1. YAZARLAR

  2. Tamer Abuşoğlu

  3. BÖLÜCÜLERE DOKUNULMAZLIK, GERİCİLERE İTAAT, KEMALİSTLERE ERGENEKON SOPASI
Tamer Abuşoğlu

Tamer Abuşoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

BÖLÜCÜLERE DOKUNULMAZLIK, GERİCİLERE İTAAT, KEMALİSTLERE ERGENEKON SOPASI

A+A-
Kim derki, bunlar milletvekili. Bunlar olsa olsa ipten, kazıktan kurtulmuş beynamazlar çetesi. Bunlar it kopuk sürüsü. Giydikleri takım elbise, taktıkları kravat sizi yanıltmasın. Bunlar kravatlı aponun ta kendisi.
Eşkiyayı cezaevinden çıkartıp parlamentoyla taltif ederseniz olacağı budur. Başlar ayak, ayaklar ise baş olursa, o vakit eller tokat olur Türk polisinin yüzünde patlar.
Oysaki, tahtına, tacına ve şahsına yapılanı affedebilirdi imparator, ancak polisine uzandığında eller, onu devletine yapılmış sayar, uzanan o elleri kırar, yapanı da affetmezdi elbet.
Ey devleti yönettiğini zanneden gafiller!..
Etkisiz ve yetkisiz bir konu mankeni haline getirdiğiniz Türk polisinin incinen onurunu kim tamir edecek?
Suçun karşısında etkisiz, suçlunun karşısında yetkisiz kıldığınız, varlığıyla dalga geçilir bir hale getirdiğiniz bu müessese, salt ekmekiğini arayan işçinin, hakkını arayan öğrencinin karşısında mı selahiyet sahibidir.
Gericiye itaat, bölücüye dokunulmazlık, Kemalistlere Ergenekon sopasıyla, Türk polisini rayından çıkartarak onu siyasi iktidarın yedek gücü yada alternatif ordusu haline getirmek isteyenler büyük bir yanılgı içindedir.
Türk milletinin bağrından çıkan, ordulaşmış milletin ordusu gibi Türk poliside rejimin ve cumhuriyetin teminatı, adaletin ilk basamağıdır.
İşte bu nedenle ?Polis, bir asker kadar disiplinli, bir anne kadar şefkatli ve bir hukuk adamı kadar hukukçu? olmalıdır.
Devleti kuran devrimci Türk ordusu ile Türk polisi birbirinin rakibi değil, birbirinin mesai arkadaşı ve onun ötesinde birbirinin kardeşidir.
Ordusu ve polisi olmayan bir devlet yaşayamaz kendini ordusundan ve polisinden soyutlayan toplumlar ise dağılmaya mahkumdur.
Ancak ruh ve fikir alt yapısı ortak yaşama felsefesiyle taçlandırılmayan devletler salt askeri tedbirle de korunamazlar. Millet olma şuurundan uzaklaşan toplumlar ise millet değil, ancak birer insan kalabalığıdır.
Bugün Anadolu coğrafyasında Türklerin varlığına son vermek isteyen sinsi plan, gericiliği ve bölücülüğü kutsarken, Kemalist Cumhuriyeti ise çağın gerisinde kalmış, dar kafalı ve statükocu ilan etme cesaretini kendinde bulabilmiştir.
Emperyalist Batı Bloğunun emir ve direktifleriyle devletin başlangıç ilkeleri ve kuruluş felsefesine ait DNA'larla oynayan ve kendi amaçlarına uygun GDO'lu bir devlet yaratmak isteyenler ?önce adliyeyi, sonra mülkiyeyi? ele geçirerek devletin damarlarına yapılacak bir seyahate kilitlenmişlerdir. Türk polisinin karşısında bölücülere dokunulmazlık zırhı giydirenler, gericilere ise itaati telkin eden zihniyet bugünkü hakim ve amir zihniyettir.
Hayasızlığa tanınan bu ayrıcalık, hafif meşrep koltuklarla, testosteronsuz yavşakların kıçını kaldırmakla kalmamış, toplumu bir arada tutan moral değerlerin ayaklar altına alınarak çözülmesine kapı aralanmıştır.
Türk polisine ait üniformanın ayrılmaz bir parçası olan şapkası başından alınarak dalgaya tutulan, caydırıcılık vasfı ti'ye alınan polisin otoritesi zedelenmiştir.
Gelinen bu noktanın doğal bir sonucu olarak özellikle kitlesel eylemlerde PKK iradesini TBMM'de temsil etme talihsizliğinde bulunan sözüm ona milletvekilleri tarafından itip-kakılmakta, tartaklanmakta ve hatta fiziki müdahale sonucu tokat olup yüzünde patlayacak kadar hazin bir tablo da kendine yer bulmaktadır.
Giderek at-katır tepişmesi haline bürünen milletvekili eylemleri, her gün Anayasal suç işleme yarışıyla, sıra savma seanslarına dönüşmüştür.
Bağımsız mahkemelerin verdiği kararı ?Türk mahkemelerini tanımıyoruz? diyerek, tebliğ edilmiş kararı yırtan ve çöp tenekesine atan vekil bozuntusundan, halkı sivil itaatsizliğe ve ilköğretim Andını protesto etmeye kadar vardıran vekiller halen tedavüldedir.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Belediye Başkanına ?s..tir? çekecek kadar gözü dönen Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanından sonra, adeta terbiyesizlik, edepsizlik, adaptan ve erkandan tamamen soyutlanma yarışına giderek, karşı nefreti tetikleme arzusu tavan yapmıştır.
Son olarak ?Devletin gönderdiği imamların arkasında namaz kılmayın. Bunlar Türkçüdür, Devletçidir? diyerek, aynı dine iman eden, aynı kitaba inanan, aynı kıbleye yönelen, aynı Allah'a kulluk eden insanları mabetlerde dahi ayrıştıracak kadar günaha talip olmuşlardır.
Dini ve cemaatçiliği siyasete tahvil edenlere manidar bir çıkış sayılabilecek bu son nokta, kopuşun dinsel boyutunu ve giderek derinleşen ortak yaşama kültürünün çatlaklarına bir atıftır.
Hizbullah-PKK flörtüyle, bölücü laik Kürtlerin bölücü Kürt İslamcılarla ittifak kanalları aşılmıştır. Şimdi amaç İslamcı Türkleri dışlamak ve bölge siyasetini tamamen etnik kafa yapısına uygun hale getirmek ve inisiyatifi AB-ABD emperyalizminin emri gereği Hizbullah ve PKK gibi iki piyon örgütle sürdürmekdir.
Sonuç
Kim derki, bunlar milletvekili. Bunlar olsa olsa ipten, kazıktan kurtulmuş beynamazlar çetesi. Bunlar it, kopuk sürüsü.
Giydikleri takım elbise, taktıkları kravat sizi yanıltmasın. Bunlar kravatlı aponun ta kendisi.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.