Ökkeş Özekşi - Haftaya Bakış

Ökkeş Özekşi - Haftaya Bakış

Yazarın Tüm Yazıları >

AKIL TUTULMASI

A+A-

Türkiye ne kadar değişti ise, Gaziantep ondan daha fazla değişti. Artık eski Türkiye yok ise, eski Gaziantep hiç yok.

İnsanların elinden gelse birbirinin boğazını sıkacağı nokta getirilmesi, saygı ve sevgi kavramının çöpe atılması, kendisi gibi düşünmüyorsa onu adeta düşman görmesi, hayra alamet bir gidişat değil sevgili okurlarımız.

2020 Olimpiyatlarının İstanbul'da yapılması adına ülke olarak verilen mücadelenin bile bütünleşme yerine parçalanmanın görüntülerini vermesi, güzelim Türkiyemizin artık  yönetenleriyle, vatandaşları ve siyasileriyle toptan akıl tutulması yaşadığını net bir şekilde ortaya çıkardı. Bunun belgesini ise spor bakanının, İstanbul yerine Tokyo'da karar kılınmasından sonra "Türkiye'de kına kalmamış"sözleri oluşturdu. İnsan "Pes" diyor yani. Bunu tahrik unsuru sayarak spor bakanını veya öyle düşünenleri haklı görmeye çalışanlar için söyleyeceğim fazla bir şey yok. Çünkü ülkeyi kutuplara ayırmak, insanlarla alay etmeye kalkışmak, küçük görme hastalığına tutulmak, iktidarın verdiği gücün arkasına sığınıp kaba tabirle şımarmak nasıl bir duygu ise, başkalarının size karşı besledikleri duyguda aynısıdır. Bu ülkenin acilen sağduyulu bir büyüğe ihtiyacı vardır. Aksi takdirde bu gidişat gidişat değildir.

SÖYLEYECEKLERİM GAZİANTEPSPOR İÇİN DEĞİL

Evet, yukarıda söylediklerim sadece bir spor organizasyonu sonucu yaşananlardır. Gaziantep için de çok iyimser değilim. Yalnız söyleyeceklerim Gaziantepspor için değildir. Ben Gaziantepspor için zamanında yeterince söyledim, yazdım. Bunun karşılığında tehdit edildim, saldırıya uğradım, mahkemelere verildim, hatta ırkçılıkla suçlandım. Daha birde örgütçü yaptılar beni ve bazı insanları. O zamanda bana yapılan saldırılar için ağzını açmayanlar, sesini çıkarmayanlar, tepki vermeyenler, hatta onlarla sarmaş dolaş olup ormanda piknik yapanlar, bürokratları ve milletvekillerini bu ilişkiye alet edenler, şimdilerde yıllar önce benim söylediklerimden daha beterini söyleseler de, inanın hiç ilgimi çekmiyor. Arşivler yalan söylemez, açsınlar baksınlar, ne yazmış isem, hepsi tek tek çıkmıştır. Onun için gelinen nokta benim nazarımda etkisini yitirmiştir. Bu gerçeği bilen vatandaşların önemli kısmının, Gaziantepspor Başkanına gitsin diyenlere bakış açısı FLU'dur. Çünkü bunları söyleyenler kulübe sahip çıkması gereken zamanda, tam tersini yaparak kulübü zarara uğratanlarla kolkola girmişlerdir. Hatta yargıyı bile zorda bırakacak konuşmalar yapmışlardır. Mağdur edilen Gaziantepspor'u savunacak bir avukat bile tutmamışlardır.

GÖÇ DERKEN SURİYELİ BASKINI

Evet. Bu küçük ayrıntıyı dile getirerek, asıl söyleyeceklerime dönelim isterseniz. Bilirsiniz, son 2 yıla kadar şehrimizin aşırı göç alması sonucu, kentlilik kimliğinden uzaklaştırılmaya başlandığını ve buna mutlaka çözüm aranması yönündeki endişelerimi aralıklı olarak dile getiriyorum. Bunu yazıyordum, çünkü Gaziantep tarihi ve kültürel yönü ağırlıklı olan kahramanlar çıkarmış kimlikli bir kentti. Ve bu kentte doğanlar, yaşayanlar kentin kimliğini koruma adına çok hassas davranıyorlardı. Kente elbette göç olacaktı, ama bu göçün kent kimliğini bozacak etkiye ulaşmaması gerekti. Maalesef o yıllarda vilayet, belediyeler ve STK'lar bu konuda seyirci kaldı. Çözümler üretmekten kaçınıldı. Siyasiler de kimlikli kentin geleceğini hesaba katmadan gelen göçü oy deposu olarak görmeye başlayınca, Gaziantep'in kimliği yavaş yavaş kaybolmaya başladı. Asayiş olayları iyice çoğalmaya, kenar semtlerde varoşların gettolara dönüşmesine seyirci kalınıldı. Parası olupta kent merkezlerine ve imarlı kesime gelenlerin ise, kendi geleneklerini birazda baskıcı ve zorlayıcı yönüyle yaşadıkları mekanlarda hissettirmeye başlayınca, kentlilik yaşamı dumura uğratıldı. Gelenlerin bir kısmı uyum sağlayabildi, kentli dostluklar edindi, gerek iş gereksede sosyal yaşamında kentlilik bilinci ile hareket etmeye başladı. Ailesi, çocukları kent kültürünü benimsedi. Ama bunların çok küçük bir kesim olarak kaldığını söylemeliyiz.

SAVAŞARAK DEĞİL MASADA ÇÖZÜM

Gaziantep'in kimlikli kent havası son 2 yılda tamamen kayboldu. Çünkü bu kez Suriye'de yaşanan olaylar nedeniyle şehre inanılmaz bir sığınmacı dalgası geldi. Bunlarla beraber ne oldukları, kim oldukları anlaşılmayan insanlar şehirde cirit atmaya başladı. Oteller turistler yerine ajanlarla dolarken, şehrin her bölgesine akın akın Suriyeli yerleşti. Konteynır ve çadır kentler kurmak yeterli olmadı. Paragöz ev sahipleri masum kiracılarını çıkartıp, yüksek fiyatlarla evlerini kiraya verdi. Ev fiyatları arttı. Şehirde asayiş yönlü can sıkıcı gelişmeler olmaya başladı. Neyse ki, bu konuda Gaziantep Emniyeti ciddi bir çalışma içine girdi de, olaylar münferit hale dönüştürüldü. Ama nereye kadar. Çünkü son gelişme ile şehre gelenler artık kontrolden çıktı. Hele Suriye'ye savaş durumuna girilmesi, şehirde yaşayan herkesi endişelendirmeye başladı.

Şu bir gerçek ki, bizim duygularımızı Ankara'dakiler dahil sınırdan uzak şehirde yaşayanlar asla anlayamaz. Buna birde bu işleri sanal bir savaş gibi görenleri de eklemek lazım. Şimdi Suriye'yi vuralım, girelim diyenler, Allah göstermesin yarın Gaziantep'e bir bomba düştüğünde en başta kaçanlar arasında olacaktır. Bu konuda söyleyecek ve yazacak çok şeyler var. Ancak söyleyeceğimiz tek şey; Sınır bölgesindeki kentin bir yaşayanı olarak, Suriye ile savaşarak çözüm yerine masaya oturarak çözümden yana olduğumuzun bilinmesini istiyoruz.

BEYKENT BÖLGESİ ŞEHRE NEFES ALDIRACAK

Geçen hafta gündeme getirmiş ve Organize Sanayi Bölgesi'nin hemen yanıbaşındaki bu bölgeye el atılması gerektiğini ifade etmiştim. Organizede çalışan onbinlerce işçinin bu bölgeye yapılacak olan toplu konutlarda ikamet edilmesi halinde, şehrin trafik yükünden kurtulabileceğini dile getirmiş, OSB yönetimini ve Milletvekillerini buraya el atmaya çağırmıştım. AK Parti Milletvekili Sayın Halil Mazıcıoğlu hemen aradı ve burasıyla ilgili çalışmaları olduğunu söyledi. Hatta Çevre Şehircilik İl Müdürü'yle birlikte bu bölgeye gidip inceleme yaptıklarını belirtti. Ardından en önemli isim OSB Başkanı Sayın Cahit Nakıpoğlu aradı ve bu bölge ile ilgilendiklerini ama sonuç konusunda olumlu bir gidişat göremediklerini belirtti.

Anlaşılan o ki, Beykent Bölgesi özellikle OSB'nin işçi ve personel yükünün tam ilacı. Zaten Şehitkamil Belediyesi Beykent'i OSB'ye bağlayan 50 metre genişliğindeki yolun çalışmasını çoktan başlatmış. Geriye, başta Sayın Fatma Şahin olmak üzere bu şehrin milletvekilleri arkadaşlarımızın kolları sıvaması kalıyor.Umuyorum Sayın Fatma Şahin bu konuyu iyi anlatıldığı takdirde hemen hayata geçirmek isteyecektir. Tabii milletvekilleri arkadaşlarımı yanına alarak...

SAFAŞEHİR'DE OTURANLARI İYİ ANLAMAK LAZIM

Sam olayı ile birleştirilince, sanki farklı amaçlar çıkarıldı. Oysa hepsi de aklıbaşında, şehrimize hizmet veren özellikle sağlık dünyasında canlarımızı emanet ettiğimiz insanlar. hepsi de namusuyla çalışıyor, vergilerini veriyor, ülkeye hizmet ediyor. Tek dertleri oturdukları Safaşehir'deki evlerinin alt yapılarını tamamlatmak. Zaten Sam ve İbrahimli olayını da bunun için katmışlar açıklamalarına. Haklılar, çünkü "Kardeşim sen elinin altında küçücük Safaşehir'in altyapısını bile tamamlamaz iken, şehrin büyük büyük bölgelerini imara açmaya kalkışma. Önce elindeki cevizi bir kır görelim"diyorlar. Ve bunları ifade ediş biçimi olarak da, aşağıda yazdıkları açıklamayı herkesin okumasını istiyorlar. Gelin birlikte okuyalım: 

"Sayın Özekşi. Bizler Sam Mezrası içinde yer alan Safaşehir'de yaptırdığımız bir sitede ikamet ediyoruz. Başpınar Doktorlar Konut Yapı Kooperatifi adıyla kurulan bir kooperatif aracılığıyla yaptırılan bu sitede büyük çoğunluğu Sani Konukoğlu Hastanesi'nde ve GAZÜ Tıp Fakültesi'nde görev yapan hekimler ve az sayıda da hekim arkadaşlarımızın arkadaşlarından oluşan site sakinleri olarak ikamet ediyoruz. Öte yandan aynı bölgede başka kooperatifler aracılığıyla yaptırılan ve yaklaşık 120 ailenin halen ikamet ettiği başka yapılaşmalar da mevcut. Bu yapılaşmalar yaklaşık 12 yıl önce o zaman ki Şehitkamil ilçe Belediye başkanı döneminde "Uydu kent"olarak planlanan ve 1/1000 lik imarı mevcut olan araziler üzerinde gerçekleştirilmiş idi. Bizler "devlette devamlılık esastır" düşüncesiyle ve gayet safiyane şekilde daha sonra görev alan belediye başkanlarından bu bölgenin gelişimine katkılarını bekledik.Ama 12 yıl bekledik. Bizlerin tüm gayretimize ve inşaatımızı bitirmemize rağmen son 10 yıllık süreç içinde doğalgaz v.b. Alt yapı faaliyetleri için gerekli imar değişikliği daha sonra görev alan belediye başkanları döneminde de gerçekleştirilmedi ve engellendi. Üstelik her yıl yaklaşık 1000 TL/üye başı üzerinde emlak vergisi ödediğimiz belediyeden yol, kanalizasyon, doğalgaz v.b. hiçbir belediye hizmeti alamadığımız halde 3-4 yıldır bu vergiyi ödüyoruz. Bizim yaptığımız araştırmalar sonucunda bunda temel etkenin, sayın milletvekilimize verilen bilgilerin aksine burada yapılacak imar değişikliğinin Yamaçtepe ve İbrahimli 2 bölgesinde çok büyük arsaları olan ve siyasi uzantıları olduğu da söylenen arsa spekülatörlerinin Sam Mezrası planının Belediye Meclisi'nden geçmesiyle bu bölgede yer alan arsalarının fiyatlarının düşeceği endişesiyle Sayın Başbakanı bile işin içine katabilecek kadar büyük çaba içinde oldukları gerçeği olduğunu gördük. Sam Mezrası'nda yapılacak imar değişikliğinin sözkonusu Yamaçtepe ve İbrahimli 2 alanından sağlanabilecek rantı engelleyebileceği düşünülerek, eğer doğru ise Sayın Başbakanımız, ve Belediye Meclis üyeleri yanıltılmaktadır.Yani Gaziantep'de arsa fiyatlarının düşmesini istemeyen arsa rantiyecileri başka işi yokmuş gibi Sayın Başbakan'ın adını da bu işe bulaştırmaya çalışmaktadırlar.

Gaziantep arsa rantiyeciliği gelişmiş bir ilimiz. Bu bakımdan Sam Mezrasında da il içindeki başka bölgelerde olduğu gibi rant sağlamak amacıyla arsa alıp satanlar olabilir.Ama bizim bildiğimiz kadarıyla o bölgedeki arazinin büyük bölümü köylüye bir bölümü de veraset yolu ile arazi sahibi olan vatandaşlara ait. Öte yandan gerçek Sam Mezrası yaklaşık 3-4 milyon m2'lik bir alanı kapsarken röportajda belirttildiği gibi bazı arsa rantiyecileri de gerçek Sam Mezrası bölgesinden çok daha uzak alanlarda yer alan çok daha geniş bir alan olası imar değişikliğinden yararlanmak için "Sam Mezrası" imar değişikliği planı içine dahil etmeye çalışmakta ya da değişik yollarla bu plan çerçevesi içine kendi arazilerini de sokmayı başarmışlardır. Bizim üyelerimizin ya da yakınlarının bilebildiğimiz kadarıyla bu bölgede sonradan edinilmiş 1m2 bile arsası mevcut değildir. 

Bizlerin bütün bu olup bitenlerden çıkardığımız sonuç, belediye kentde arsa fiyatlarını aşağı çekmek için yeni imar alanları oluşturarak arsa arzını artırmak gibi halisane görünümlü çaba içinde iken, rantiyeciler kendi arsalarının değer kaybını önlemek için bir başka bölgedeki olası imar değişikliğini önleme çabası içindedirler.Bu arada olan "Filler tepişirken çimenler ezilir" sözünü haklı çıkarırcasına yıllardır hiçbir belediye hizmeti almadan emlak vergisini ödeyen, alt yapı hizmetlerine kavuşmak için umudunu Sam Mezrası imar değişikliği planına bağlayan bizlere ve gerçek Sam Mezrası içinde yaşamlarını sürdüren yurttaşlara, yani "devedeki tüy" kadar kıymet-i harbiyesi olmayanlara oluyor. 

Safaşehir'de ikamet edenler ve edecekler olarak bizlerin Yamaçtepe ya da İbrahimli 2'nin imar planları ile ilgili olarak olumsuz önyargımız yok. Ancak Sam Mezrası için olumsuz düşünce içinde olanların Gaziantep'de arsa arzının azaltılmasının kimlere, hangi arsa spekülatörlerine yarayacağını, hangi arsa rantiyecilerinin bu yaklaşım sonucu akla sığmayacak ölçüde rant sağlayacağını görmelerini,bu sonucun yerel ve ulusal kamuoyunda ortaya çıkabilecek olumsuz yansımalarını göz ardı etmemeleri gerektiğine inanıyoruz. 

Yukarıda sözünü ettiğimiz rant kavgasının Sam Mezrası'ndaki olası gelişmeyi önleyebileceğini, orada yaşamlarını sürdürmeyi düşünen bizleri ilgili belediyelerin hizmetlerinden mahrum etmeye devam edeceği kuşkusu ile kamuoyunu ve konuyla ilgilenen siyasetçileri aydınlatabilirsiniz düşüncesiyle size bu yazıyı yazıyoruz.. Saygılar sunar,çalışmalarınızda başarılar dileriz. 

Safaşehir'de ikamet edenler adına ; Dr.Alper Serçelik, Doç.Dr.Mehmet Baştemir, Dr.Azmi Serin Faruk Özbudak, Dr.Sait Mavi, Dr.Hatem Kazımoğlu, Mehmet Küçükarslan, Ünal Görgülü, Orhan Akan, Dr.Fikret Besnili, Dr.Rıza Asil 

Hepinizi iyi haftalar...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.