Emre Karaoğlu

Emre Karaoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Projem Var

A+A-

Türkiye’nin kader seçimine, bence tarihi boyunca en çok konuşacağı seçime kaldı 17 gün…

Geçtiğimiz günlerde yerli otomobil girişimi projesini yönetecek CEO belirlendi ve Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu Sanayi ve Ticaret A.Ş. kuruldu. İnşallah ülkemiz için hayırlara vesile olur. İçimiz sinerek bineceğimiz, bizim diye bağrımıza basacağımız otomobilimizi artık heyecanla bekler olduk. Tabi bu girişim ülkemizde %100 yerli otomobil üretimini gerçekleştirerek, aslında şimdilerde kötü giden ekonomimiz için büyük bir umut oldu. Bir tüketim toplumundan otomobil üretmek gibi, aslında çok geç kalınmış olsa da büyük bir üretim atağına geçilmiş izlenimi de verilmiş oldu.

Üretim denince akla ilk olarak fabrikalar, tesisler kurup sanayi üretimi yapmak gelir. Burada dikkatinizi bir başka üretim konusuna çekmek istiyorum. Otomobil üretimi ne kadar önemli ise bir ülkenin kendi gıdasını üretmesi ve hatta fazlasını ihraç etmesi bence en az 2 kat daha fazla önemlidir.

Ülkemizi yönetmek için sahaya inmiş olan 6 cumhurbaşkanı adayı (Selahattin Demirtaş hariç) ve partileri seçime yaklaştığımız her gün daha da etkileyici projeler sunarak, halkın teveccühünü kazanmaya çalışıyorlar. Ama ne yazık ki, hiçbir adaydan tarım ve hayvancılık konusunda tam olarak aklımdaki projeye benzer bir vaat duymuş değilim.

Kendimi bir siyasetçinin yerine koyacak olsam, seçildiğim an hemen aklımdaki şu projeyi hayata geçirmek için kolları sıvardım açıkçası…

Bu ülke gıda ithalatı yaparak kaynaklarını, parasını dışarıya aktarır hale geldiyse eğer ve önümüzdeki yıllarda tüm dünya genelinde gıda savaşları çıkacağı ön görüsünün hakim olduğunun bilinciyle, en az devletin sanayi üretimine verdiği destek kadar tarım ve hayvancılığı desteklerdim. Bu öyle dönüm başına para vermek, mazot desteği, ucuz mazot gibi bir yolla olmazdı ama…

Hali hazırdaki çiftçiye, hayvancıya üret kardeşim, diğer sektörlerden gelecek insanlara gel kardeşim yeter ki sen üret, ürettiğini satmak gibi bir kaygın olmayacak. Ülkenin 7 bölgesinde toprak analizleri yaptırarak, her bölgede ne yetişir, neyi ne kadar yetiştirirsek çiftçi kazanır, çiftçiyle birlikte halk bolluk içinde ucuz gıdayı nasıl alır diye bir proje yapardım.

Devlet olarak üretimi yapmakla, satmakla değil, bu organizasyonu sadece yönetmekle görevli olacak bir yapı kurardım. Plansız ekim ve üretim yapan çiftçinin para etmeyen ürününü tarladan bile kaldıracak mecali olmadığı durumları görüyoruz zaman zaman…

İşte bu noktada 7 bölgede büyük tarım kooperatifleri kurup, başına devlet adına çalışan, işin uzmanı ve liyakat sahibi insanları görevlendirir, hiçbir çiftçiden kimsenin doğrudan mal alamadığı, satışın ve üretim planının tamamen kooperatif eliyle ve bu kooperatifin yönetiminde olan tüm çiftçilerin ortak kararlarıyla yönetildiği bir tarım politikası oluşturup, hem çiftçinin, hem de vatandaşın kazandığı bu sistemi tıkır tıkır yürütürdüm.

En verimli topraklarımızı betona teslim etmek yerine, tarımsal ve hayvansal üretimi cazip hale getirerek, aynı arazilerde bir fabrika kadar kazanan üretim işletmeleri kurulmasına öncülük ederdim. Çiftçi nasıl bir fabrika kadar kazanacak diye soracak olursanız, bölünmüş toprakları yeniden birleştirerek, aracıları ortadan kaldırarak, örgütlü bir üretici yapısı oluşturarak bunun mümkün olduğunu söyleyebilirim sizlere…

Ama maalesef ki bu yazdığıma benzer bir projeyi şu seçim sürecinde maalesef duymuş değilim. Lider ülke Türkiye olacaksak eğer, ülkede sanayi kadar tarım ve hayvancılığın da gelişmesini, sil baştan bir tarım politikası uygulayarak 10-20-50 yıllık tarım ve hayvancılık planları yaparak, üretimi arz ve talep dengesinde yaptırarak, her şeyden önce bu işi devlet eli ile iş bilenlerce yaptırıp, sadece olayı organize etmek ve denetlemekle kışın dahi 1 liraya en kaliteli domatesi yiyebileceğimiz bir Türkiye mümkün olabilir. Bu çok zor, imkânsız değil. Yeter ki yapılmak istensin ve yeter ki güçlü bir ekip ile ranttan çok üreticinin emeğinin düşünüldüğü bir sistem olsun.

Gerisi inanın çok kolay…

Gelecek hafta görüşünceye dek, hoşça kalın…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.