için basın konutlarıyla ilgili belirsizlik üzerine bir yazı yazmıştım.. İyi bir teşebbüs olduğunu belirtmiş, ama kriterlerin açıklanmayışının doğru olmadığını söylemiş, bu konuda kim yetkili ise, işe öncülük eden Sayın Fatma Şahin'e çağrıda bulunmuştum. Amaç, basın mensuplarının ev sahibi yapılması ise, bu teşebbüsün sağlam zemin üzerine oturtulması, kayıt yapılan isimlerin sadece gazeteci olması gerektiğini, onun da belirli kriterler içinde yapılmasını söylemiştim..

BENİM MALIM MÜLKÜM BU, SENDE PATRONUNKİNİ YAZMALISIN

Çünkü söylenenlere baktığımda, evleri arsaları, daireleri olanlar da TOKİ’nin bu konutlarından almak için yazılmış. Oysa amaç evi olmayan gazetecileri ev sahibi yapmaktır. Hemen peşinen söyleyeyim; benim oturduğum bir dairem, birde küçük ofis ile, 15 yıl önce eşimin üzerine kayıtlı kooperatif bağ evim var. Başka ne malım, ne mülküm nede arsam var. Kızım ve oğlumun üzerinde tek kayıtlı bir şey yok, hatta kirada oturuyorlar.. Ama o it-kopuklar benim hakkımda acayip serveti var, bunları nerden elde ettiğimi yazmışlar. Bunu söyleyenler, önce yazıyı yazdıkları gazetenin patronunun ne kadar malı ve serveti olduğuna bakmadan bunları söyleyecek kadar aşağılık davranıyor..Şu çok net.. Ben şahsım olarak TOKİ’ye başvuruda bulunmayı içime sindiremem, gerçekten gazetecilik yapan, sahada olan emekçi gazetecilerin haklarını gasp edemem.. Ama bir bakıyorsunuz, evleri, arsaları, çok sayıda daireleri olanlar başvurmuş.. Gazetecilik yapmayan kişilerin isimleri yazılmış..  İşte bunları söylüyorum diye hakkımda yapmadık hakaretler bırakmıyorlar.

ÖZEKŞİ'YE KÜFÜR PRİM YAPTIRIYOR

Aslında bunları yazarak arının kovağına çomak sokmuşum meğer.. Ne hesapları var ise, çok basit olan bu sorulara cevap verilme yerine, özellikle konutlara öncülük eden gazeteciler cemiyeti başkanının 2 gazetesinde her zaman olduğu gibi, belden aşağı, akla hayale gelmedik küfürler, iftiralar ve hakaretler yapıldı hakkımda..Üstelik, evleri ve daireleri olan gazeteciler ile cemiyet yönetimi, benim üzerimde algı oluşturma tezgahına girişmiş ve  "Ökkeş Özekşi gazetecilerin ev sahibi olmasını istemiyor" demiş..Tabi bilmeden araştırmadan, sorup öğrenmeden dolduruşa gelenler, saldırıya geçmiş..

GENÇ YAŞTA MİTOMANİ'YE YAKALANMAK ÇOK KÖTÜ

Aslında bu tür saldırıla alşkın olduğumu söylemeliyim.. Zira yıllardır yazarlar hakkımda.. Bu nedenle yazanların kalitesini ve çaplarını bildiğim için çok ciddiye almıyorum, ama siz okurlarımın yanlış bilgi edinmemesi için bunları açıklamak zorunda kalıyorum ..Çünkü yazan kişilerin hepsi bir zamanlar benim yanımda çalıştığından, ne mal olduklarını çok iyi bilirim.. Hele birisi kesinlikle, MİTOMANİ hastalığına yakalanmış. Çünkü benimle ilgili ve asla gerçek olmayan şeyleri gerçekmiş gibi yazmış.. Yine de Allah ona acil şifalar versin demek zorundayım..Mitomani genellikle yaşlılıkta olur, bu çocuk daha genç oysa.. Üzüldüm doğrusu..Üstelik garaj tapulu birde evi varmış.. Sanırım o da evsiz gazetecileri düşünme yerine, Toki’den ev almak için listeye adını yazdırmıştır..

NOT: Cemiyet yönetiminde bulundukları başkanın gazetelerinde, bu kadar aşağılık, belden aşağı ve alçakça yazılar yazılmasına sebep olduğumdan dolayı, meydana gelen kirlilik için bayan gazeteci arkadaşlarımdan özür dilerim..

Hepinize iyi haftalar

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.