1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. ARADAKİ FARK O KADAR BÜYÜK Kİ..
ARADAKİ FARK O KADAR BÜYÜK Kİ..

ARADAKİ FARK O KADAR BÜYÜK Kİ..

Bayram öncesi sizlerle Almanya'dan yazan Sinan Tütüncüler'in gönderdiği gözlemlerini ve kıyaslamasını paylaşmak istiyorum.. Aslında Almanya'ya gittiğimde...

A+A-

Bayram öncesi sizlerle Almanya'dan yazan Sinan Tütüncüler'in gönderdiği gözlemlerini ve kıyaslamasını paylaşmak istiyorum.. Aslında Almanya'ya gittiğimde bende yapmıştım aynı tespitleri.. Yıl galiba 1991 veya 1992 idi.. İlk kez gittiğim bu ülkede bir hafta içinde yaşadıklarımı ve gözlemlerimi birlikte olduğum arkadaş grubuna şu sözlerle dile getirmiş ve  "Yahu biz Türkiye'nin ve yaşadığımız şehir Gaziantep'in böyle olmasını isteyip duruyorduk, meğerse burada herşey yerli yerindeymiş" demiştim.. Aradan ne kadar yıl geçmiş, şimdi Sinan Tütüncüler'in yazısını okuyunca hatırladım.. Neyse uzatmaya gerek yok.. Okuyun ve yorumunuzu, değerlendirmenizi ona göre yapın..

 

7 ŞEHRİNDE ALMANYA GÖZLEMİM

 

Almanya seyahatim boyunca, gördüklerimi fotoğraflar eşliğinde facebook sayfamdan paylaştım. Ama birde görmediklerim vardı. Onları da, dönüş yaptıktan sonra paylaşmak istedim…

 

İşte yurt dışı seyahatimde göremediklerim;

 

1- Yaklaşık 7 kent gezdim. Bu kentlerin bir kaçının ilçe sayılabilecek yerleşimlerinde de bulundum. Ancak belediye teşkilatına sahip bu kentlerin hiçbirinde, belediye başkanının isminin yazılı olduğu bir afiş, billboard, pankart, dijital reklam vb görmedim. En çok kaldığım Köln’ün belediye başkanının ismini bile öğrenemedim. Hatta belediyeye ait “Köln Belediyesi Çalışıyor” benzeri, belediyenin faaliyetlerini tanıtan bir çalışmaya bile denk gelmedim. Almanya’da yerleşik ev sahiplerim, belediye başkanının ismini, her yerde görülecek afişlere yazması durumunda, bir sonraki seçimde seçilmesinin mümkün olmadığını söylediler. Belediye başkanının ismini bir kenara bırakacak bile olsak, ülkenin başbakanı, cumhurbaşkanı veya herhangi bir siyasi yapısını temsil eden bir afiş, pankart vb göremedim. Sorduğum zaman, siyasete dair tüm tanıtım işlerinin seçimden bir hafta önce başladığı ve seçim günü sona erdiği, o tarih dışında herhangi bir siyasi tanıtım faaliyeti yapılmadığı söylendi.

 

2- Otobanlarda ve şehirlerarası yollarda oldukça mesafe aldım. Burada görmediğim şey ise şehirlerarası otobüsler oldu. “Galiba Mercedes Benz ve Man firmaları yalnızca Türkiye için otobüs üretiyorlar” diye düşündüm. Gördüğüm birkaç otobüs ise sadece turist ve kafile taşıyan otobüslerdi. Refakatçilerime bunun nedenini sorduğumda, trenin hızının ve yaygınlığının otobüs ulaşımını anlamsız kıldığını söylediler. Ancak şunu söyleyebilirim ki, şehirlerarası taşıma yapan otobüsler olmasa da otobanlar yine de yoğun.

3- Şehir içi trafikte görmediğim şey ise öğrenci servisleri oldu. Bunu okul çıkışlarında öğrencileri yürürken, bisiklet sürerken ya da paten kayarken gördüğümde fark ettim. Okulların önünde hiç servis olmamasına dikkat ettim ve refakatçilerime sorduğumda Almanya’da öğrenci servisi olmadığını söylediler. Ben de yaptığım seyahatlerde, içinde öğrenci taşıyan hiçbir araç görmedim.

4- Yine trafikten devam edecek olursak, bu sefer görmediğim değil duymadığım bir şeyden bahsedeceğim. Trafikte olduğum dönemlerde korna sesi duymadım. Sanki Almanya’da araç imal edilirken, araca korna koymayı unutmuşlar. Araçlarda yüksek sesle müzik dinlendiğini, aşırı gaza yüklenildiğini, acı fren yapıldığını da görmedim. İnsanlar trafikte oldukça sakinler.

