1. YAZARLAR

  2. Halit Ziya Biçer

  3. ANTEBİN BİYOGRAFİSİ VEYA RÖNTGENİ
Halit Ziya Biçer

Halit Ziya Biçer

Yazarın Tüm Yazıları >

ANTEBİN BİYOGRAFİSİ VEYA RÖNTGENİ

A+A-

İkinci Yazı

Bir de Antepin “soluk borularının grafiğine” bakalım;

Antepin “Garbi Yeli”ni bilmeyenler binlerce yıldır bu ozon rüzgârını soludular; onunla beslendiler; onun nefes verdiği otlaklarda beslenen davarların etlerinden kebaplar pişirip kokusunu dünyaya saldılar; Kekik balı, Zahter çayı içtiler; fıstıkları mor dağları fıstık doldurdular; halis Araplardan güçlü küheylan atlar beslediler, Arap atlarına rakip oldular.

Ozon hakkında fazla bilgisi olmayanlar “ozon tabakası delindi “ diye bilim adamlarını atmosferimiz ve ona bağlı dengeli hayatımızın “tehlikeli sinyalleri verdiği” olayını bir hatırlasınlar.

Bu şehre tanrı çok kesif bir şekilde ozon neşreden böyle bir dağ armağan etmişken bize ne olmuş ta böyle bir nimetle aramıza beton duvarlar, yapay mânialar veya perdeler örtmüşüz. Bu nimetten mahrum bazı ülkelerde ozon tedavisi diye klinikler açmışlar. Bu pahalı tedavi ile üst düzey insanlarını seans seans bu sağlıklı tedaviye sokmuşlardır. Biz Antepliler ise Tanrının ihsan ettiği bu ozon rüzgârları veya tabakası içinde, “O mahiler ki derya içredirler, deryayı bilmezler” durumuna düşmüşüz.

Batıdan esen bu şifalı Antepe has ozon rüzgârları için ilk münakaşa şehrimiz Sigorta Hastanesi inşa edilirken ortaya çıkmıştır. Bu hastanenin yapılacağı yer çevresi kıpkızıl verimli felhan topraktır. Her nasılsa oraya böyle bir sağlık yurdu gerekli görülmüş inşaatına başlanmıştır. Bir müracaat sebebiyle ben fotoğrafçı olarak oraya çağrıldım hatta fotoğraf çekerken çıktığım çatıda mahsur kaldığım için bu olayı daha iyi hatırlıyorum. Çektiğim fotoğrafların ne için kullanılacağını sorduğumda bu fotoğrafların hastane binasını yanlış konuşlandığı ve “Garbi rüzgârların” şehre esmesini engellediği iddiası hakkında olduğunu öğrendim. Yani o bomboş arazide kibrit kutusu kadar kalan bir yapının ne olup ta biraz yan firik yapıldığı için bu rüzgârı önlediğine varın şahit olun.

Antepli işte böyledir.

Toprağına düşkün olduğu gibi havasına, oksijenine, ozonuna da düşkündür. İtiraz eder, münakaşa eder, uğraş verir. Ama gel görelim “O“ Antepliler sanki birden yok oluverirler. O semt birden binlerce beton sarp yapılarla doluverir.

Şimdide bütün bunlar yetmezmiş gibi, DDY arazisine sulanılmakta tek ozon arterimiz bu hayati kanalımız kim bilir ne için kimler için bir takım bina dediğimiz moloz yığınları ile doldurulmak istenmektedir. Bu demir yolları ile ebediyen açık kalacak bu Kavaklık, Alleben, Sacur hattımız o kadar esintili ve o kadar şehrin kirli havasını tazeleyecek bir karakterdedir ki inanmayanlar İstasyon Caddesi boyunca orta refüj de yer alan Çınar ağaçlarına bir şakül veya gönye tutarak baksınlar. O cadde açıldığı zaman bu gencecik fidanlar esintiden bir türlü bellerini doğrultamadılar. Hep aziz bedenler bir ibre gibi batıdan doğuya yatıp kaldı. O zaman bir dergide bu olayı fotoğraflamış yayınlamıştır. Şimdide bakarsanız o yana yatık bedenler üzerine ozon esintisi kesildiği için yukarı doğru, dimdik uzanan yeni bedenler görürsünüz. O zaman bir ilgilinin ifade ettiği gibi, bu bedenler bizim hayatı sağlık ibrelerimizdir.

Bu veciz ifade sık sık tekrarlanmakla birlikte maalesef iş rüzgâr veya sergüzeşt emellerle kurban edilmektedir. Antepin biyolojik çehresi ve grafiği şimdilik budur.


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.