1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. BİZ BU İŞİ BİLMİYORUZ
BİZ BU İŞİ BİLMİYORUZ

BİZ BU İŞİ BİLMİYORUZ

7 Haziran 2015 seçimlerinden hemen sonra hem kırsalda hem de şehirlerde terör eylemlerinde artış oldu. En son Iğdır'da 14 polisimizin, ondan bir gün önce...

A+A-

7 Haziran 2015 seçimlerinden hemen sonra hem kırsalda hem de şehirlerde terör eylemlerinde artış oldu. En son Iğdır'da 14 polisimizin, ondan bir gün önce de Dağlıca'da 16 askerimizin şehit olması bardağı taşıran son damla oldu.

Her bir şehit haberi adeta ateş topu oldu, şehitlerimizin evleri ile birlikte bütün yurdu yaktı, yüreklerimizi dağladı. Dudaklarda şehitler için Fatiha'lar dökülürken sebep olanlara sitemler ve beddualar edildi. Yetmedi, yurdun dört bir tarafında tepki eylemleri ve "teröre lanet" gösterileri ve yürüyüşleri yapıldı.

Terörle mücadele sadece güvenlik güçleri ile yürütülmez, toplumun da inisiyatif alması önemlidir. Bu destek, terörle mücadelede strateji üreten siyasete ve taktik operasyonları yürütenlere çok büyük destek verecektir. Bu topraklarda yaşayan herkes, ülkenin bölünmesini istemediğini, terörü ve teröristleri desteklemediğini, protesto ettiğini, dahası lanetlediğini göstermelidir. Hatta, Murat Sevinç'in yazdığı gibi memleketin nefes alması için "barış" mitingleri düzenlenmelidir, ayrım olmadan herkesin katıldığı.

Birçok il ve ilçede 7 Eylül Pazartesi günü başlayan Salı günü de devam eden tepki ve protesto eylemlerini hep birlikte takip ettik. Yapılan her bir itiraz ve tepki ülkemizin bölünmemesi, birlik ve beraberliğimizin bozulmaması adına yapılmalı idi.

Peki, son birkaç günde biz ne yaptık, toplumsal tepki adına?
Beypazarı'nda, Mardin - Kızıltepe'li, 76 yaşındaki mevsimlik işçi linç edilmek istendi, daha onlarcası gibi.

Mersin'de, şehirlerarası otobüsler plakalarına göre durdurularak, doğu illerine ait olanlara ve yolcularına tepkiler gösterildi.

Diyarbakır, Şanlıurfa gibi isimleri olan tatlı, lahmacun dükkanlarına saldırılar yapıldı.

Manavgat'ta, Kürt vatandaşlarımızın işyerleri yakılıp yıkıldı, inşaat işçileri linç edilmek istendi.

Legal bir siyasi partinin binaları hatta genel merkezine taşlı ve silahlı saldırılar yapıldı.

Daha neler, neler!

Hatırlayalım lütfen; 'Fransa’nın 11 Eylül’ü' olarak değerlendirilen, önce 7 Ocak’ta Charlie Hebdo dergisine, ardından da Montrouge kenti ve bir Yahudi marketine yapılan saldırılarda yaşamını yitiren 17 kişiyi anmak ve terörü lanetlemek için 11 Ocak 2015 günü Paris'te büyük bir "Teröre Lanet Yürüyüşü" yapıldı. Bu yürüyüşe aralarında Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun da bulunduğu, dünyanın pek çok kentinden gelen liderler, siyasi partiler, örgütler, dernekler, dini temsilciler ve halk katıldı. Paris’te ve Fransa’nın tüm kentlerinde yapılan saldırıları kınandı.

Dağlıca'da şehit olan Kurmay Yarbay İlker Çelikcan'ın Erzurum'lu 95 yaşındaki ninesi ile Beypazarı'ndaki Mardin - Kızıltepe'li 76 yaşındaki mevsimlik işçi dedenin alınlarındaki çile çizgileri, ellerindeki emek nasırları benzemiyor mu birbirine? 
Düne kadar lezzet aldığımız lahmacunun, burma kadayıfın kültür dünyamıza kattığı değerden mi vazgeçiyoruz?

İzmir'de kirada oturduğum apartmanda komşum Sabri Abi'nin, ben görevde olduğum için bize taşıdığı suyun hakkını inkar mı edeceğim şimdi?

Kürt gelinimizi ya da damadımızı mı inkar edeceğiz?

Doğu ve Güneydoğudaki il ve ilçelerde görev yapan askerlerin, polislerin, gümrük görevlilerin, öğretmenlerin, sağlık görevlilerinin tümü de lojmanlarda mı oturuyor, Kürtlerle aynı mahallede komşuluk yapanların eşleri ve çocukları kimlere emanet sizce?

On yıllardır terörden zarar gören, tek bir eylemde değil 17, 33 evladını şehit veren, dahası bu canlar arasında sadece Türk değil Kürt de olan, sadece asker ve polis değil öğretmenini, sağlık görevlisini hatta din görevlisini kurban eden ülkemde hâlâ bir ve beraber olmuyoruz / olamıyoruz!

Fransa'daki yürüş gibi; değil dünyanın pek çok kentinden liderleri, siyasi partilerimiz, sivil toplum örgütlerimiz, derneklerimiz, dini temsilcilerimiz ve halkımız aynı tabloda biraraya gelmiyorsa söyleyecek söz kalmamış demektir.

Sadece cenaze törenlerinde değil toplumsal tepki ve taleplerde de bir ve beraber olmalıyız.
 Taşlanan, kurşunlanan siyasi partinin ve vekillerinin terör örgütü ile bağlantısı varsa Yargıtay işlem başlatabilir.

 Kürt vatandaşlarımızın dükkanları, ticari işletmeleri, şirketleri terör örgütüne maddi yardım sağlıyorsa hukuki işlemler yapılır.

 Herhangi bir kişi suça karışıyorsa takip edilir, ceza soruşturması yapılır.

Cezalandırmaya dönük işlemleri sadece devlet yapar; kanun gerekiyorsa çıkarır, eksiği yoksa kanunu uygular.
 
Devlet kurumlarını çalıştırmayan varsa şayet, vatandaşa düşen, seçimlerdeki tercihi ile iradesini ortaya koymaktır, yoksa devlete ait olan yetkiyi kullanmak değil.
 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.