5- Kaldığım bölge kırsal yerleşim sınıfına giren ve müstakil evlerden oluşan bir bölgeydi. Bahsedeceğim tespitimi şehir içinde fazla gözlemedim. Yalnızca bulunduğum bölgeye ait bir gözlem. Evlerin giriş ve birinci katlarında yer alan pencere ve balkonlarının demir parmaklık ile kapatıldığını görmedim. Kapılar ise oldukça sıradan, cam, metal ve ahşap kapılar. Benim kaldığım evin ana kapısı camlıydı. Ama hırsıza karşı özel bir önlem alma ihtiyacı duymamışlardı. Refakatçilerime sorduğumda, sık olmamakla birlikte zaman zaman hırsızlık olayları ile karşılaşıldığını ama bunun önlem almayı gerektirecek yoğunlukta olmadığını söylediler. Hırsızlık olaylarının büyük çoğunluğu polis tarafından çözülüyormuş.

6- Kamu ortak kullanım alanlarında, evlerde ve işyerlerinde dini simgelere hemen hemen rastlamadım. Hristiyanlar tarafından sıklıkla kullanıldığını bildiğim haç, İsa ve Meryem Ana figürlerine kiliseler haricinde hemen hemen denk gelmedim. Tabi ki, evlerin ve işyerlerinin dışa açık kısımları için bu gözlemlerim. Yine arabaların üzerlerinde insanların fikir ve inanç tercihlerini belirten semboller görmedim. Anladığım kadarı ile Almanlar fikir ve inançlarını başkalarının gözüne sokmaktan pek hoşlanmıyorlar. (Bayrağı bu durumdan muaf tutuyorum. Özellikle Avrupa şampiyonasının olduğu dönemde bol miktarda Alman bayrağı ve az miktarda da olsa diğer ülke bayraklarını gördüm.) Hristiyanlığa dair simgeleri kiliseler haricinden çok görmememe karşın, Köln'ün Almanya'da Hristiyan Demokratların daha güçlü olduğu bir şehir olduğunu öğrendim. Yani dini sembollerin azlığı inançsızlıklarından değil, inançlarını sergileme ihtiyacı duymamalarından.

7- Almanya’da çok fazla köpek gördüm. Ama bunların tamamı sahipli köpeklerdi. Sokakta başı boş gezen köpek görmedim. Hatta sokak kedisi de görmedim. Bu genel bir politikanın sonucu mu yoksa bana mı denk geldi emin değilim. Ayrıca bu durumun iyi ya da kötü bir şey olup olmadığından da emin değilim.

8- Bakımsız, sıvasız, boyasız ve çatısız ev görmedim. Gördüğüm evlerin büyük çoğunluğu bakımlı, estetik kaygılarla tasarlanmış dış cephe ve bahçelere sahipti.

9- Güneş görmedim. Biraz abartılı bir tespit olmakla beraber, Almanya’da kaldığım 11 günün, 1’si haricinde her gün yağmur yağdı ve her gün hava bulutluydu. 11 günde güneşi gördüğüm saat sayısı 10’u geçmez. Zaman zaman çok şiddetli yağışlar oldu. Sabah ve akşam vakitleri üşüyorduk ve asla yağmurluk ve şemsiye almadan dışarıya çıkamıyorduk. SİNAN TÜTÜNCÜLER

SARIGÜLLÜK'DE HIRSIZ VAR !!!!!!

 

Hamdi Arslanoğlu yazmış ve Sarıgüllük mahallesine dadanan hırsızlar yüzünden çaresiz kaldıklarını dile getirmiş.."hayırlı ramazanlar" diye başlayan mesajında, Sarıgüllük mahallesinde açılmadık dükkan soyulmadık ev az kalmadı"diyen Arslanoğlu, "vatandaş korku içerisinde, arabalar soyuluyor, işyerleri soyuluyor, evlere giriliyor... Milleti canından bezdirdiler inanın.. Ekseriyetle sabah saatinde vatandaşın derin uykusunda yapıyorlar. Sahurda biz kovaladık arabayla gelip dükkanlara giriyorlar. Medet Allahtan, sonra senden ne olur bunu dile getirin. saygılar sunuyorum iyi bayramlar"demiş.. Valla aslında sadece Hamdi Arslanoğlu değil, onlarca kişi arıyor bu hırsızlık yüzünden gazetemizi ve şahsımı..Polise başvuruyorlarmış ama verilen cevap "Yetişemiyoruz"oluyormuş.. Umarım bu konuda harekete geçilir diyor ve yetkililerin dikkatine sunuyorum..

 

 

HEPİNİZE İYİ BAYRAMLAR

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum