İsa Altun

İsa Altun

Yazarın Tüm Yazıları >

BİR ANI

A+A-

Yazılarımızı okuyan ve duyarlı davranan okuyucularımız duygu ve düşüncelerini bizimle paylaşmak adına e postayla bize iletilerini gönderiyorlar. Kimileri gözlemlerini, bazıları ise bizzat yaşadıklarını naklediyorlar. Sağ olsunlar. Bilgi paylaşılırsa güzel ve anlamlı. Bize de bu gelen yazıları paylaşmak düşer. İsmini vermek istemeyen genç kardeşimiz sadece isminin baş harflerinin yazılmasını arzu etmiş. Bize bloğundan bir kesit göndermiş.İzninizle paylaşmak istiyorum: ‘Son dönemlerde hep öğrenmek istediğim bir mevzu vardı ve aklıma takılan bir soru için AMATEM e gitmem gerekiyordu. Bilmeyenler için belirtelim, AMATEM alkol ve Madde bağımlılığı tedavisi için kurulmuş özel bir merkez. Burada alkol, eroin, kokain, bali, tiner, esrar gibi maddelere bağımlı hale gelmiş kişilerin tedavileri ve rehabilitasyonları amaçlanıyor. Konusunda uzmanlaşmış psikiyatrisiler, psikologlar burada görev yapıyor. Oldum olası madde bağımlıları ve madde bağımlılığı ilgimi çekmiştir. Fırsatı bulmuşken orada tanıştığım doktorları elbette soru yağmuruna tuttum ve bazı bakış açıları geliştirdim.

Uyuşturucu kullanımı dendiğinde nedense benim aklıma ilk olarak diskolarda barlarda eğlenen zengin çılgın gençlik gelirdi. Evet, bağımlılar arasında bu tipler de yok değil. Ama öyle görünüyor ki, eroin gibi ağır uyuşturucuları kullananlar İstanbul, Ankara yüksek sosyetesinin zengin geçlerinden daha çok, Gaziantep, Van ve Adana’nın çocukları. varoşların sokaklarında kaybolup giden körpecik zihinler en çok verdiğimiz kurbanlar.

Öğrendiğime göre talep çok yatak sayısı azmış. Yatan hastaların ortalama 21 gün kalması uygun bulunuyormuş. Ancak bazıları bu süreyi tamamlamadan kaçıyor, bazıları da kurallara uymadığı için kovuluyormuş. Gelen hastaların çoğu zaten bırakmak isteyen gönüllü hastalar. Bazıları ailelerin zoruyla getiriliyor, bazıları da mahkeme kararıyla yatırılıyor. Madde kullanımı ile suç işleme arasında çok sıkı bir ilişki olduğundan, aralarında cezai işlem görmüş olanlar da varmış. Uyuşturucu kullanıcısı bir suçlu hakim tarafından bazen hapis yerine AMATEM e gönderiliyor ve rehabilitasyonu amaçlanıyor. Suçlu hastaların çoğu bu durumdan memnun, ancak madde kullanmayı bırakmaya zaten niyet etmediklerinden, tedavi çok ta başarılı olamıyor.

Doktorun normal muayene sırasında sorduğu ‘Ne işle meşgulsün?’ sorusuna ‘Gasp’ diye cevap veren, bunu nerdeyse meslek olarak kabullenmiş bir grup insanın topluma kazandırılması oldukça güç bir uğraş.

Alkol bağımlılığı tedavisi için gelenler arasında gönüllü olanların oranı daha fazlaymış. Genellikle bu grupta yaş ortalaması da daha yüksek. Kokain eroin gibi madde bağımlıları 20-30 yaş arasında yaygınken, 20 yaşın altında bali tiner esrar, extacy bağımlılığı daha sık görülmekte. Bağımlılıkta birden fazla maddenin kullanıldığı durumlar da oldukça yaygın.

Madde bağımlılığını ve toplumdaki varlığını yok sayıp gözlerimizi kapatmak hiçbir şeyi değiştirmiyor. Tam tersine gözümüzü açıp, sebeplerini, sonuçlarını bilmeli ve araştırmalıyız.

Çocuklarımızın psikolojisini, arkadaş çevresini, ihtiyaçlarını yakından takip etmeliyiz. Onlara madde teklif edildiğinde ‘Hayır’ demenin çok daha cesurca olduğunu anlatmalıyız.

Sigara ve alkol ile başlayan ufak tefek masum gibi görünen alışkanlıklar zayıf tarafından yakalayınca insanı bir girdabın içine doğru çekebiliyor. Önce ayda yılda bir alınan extacy hapının zararsız olduğu, bağımlılık yapmayacağı düşünülüyor. Sonra arkadaş grubunun da teşvikiyle muhtemelen kafalar da zaten biraz çakır keyifken başka haplar veya maddeler denenmeye başlanıyor. Bazı çocukların limiti, freni yoktur.

Tam gaz dalabiliyorlar ve neyin içine daldıklarını fark ettiklerinde çok geç olabiliyor. Hikâyede madalyonun bir de diğer yüzü var elbette. Daha ucuz, erişimi kolay tiner bali gibi maddeler gelir düzeyi düşük olanlar arasında tercih ediliyor. Mobilyacıda çalışan bir çocuk bu maddelere hiç para vermeden dahi ulaşabiliyor.

Beyin fonksiyonları ve beden üzerine uyuşturucuların verdiği zararlar çok farklı ve ürkütücü olabiliyor. Aslında yazık olan o pırıl pırıl beyinlerin kendi kendilerini tüketip yok ediyor olmaları. Kim bilir, arkadaş çevrem, ailem daha farklı olsaydı ben de çok rahatlıkla bir bağımlı olabilirdim. Lise ve üniversite hayatım boyunca hiç uyuşturucu kullanan arkadaşım olmadığı gibi, bu tiplerin sadece gençleri korkutmak için çekilen filmlerde olacağını düşünürdüm.

 

Şanslıymışım, hayatın en zor dönemlerinde, karakterin oluşum aşamalarında tanışmamışım madde bağımlılığıyla. (Sigara hariç maalesef). Acaba günümüz gençleri benim kadar şanslı mı? Ya da soru şu olmalı..bu işi şansa bırakmak yerine daha etkili bir takım önlemler almak gerekmiyor mu? ’

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.