1. YAZARLAR

  2. Mehmet Nacar

  3. AVRUPALI GAZİANTEP
Mehmet Nacar

Mehmet Nacar

Yazarın Tüm Yazıları >

AVRUPALI GAZİANTEP

A+A-

Kurtuluş savaşı ve Gaziantep Savunmasında kendini dışardan hiçbir yardım almadan savunmuş, yine tek başına Fransa devletini yenmiş bir şehir Gaziantep.

Şimdiki hali ise içler acısı.

Bütün caddelerinin ikişer şeritleri parkomat adıyla araç sahiplerine kiralanarak otopark haline getirildi. Bunu yapanların trafik keşmekeşinden söz etmeleri komik olmuyor mu?

Bütün kaldırımlar da otopark. Araç sahipleri kaldırımlara dikey park ettikleri araçlarını güvene alırken yayalar araç yollarından yürümek zorunda.

Eskiden hırsızlığın da kendine göre bir şerefi vardı. Hırsızlar kutsal mekânlarda hırsızlık yapmazdı. Şimdi ise Gaziantep’in soyulmayan camisi yok.

Esrar, eroin, ateş-buz ve adını bilmediğim birçok uyuşturucu maddeyi kentin her yerinden temin etmek mümkün. Uyuşturucu bağımlılarının ve satıcılarının sayısı bilinmiyor. Uyuşturucu kullanımı okul çağına inmiş durumda.

İlde bir genelev vardı. Buralarda çalışan kadınlar tıbbi kontroldan geçirilirdi. Bir takım insanların cinsel ihtiyaçları buradan karşılanırdı. Kapatıldı ve binası yıkıldı.

Kentte mantar gibi çoğalan stüdyo dairelerin büyük çoğunluğu genelev gibi çalışmakta. Tıbbi kontroldan uzak ve cinsel hastalıkların kaynağı durumunda.

Ayrıca kentin her yerinde fuhuş almış başını gitmiş. Parklar, bahçeler, bağ evleri, otoban… müşteri arayan hayat kadınlarıyla dolu.

Kumar ve kumarhaneler eskiden de vardı ama bu kadar yoğun değildi.

Eskiden havai fişek patlatanlar genelde saat 22 den önce patlatırdı. Şimdilerde saati yok. Gece saat 02 de havai fişek patlatanlar olmakta.

Silah derseniz tümüyle serbest hale geldi. Çoğunlukla gece saat 23 den sonra her yerden silah sesleri gelmekte. Evimin bulunduğu yerde ortalama haftada bir silah atılmakta.

Trafik de sırada ama trafiği başka bir yazımda anlatacağım. Yalnız yüz metrelik yere beş kilometre dolaşmadan geçmek mümkün değil.

Kentte her gün cinayetler işleniyor. Mesela yazıyı yazdığım gün gazetemizdeki bir haberde motoru iyi tamir edilmeyen müşteri tamirciyi vurmuştu. Aynı gün gelin kayınpederini öldürdü.

İşsizlik görünürde % 10 larda gerçekte ise % 20 lerde seyrediyor.

Geçim sıkıntısı yüzünden boşanmalar had safhada.

Gastronomi kenti olduk ya. Olmaz olaydık. Lokantalarda yemek ücretleri ateş pahası. Ünlü cağırtlak kebabı yerini nohut dürümüne bıraktı. Halk nohut dürümünden daha ucuz bir şeylerle doyma arayışında.

Öğretmenevi yalnız adında kalmış bir öğretmenevimiz var. Tabir caizse Ringonun ahırına dönmüş. Öğretmenden başka herkes konaklamakta. Bahçesi ise emekli, geçim sıkıntısı çeken, canından bezmiş emekli öğretmenlerin dinlenme alanı. İşte bu öğretmen evinin lokanta bölümü arkeoloji enstitüsü olarak hizmet vermeye hazırlanıyor. Enstitüden sonra geri kalan kısımlar da satılacak gibi görünüyor.

Yeni öğretmen evi yapılıyor, diyeceksiniz. Şehir dışına yapılan bu eve emekli öğretmenlerin gidip oturması neredeyse olanaksız. Ayrıca birçok ilde birden çok öğretmenevi var. Ülkenin en büyük kentlerinden biri olan Gaziantep’te neden olmasın?

Resmi rakamlara göre beş yüz bin civarında Suriyeli göçmene sahibiz. Gerçek rakamlar bunun iki katı. Sokaklarda Türkçe konuşana rastlayınca sevinir hale geldik. Suriyeli göçmenler bu yurdun gerçek ve vefalı yurttaşlarından daha üstün bir ırk olmalı ki farklı ve üstün muamele görmekte. Onlara her şey bedava. Gerçek Gazianteplilere her şey paralı.

Okullarımız yarı yarıya Suriyeli çocuk okutmakta. Egitim öğretim Arapça ve öğretmenler de Arap… Atatürk’ün Türkiye’sine yakışmayan bir durum.

Bu konuda yazılacak daha çok olumsuzluklar var. Bu kadarı yeter diyeyim.

Gelelim Gaziantep’in diğer yüzüne;

Birileri Gaziantep için ‘’Avrupa Kenti’’ demişti.

Gaziantep zengin sanayici ve iş adamları, üst düzey bürokratlar, her şeyi güllük gülistanlık gören belediyeler için Avrupa Kenti gibi görünebilir. Onların yaşadıkları hayat ve yaşadıkları yer Avrupa kenti ayarında yerler olabilir.

Avrupa kenti değil de ABD’nin kumarhaneleriyle ve adli olaylarıyla ünlü Şikago’suna benzeme ihtimali var(!).

Acaba halkın ezici çoğunluğunun yaşadığı mahallelerden haberleri var mı? Bence yok. Onlar kenti nasıl hayal ediyorlarsa öyle görüyorlar.

Kentin gerçeklerini ne zaman görecekleri ise meçhul.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum